Kaybetmek, bulmadığının işareti

Cemal Süreyya` nın "Ülke" isimli şiirinin dizelerinden birisi olan "ve kaybetmek daha güç bulamamaktan" başlığının altına yazmışım bir zamanlar(Temmuz 2004);

"varlığına alışılmış olanın gitmesi ile vücut bulan iç acıyı anlatır bir yazının son cümlesinden bir kuple. paragraf/yazı şu şekilde bitmeli sanki;

`...ve gittin. bir daha da dönmeyeceksin. seni arayışım ve en sonunda buluşum ile, sığınacak bir liman olmuştun bana. oysa gittin işte. dedim ya dönmeyeceksin de geriye. seni bulamadığım zamanlarım için bir üzüntüm yok, onlar güçlük değildi hiç. seni bulasıya kadar çok yerde dolaştım. çok yer gezdim, gördüm. her görüntü sana yaklaştırdı beni, bunu biliyordum. bulamadığımı düşündüğüm anlar sıkıntılı geçmedi. çünkü biliyordum senin var olduğunu bir yerlerde. en sonunda da umutlarım karşılığını buldu, seni buldum.

oysa şimdi, gittin. bir daha da dönmeyeceksin. seni yıllarca aramak ve bir türlü bulamamak değildi işte zor olan. kaybetmekti herşeyin en sonunda. seni istememek daha zor seni sevebilmekten ve kaybetmek daha güç bulamamaktan!`"


2004 yılı Temmuz ayında bu haldeymişim ama şimdi düşününce anlıyorum ki; kaybetmek daha güç değil aslında bulamamaktan. Kaybedilen aslında "bul"-ama-"mış" olduğundur. Aramaya devam etmen gerektiğine dair bir işarettir. Bir yandan sana "bul" diyen bir emir, bir yandan "ama" bağlaçlı sorular sorduran bir merak, bir yandan da geçmişin hesabını karıştırıp da yap"mış"tı/yap"mış"tım, san"mış"tı/san"mış"tım dedirten olgudur. Eh, dedik ya; "bul"/"ama"/"mış" olduğundur aslında kaybetmek.

Aslında aradığını bulmadığın için gitmiştir o: bulman için bir fırsat daha vermiştir sana. Geçmişin muhasebesini yaptıkça anlıyorum ki, o zamandaki bu yazım, içimdeki ümidin bitmesiymiş aslında. Ümidin bitmesi gibi bir şey söz konusu olabilir mi? O zamanlar düşünmemişim bunu; olmuş işte. Sonrasında gittiğim askerlik görevimde, bu konu üzerine düşünmek için çok fırsatım olmuştu. Giden; aslında, gelen için bir yer açıyor ve "beklediğin ben değilim, bak ne kadar mükemmel insanlar var" demek istiyordu belki de bana. Tabi bu güzel düşünceler o gidenlerde değil, daha üstteki bir varlıkta bulunan yansımalardı. Farkedememişim o zamanlar. Olsun!

Kaybetmeyeceğim O` nu artık. Ne o gidecek bir yere, ne de ben. Birbirimize verdiğimiz söz bu. Hastalıkta ve sağlıkta... Birbirimize, sadece "biz" olana... Ama, aramamın sona erdiğini asla düşünmüyorum. Çünkü şimdiki arama, yepyeni bir arama. "Acaba O` mu?" değil bu seferki aramanın başlangıç sorusu. "Acaba başka neler var?" diye arıyoruz birbirimizi/birbirimizin içini. İki ayrı hem de apayrı sorudaki tek ortak nokta "acaba"...

Şimdi önümüzde gördüğümüz tek engel üzerinde yaşadığımız dünya. Sonu nereye varacağı belli olan dünya. Ne demişti sahi rahmetli Muhlis Akarsu:

"...
Fani kurmuşsun temeli,
Bilmem sana ne demeli,
Koca Mustafa Kemal` i
Yedin gene doymadın mı ?

Dünya, dünya, yalan dünya.
Karnı büyük, obur dünya, doymadın mı ?"
 |  günlük  |  mirmirik  |  29.11.2006 00:00:00

Yorumlar Bu yazıya henüz yorum yapılmamış. İlk siz yapın.













Security Code


İsviçreli bilim insanlarının, yorumunuzu yapmadan önce, sitenin "Kullanım Koşulları"'ndaki Sitedeki Yorumlar bölümünü okumanızı tavsiye ettiklerini biliyor muydunuz?