<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>iş yaşamı Archives - mirmirik.net</title>
	<atom:link href="http://mirmirik.net/tag/is-yasami/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://mirmirik.net/tag/is-yasami/</link>
	<description>...bir başka kedi günlüğü</description>
	<lastBuildDate>Fri, 14 Dec 2018 11:38:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.5.2</generator>
	<item>
		<title>Yazılımcı maskesini çıkarıp yönetici olmak / III</title>
		<link>http://mirmirik.net/2018/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak-iii/</link>
					<comments>http://mirmirik.net/2018/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak-iii/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mirmirik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Feb 2018 17:00:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilişim Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[cto]]></category>
		<category><![CDATA[ekip yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[iş yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[proje yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[teknik lider]]></category>
		<category><![CDATA[yazılımcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://mirmirik.com/?p=1527</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Son yazının üstünden geçen dört aylık sürede siteye hiç dokunmamış olmamın verdiği hüzün ve üzüntü ile yazmaya başlıyorum&#8221; demek isterdim ama o yazıda da belirttiğim gibi bu gecikme, 2018 yılı Şubat ayı Mırmırık&#8217;ının değil, Ekim ve Kasım aylarının Mırmırık&#8217;larının suçu. Kısacası, ben ortama yeni geldim ve masumum. Görevi henüz devraldım ve bu konuda şu anda bu [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net/2018/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak-iii/">Yazılımcı maskesini çıkarıp yönetici olmak / III</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net">mirmirik.net</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;<a href="http://mirmirik.com/2017/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak-ii/">Son yazının</a> üstünden geçen dört aylık sürede siteye hiç dokunmamış olmamın verdiği hüzün ve üzüntü ile yazmaya başlıyorum&#8221; demek isterdim ama o yazıda da belirttiğim gibi bu gecikme, 2018 yılı Şubat ayı Mırmırık&#8217;ının değil, Ekim ve Kasım aylarının Mırmırık&#8217;larının suçu. Kısacası, ben ortama yeni geldim ve masumum. Görevi henüz devraldım ve bu konuda şu anda bu yazıyı yazmak dışında yapabileceğim bir şey yok. Yoğun ve çalkantılı bir dönemdi, çok işim vardı, duygusal iniş çıkışlar yaşadım, piyangodan para çıktığı için deli gibi gezdim dolaştım, &#8220;<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC1311997/?page=1">yazar tıkanıklığı</a>&#8221; yaşadım gibi saçma bahaneler öne sürmeyeceğim. Uzun lafın kısası, &#8220;üşendim&#8221;!</p>
<p>Kaldığımız yerden devam edelim. Bu yazıyı kısa tutup, &#8220;in your face March mirmirik&#8221; diyelim.</p>
<p>En son <a href="http://mirmirik.com/2017/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak-ii/">&#8220;Yazılımcı / Uzman yazılımcı&#8221; konusu</a>nda ahkam kesmiştim. Bu konuda ve öncesindeki <a href="http://mirmirik.com/2017/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak/">&#8220;Stajyer&#8221; ve &#8220;Jr. Yazılımcı&#8221; konuları</a>nda yazdıklarımda hala haklı olduğumu düşünüyorum. Bu konularda fikrimi değiştirecek bir gelişme göremedim geçtiğimiz dönemde. Bu yazının konusu da &#8220;Teknik lider&#8221; ya da &#8220;Ekip lideri&#8221; adı verilen titre ile ilgili olsun. İçimi bir dökeyim. Oradaydım, bu işi de yaptım.</p>
<p><strong>4. Teknik Lider, Ekip Lideri</strong></p>
<p><a href="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2018/01/PM_Kurt-1.jpeg"><img decoding="async" class="wp-image-1531 size-thumbnail alignleft" src="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2018/01/PM_Kurt-1-150x150.jpeg" alt="" width="150" height="150" /></a><span style="text-decoration: underline;">Gerçekler</span>: Ekip lideri / teknik lider kavramlarına bir açıklık getirmekte fayda var. Benim fikrimce, ekip lideri kod yazmayan, teknik konulara mümkün olduğu kadar uzak duran, daha çok ekibinin İK problemleri ve projelerin yürütülmesi ile uğraşan birisiyken; teknik lider tam tersine yazılımın mimarisi hakkında da söz sahibi olup, ilgili &#8220;core&#8221; kodları yazan, yazılımın ana şeklini oluşturan ve bu konularda da haleflerine yol gösterici olan kişidir. Evet, sevgili ülkemizde bu iki titre de ramazan çadırlarında dağıtılan yemeklere dönmüş olsa da, bu benim kişisel görüşüm. Yine önceki konuda belirttiğim, herkesin &#8220;senior olması&#8221; gibi kendisinden 1 ya da 2 yıl tecrübesiz herhangi iki kişi ile birlikte çalışan çoğu arkadaşım ya &#8220;ekip lideri&#8221; ya da &#8220;teknik lider&#8221; ve hatta çoğu zaman her ikisi birden oluyor.  Liderlik başlı başına çalışılması, üzerinde akıl yürütülmesi, ciddi anlamda &#8220;pişilmesi&#8221; gereken ve sosyal tarafı da ağır basan bir kavram iken hem ekibin hem de teknik gelişmelerin lideri olan arkadaşlar ile karşılaştıkça gözlerim doluyor (Tamamen yalan. Profesyonel bir empati yoksunu olarak hiç bir şey hissetmiyorum tabi ki).</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Gereken</span>: Benim, ekip ve teknik liderlik kavramları ile ilgili görüşüm şu şekilde görselleştirilebilir sanırım: <a href="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2018/02/Yazilimci_Maskesi_Drawings_key.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-1540 size-large" src="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2018/02/Yazilimci_Maskesi_Drawings_key-1024x331.jpg" alt="" width="640" height="207" srcset="http://mirmirik.net/mirmirFiles/2018/02/Yazilimci_Maskesi_Drawings_key-1024x331.jpg 1024w, http://mirmirik.net/mirmirFiles/2018/02/Yazilimci_Maskesi_Drawings_key-300x97.jpg 300w, http://mirmirik.net/mirmirFiles/2018/02/Yazilimci_Maskesi_Drawings_key-768x248.jpg 768w, http://mirmirik.net/mirmirFiles/2018/02/Yazilimci_Maskesi_Drawings_key.jpg 1596w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a></p>
<p>&#8216;<em>Teknik Lider</em>&#8216; dediğimiz kişi daha çok ekibin içinde olan ve geliştirmeye de yardımcı, &#8216;<em>Ekip Lideri</em>&#8216; ise geliştirme ekibinin görev tanımlarının biraz daha dışındaki bir kişi. Tabi ki teknik lider iş birimleri ile konuşuyor ve tabi ki ekip lideri de geliştirme ekibi ile dirsek temasında. Ancak her iki işi de yüklenmeye çalışınca -ya da işte, üst yönetim tarafından yükletilince- işler sarpa sarabiliyor. Atılması gereken adımların çoğunun yönetim kademesinden gelmesine inanıyorum yine. Tamam, uzman yazılımcı arkadaşlar yine liderlik için kendilerini zorlasın ama onlardaki yatkınlık seviyesini ölçemeyen ya da farkına varamayan yönetim kademesinin sırf &#8220;title dağıtmak ile&#8221; geleceğe yatırım yapmadığını bilmesinde fayda var.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Kişisel eklenti</span>: Çoğu zaman gördüğüm şu oldu. Şirkette uzun yıllardır bir projede çalışan arkadaşın niyeti/isteği/yeteneği göz ardı edilip sırf bir &#8220;title&#8221; vermek için, ekip lideri ünvanı veriliyor. Kadın (ya da adam) aslında teknik olarak profesyonel iken, üzerine bir de uğraşması gereken ve hiç de zevk almadığı onlarca İK problemi de ekleniyor. Bu durumun da iki çetrefilli derdi var. Teknik anlamdaki birisinin ne yazık ki &#8220;sosyal becerileri&#8221; biraz düşük olabiliyor (bende öyleydi diye herkeste olmak zorunda değil ama dediğim gibi: &#8216;gördüğüm bu&#8217;). Ekip lideri dediğimiz arkadaş da, proje yönetim, İK konuları, yönetimsel konularda doyurucu olsa bile, teknik konulara <a href="https://www.instagram.com/explore/tags/muffinbey/">#muffinbey</a>&#8216;in kırmızı ete duyduğu sevgi kadar uzakta durmayı seçebiliyor. Bu konu da hem onun geliştirme ekibi içindeki saygınlığını yerle bir ediyor hem de ekibi olması gerektiği gibi yönetemediği için verim kaybına sebep oluyor.</p>
<p>Bugün yaptığım işten mutsuz olsam, ben kurumsal bir yere döneyim, her ay maaşımı rahat rahat alayım, emeklim/sgk&#8217;m olsun baş göz olayım, evlenip çoluk çocuğa karışayım bari desem &#8220;teknik liderlik&#8221; yapabilme kapasitem bunca yıllık iş birikimime rağmen yok örneğin. Bugün teknik liderlik yapabilecek durumda hiç değilim, çünkü &#8220;bilmiyorum&#8221;. Günümüzün teknolojik gelişmelerine çoğu yazılımcı arkadaşım kadar yatkın değilim ne yazık ki. Uzun yıllardır yazılım projelerinde &#8220;hands-on&#8221; görev almadım ve bu bana teknik bilgi anlamında çok şey kaybettirdi. Öylesine bir seçim ile, R, React, NodeJS, Python, jQuery kütüphaneleri ve/veya geliştirme dillerini, Docker/AWS yapılarının veya bu dillerin avantaj ve dezavantajlarını, küçük performans ipuçlarını kişisel olarak deneyimlemediğim için &#8220;teknik anlamda&#8221; ekipteki arkadaşlara çok şey katamam. Ama &#8220;ekip lideri&#8221; olarak hala işe yarayabilirim. Çünkü bu konuya diğerinden daha çok eğildim ve bu konuda kendimi de eğittim. Ekipteki hangi arkadaş erkek ya da kız arkadaşından ayrılmış, kimin evinde ev arkadaşı (ya da ailesi) ile ilgili bir problem var, hangi &#8220;manager&#8221; pozisyonundaki ekipteki kime ne şekilde baskı yapıyor, kimin iş yerindeki çay yapım saatleri ile ilgili bir sıkıntısı var sorularının cevabı bende olmak zorunda (dedikodu ile ilgili değil bunlar) ve bu konuların hiçbirisinin benim NodeJS sunucusunun nasıl başlatılabileceği ya da yeni bir Conda ortamının nasıl kurulabileceği ile ilgisi yok (zevkli konular, o ayrı).</p>
<p>Biterken çalıyordu:</p>
<p><iframe title="Spotify Embed: What Are the Chances (Original Version)" style="border-radius: 12px" width="100%" height="152" frameborder="0" allowfullscreen allow="autoplay; clipboard-write; encrypted-media; fullscreen; picture-in-picture" loading="lazy" src="https://open.spotify.com/embed/track/2GbqycBcdZ4I8wRhtgOTsc?si=mr98zOgbRjedkgcBkB50cA&#038;utm_source=oembed"></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net/2018/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak-iii/">Yazılımcı maskesini çıkarıp yönetici olmak / III</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net">mirmirik.net</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://mirmirik.net/2018/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak-iii/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yazılımcı maskesini çıkarıp yönetici olmak / II</title>
		<link>http://mirmirik.net/2017/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak-ii/</link>
					<comments>http://mirmirik.net/2017/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak-ii/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mirmirik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Sep 2017 15:44:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilişim Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[cto]]></category>
		<category><![CDATA[ekip yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[iş yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[proje yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[yazılım]]></category>
		<category><![CDATA[yazılımcı]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://mirmirik.com/?p=1509</guid>

					<description><![CDATA[<p>Başlangıç notu: Ağustos ayındaki gezmekten başka bir şey yapmayan Mırmırık, artistlik işgüzarlık yapıp bir konu belirlemiş ve bunun sadece iki yazıda tamamlanabileceğini uydurarak varsayarak, kısacık girişi sonrası devamının tamamını bana (bana, Eylül Mırmırıkınıza) bırakmış. İnanmayınız! Bu yazının bitimi en azından bir Ekim Mırmırık&#8217;ının, sonra da Kasım Mırmırık&#8217;ının görevleri olur. Yani üzgünüm, ne yazık ki aradığınız prenses [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net/2017/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak-ii/">Yazılımcı maskesini çıkarıp yönetici olmak / II</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net">mirmirik.net</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Başlangıç notu: Ağustos ayındaki <span style="color: #c8c8c8;"><del>gezmekten başka bir şey yapmayan</del></span> Mırmırık, <span style="color: #c8c8c8;"><del>artistlik</del></span> işgüzarlık yapıp bir konu belirlemiş ve bunun sadece iki yazıda tamamlanabileceğini <span style="color: #c8c8c8;"><del>uydurarak</del></span> varsayarak, kısacık girişi sonrası devamının tamamını bana (bana, Eylül Mırmırıkınıza) bırakmış. İnanmayınız! Bu yazının bitimi en azından bir Ekim Mırmırık&#8217;ının, sonra da Kasım Mırmırık&#8217;ının görevleri olur. Yani üzgünüm, ne yazık ki aradığınız prenses bu kalede değil, bir sonrakinde belki&#8230;</em></p>
<p>Bir <a href="http://mirmirik.com/2017/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak/">önce yazdığım yazıda</a>, Türkiye&#8217;deki bir yazılımcının kariyer adımlarından Stajyer ve Jr. Yazılımcı konularında ahkam kesmiş, samimi özgeçmişimi de yazı içine ekleyeceğimi belirtmiş, azıcık içinde bulunduğumuz yönetim/sosyal çevre durumlarına çemkirmiş ve devamının Eylül&#8217;de geleceğini yazmıştım. Hakkında onlarca şarkı olan Eylül ayı geldiğine göre sözümüzde duralım o zaman. Hazır sözümüzde dururken de, şu çalsın arka planda(Rakı opsiyonel ama tavsiye edilir):</p>
<p>https://www.youtube.com/watch?v=ZFobOUv942k</p>
<p>Bu yazıdaki planım, bir öncekinde belirttiğim adımlardan &#8220;Yazılımcı&#8221; ve &#8220;Uzman / Senior yazılımcı&#8221; kavramlarını bir arada almak. Bu konuda biraz doluyum açıkçası. Sonrasında da &#8220;Teknik lider / mimar&#8221; ve &#8220;Takım/ekip yöneticisi&#8221; titrelerini kendi görüş açıma göre yorumlamak var aklımda ama bu büyük ihtimalle Ekim Mırmırık&#8217;ına kalacak. &#8220;IT Yöneticisi&#8221; ve &#8220;CTO/CIO&#8221; kavramlarını da Kasım Mırmırık&#8217;ına &#8220;sallayarak&#8221; üstümden atma niyetim var açıkçası. Bu arada şunu özellikle tekrarlamak istiyorum. Burada yazdıklarım sadece ve sadece benim görüşlerim. Ne benim çalışma/işbirliği ya da ortaklığı yaptığım şirketleri ve çalışanlarını, ne önceden çalışmış olduğum şirketleri(ve çalışanlarını) ne de eş/sevgili/eski sevgili/tanıdık/dost/akraba/arkadaş/komşularımı bağlar. Tüm fikirler, kişisel deneyimlerim ve görüşlerimdir.</p>
<p>Neyse&#8230;<br />
Başlayalım!</p>
<p><strong>3. Yazılımcı / Uzman yazılımcı</strong></p>
<p><a href="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2017/08/dog-1210559_1280.jpg"><img decoding="async" class="size-thumbnail wp-image-1499 alignleft" src="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2017/08/dog-1210559_1280-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a><span style="text-decoration: underline;">Gerçekler</span>: Bu iki ünvanı birleştirme sebebim aslında Türkiye&#8217;de (özellikle son iki yıldır) &#8216;yazılımcı&#8217; bulamamam ile ilgili. Herkes ya çok işin başında(Jr.) ya da çoktan uzman seviyeye(Sr.) erişmiş durumda! Arada kalan bir arkadaş yok! Bir zamanlar ünvanım öyle gibi görünse de, geçmişime baktığımda kendimi bir konuda &#8220;uzmanlaşmış&#8221; göremiyorum nedense. Yönetim kademesine adım attığımda, kendimi geçmiş işlerim ile ilgili &#8220;uzman&#8221; sanmam büyük bir yanılgıydı. Şu anda gördüğüm de bir çok yazılım geliştirici arkadaşta aynı durum söz konusu. Aynı şirkette 1-1.5 yıl geçirmiş bir çok kişi maaş görüşmeleri ya da yeni iş görüşmelerinde mutlaka &#8220;uzman&#8221; olarak devam etmek istiyorlar. Bunun suçunu da ne yazık ki yine ikiye bölüyorum. Hep o şikayet konusu olan Y ve Z kuşağı ile şirketlerin yönetimsel beceriksizlikleri. Türkiye&#8217;de şirketlerin bir çoğu hala 1970 kuşağındaki babalarımızdan gördüğümüz şirket yönetim anlayışında işliyor. Üzgünüm ki, buna yazılım şirketleri de dahil. Y veya Z kuşağının anlayış / beklenti veya yaşanmışlık farklılıklarını hesaba katmadan, sadece daha fazla para ve &#8220;ünvan&#8221; ile şirket bağımlılığı yaratabileceğini (hala) düşünen yüzlerce şirket yöneticisi var. Aynı şekilde, Y/Z kuşağındaki arkadaşlar da bir önceki yazıda anlattığım gibi stajyerliğini &#8220;çakma&#8221; yaparak, Jr. döneminde sadece ezbere dayalı, iki Google araması ile çözülecek sorunları çözerek geçirmiş olmalarına rağmen kendilerini bulunmaz hint kumaşı sanıyorlar. Şu karikatür için -her ne kadar işvereni haksız görsem de- özür dileyemeyeceğim arkadaşlar&#8230;</p>
<figure id="attachment_1516" aria-describedby="caption-attachment-1516" style="width: 422px" class="wp-caption aligncenter"><a href="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2017/09/zam-istiyorum-patron-yigit.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-1516" src="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2017/09/zam-istiyorum-patron-yigit.jpg" alt="" width="422" height="416" srcset="http://mirmirik.net/mirmirFiles/2017/09/zam-istiyorum-patron-yigit.jpg 422w, http://mirmirik.net/mirmirFiles/2017/09/zam-istiyorum-patron-yigit-300x296.jpg 300w" sizes="(max-width: 422px) 100vw, 422px" /></a><figcaption id="caption-attachment-1516" class="wp-caption-text">(c) Yiğit Özgür (https://www.facebook.com/yigitozgur/)</figcaption></figure>
<p><span style="text-decoration: underline;">Gereken</span>: Yazılım süreçleri danışmanlığı yaptığım bir şirkette, &#8220;Dünyanın parasını döküyoruz, adam/kadın hala &#8216;o iş öyle olmaz&#8217; diye itiraz ediyor&#8221; cümlesini duydum. &#8220;Improvements&#8221; konu başlığında yönetici aleyhine &#8220;kırmızı&#8221; madde olarak yerini aldı. Bir yönetici olarak bana gelen &#8220;o iş öyle olmaz&#8221; itirazı, en güzel ve en yerinde tartışma konusu aslında. Çünkü bu sorunun karşılığı olan &#8220;nasıl olur peki? İkna et beni&#8221; cümlesinin karşılığını verebilecek bir uzman yazılımcı varsa, o kişi aklı çalışan birisidir. 10 yıl boyunca C# yazmış olması bir kişiyi uzman yapmayabilir. &#8220;İkna edebilir misin beni?&#8221; sorusunun karşılığını ne kadar verebildiği ve ne kadar veriye dayalı ikna kabiliyeti olduğu belli eder uzmanlığını. Bir konuya veriler ile itiraz edebilmek, düşünebilmek ile ilgilidir ve yazılım uzmanlığı aslında herhangi bir programlama dilinde kaç yıldır kod yazabildiğiniz ile ilgili değildir. O yıllar sadece, o spesifik dildeki uzmanlığınızı/ezberinizi gösterir. MS Word kullanmak gibi düşünün(ben asla MS Word ya da MS Excel uzmanı olamadım örneğin [denedim!]. Hala içinde hem &#8220;portrait&#8221; hem de &#8220;landscape&#8221; sayfalar olan doküman yaratmakta ya da özel bir pivot oluşturmada Google araması yapıyorum).</p>
<p>Bir problem karşısındaki çözümü değerlendirebilip, o çözümün uygulamaya ne kadar uyabileceğini tartmak, araştırma yapmak, veriler üzerinde analiz yapmak, sonuca varmak, o sonucun işe yaramayacağını görebilmek ve işe yarar bir alternatif çözüm üretebilmek; her uzmanlıkta olduğu gibi, &#8220;yazılım uzmanlığı&#8221; ünvanında da değerlidir. Bu değeri bir de &#8220;itiraz edebilme cesareti&#8221; ile birleştirebilirseniz, uğraşınız sizi &#8220;Teknik Lider&#8221;liğe de hazırlar. İnce noktayı bir daha belirteyim ki &#8220;abi ben de mükemmel itiraz ediyorum da, kovdular yahu&#8221; tarzı mesajların önüne şimdiden geçeyim. İtiraz noktasının sonrasında gerçekten ispatlanabilir, bilimsel metodlar ile gerçekliği gösterilebilir veriler sunabiliyorsanız anlamlı ve mantıklı olursunuz. Diğer türlü her şeye itiraz eden huysuz şirinden farkınız kalmaz. İki ünvan öncesine dönersek, matematik ve algoritmalar konularına eğilmeniz gereken zaman ile ilgili hala bir şeyler yapabilirsiniz. Okuyun, araştırın, meraklı olun ve öğrenin. Yüzlerce ücretsiz internet kursu, binlerce ücretsiz kitap var internette. Aklınızın gözünü açın. Okuyun, araştırın ve öğrenin lütfen. Bu zamandaki üniversiteler tabi ki &#8220;öğrenme&#8221; ve &#8220;sorgulama&#8221; konularında basiretsiz kalacaklar üst otoriteye biat ettikleri yüzünden ama, geleceğinizi düşünüyorsanız tek düşünceye esir olmayın, soru sormayı, aklın ve bilimin yolunu bulmaya çalışın. Önümüzdeki yüz yıl geçmiş fantastik hikayelerinin değil, aklın ve bilimin yüz yılı olacak. Kendinizi buna göre hazırlayın.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Kişisel eklenti</span>: Kendimi &#8220;yazılım uzmanı&#8221; olarak gördüğüm zamanlar sanırım proje yönetimine geçiş öncesi dönemlerime rastlıyor. 2005-2007 gibi işte. Her şeyi en iyi bilen, <a href="https://www.google.com.tr/search?q=assembly+language">assembly</a> ve <a href="https://www.google.com.tr/search?q=pascal+language">pascal</a> dillerinde kod yazarken, internetin TR&#8217;de doğuşuna şahitlik etmiş bir yazılımcıydım sonuçta. Backend &#8211; frontend &#8211; DB &#8211; tasarım ve mimari konularında sabaha kadar tartışabilecek bilgiye sahiptim. Byte değil bit hesabı yapıyordum kullandığım değişkenlerde. Onlarca proje başarmış, bir yarısı kadar da batırmıştım (proje batırma konusu ayrı yazı konusu olsun, çok değerlidir). Bu etrafta gezinen proje yöneticileri ve / veya ekip yöneticileri ne iş yapıyorlardı ki gelip benimle &#8220;iş&#8221; konusunda tartışma cesaretine sahip olabiliyorlardı&#8230;</p>
<p>Şu anda düşündüğümde, tabi ki bu fikirlerim komik geliyor. &#8220;İş&#8221; konusunda bilgim o kadar azdı ki&#8230; Teknik konulardaki bilgilerim ne kadar yüksek olursa olsun, iş konusunda kocaman bir sıfırdım ve &#8220;iş&#8221; için çok farklı disiplinlerden, çok farklı şeyler öğrenmem gerekiyordu. Bir değişkenin bellekte tutacağı yerin bir &#8220;word&#8221; ya da bir &#8220;bit&#8221; olmasını bilmek, 6 ay sonrasının getirilerindeki &#8220;forecast&#8221; değerleri için çok da önemli olmayabiliyordu bazı durumlarda. Ben ise &#8220;forecast&#8221; kelimesini duymuş olmama rağmen, yeni öğreniyordum&#8230; &#8220;İş&#8221; öğrenmem gerekiyordu, işi öğrenmem için ise kendimi biraz daha pişirmem ve &#8220;teknik ekip lideri&#8221; pozisyonuna koşmam gerekiyordu.</p>
<p>Geri kalan hikaye ve görüşler Ekim Mırmırık&#8217;ının olsun (&#8220;in your face October Mırmırık&#8221; diyeyim ben de <a href="http://mirmirik.com/2017/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak/">Ağustos&#8217;taki gibi</a>.)</p>
<p>Biterken çalıyordu:</p>
<p><iframe title="Spotify Embed: If It Be Your Will - Live in Dublin" style="border-radius: 12px" width="100%" height="152" frameborder="0" allowfullscreen allow="autoplay; clipboard-write; encrypted-media; fullscreen; picture-in-picture" loading="lazy" src="https://open.spotify.com/embed/track/05EESMjUqy1CtLTCn1Ko1t?utm_source=oembed"></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net/2017/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak-ii/">Yazılımcı maskesini çıkarıp yönetici olmak / II</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net">mirmirik.net</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://mirmirik.net/2017/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak-ii/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yazılımcı maskesini çıkarıp yönetici olmak / I</title>
		<link>http://mirmirik.net/2017/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak/</link>
					<comments>http://mirmirik.net/2017/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mirmirik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Aug 2017 20:22:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilişim Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[cto]]></category>
		<category><![CDATA[ekip yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[iş yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[proje yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[yazılım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://mirmirik.com/?p=1444</guid>

					<description><![CDATA[<p>Başlangıç notu: Bu yazı, iki bölüm halinde olacak şekilde planlandı. Yazının ikinci bölümü yakında paylaşılacak. İkinci yazı, Eylül ayındaki Mırmırık&#8217;ın görevi. Yani eğer gecikirse beni suçlamayın! Hobi olarak gördüğüm 1990-1998 arası zamanlarımı saymazsak, 1998 yılında profesyonel olarak başlayıp, uzun yıllar sürdürdüğüm yazılım geliştiricilik maskesini çıkartıp, işin daha çok analiz kısmına ve proje yönetimine girmeye başlamam [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net/2017/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak/">Yazılımcı maskesini çıkarıp yönetici olmak / I</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net">mirmirik.net</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><em><span class="s1">Başlangıç notu: Bu yazı, iki bölüm halinde olacak şekilde planlandı. Yazının ikinci bölümü yakında paylaşılacak. İkinci yazı, Eylül ayındaki Mırmırık&#8217;ın görevi. Yani eğer gecikirse beni suçlamayın!</span></em></p>
<p class="p1"><span class="s1">Hobi olarak gördüğüm 1990-1998 arası zamanlarımı saymazsak, 1998 yılında profesyonel olarak başlayıp, uzun yıllar sürdürdüğüm yazılım geliştiricilik maskesini çıkartıp, işin daha çok analiz kısmına ve proje yönetimine girmeye başlamam 2007 yılına dayanıyor. Restoranın mutfağından çıkıp içeride oturan müşteriler ile birebir ilgilenmeye başlayalı 10 yıl kadar olmuş(Restaurant, şef ve aşçı ve yazılım ekipleri arasındaki benzeşimlerin geçtiği yazı &#8220;<a href="http://mirmirik.com/2014/bir-cto-ise-alim-yapiyor/">Bir CTO işe alım yapıyor</a>&#8221; adında 2014&#8217;te yazılmıştı). Neredeyse 20 yıldır, çatışmalarım, yanlışlarım, bilgisizlikle hareket ettiğim zamanlar olmasına rağmen çalıştığıma, iş ile ilgili konularda gerektiği gibi davrandığıma, özel hayatımdan da ödün verdiğime ve şu anki mutlu iş hayatıma kavuştuğuma inanıyorum. Bu yüzden &#8220;yazılımcıdan yönetime geçiş&#8221; konusunda biraz ahkam kesme hakkı görüyorum kendimde.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Yönetim süresi kapsamında, öncelikle uluslararası bir bankadaki yazılım grubunda teknik proje yöneticiliği (ki iş için aktif olarak kod yazdığım son dönemdi), sonrasında da zamanının en başarılı yazılım firmalarından birisinde sırasıyla proje yöneticiliği, IT takım yöneticiliği ve IT yöneticiliği yaptım. Devam eden yıllarda, öncelikle, ana işi yazılım üretim tarafının dışındaki bir e-ticaret firmasında ve sonrasında uluslararası bir ödeme ve para gönderim şirketinde IT direktörlüğü görevlerinde bulundum. Tamamını bırakıp kendi işime sarılmam ve Türkiye&#8217;deki girişim firmalarına destek vermeye başlamam da 2 yıl kadar olmuş. Bu geçen sürede deneyimlediğim Türkiye&#8217;de yazılımcıdan yöneticiliğe geçiş sürecinin neden sancılı olduğunu ilk elden görme fırsatım oldu. Bu iki yazı, benim &#8220;samimi olan&#8221;  özgeçmişim olacak (Neden özgeçmişime döndüğümü inanın ben de çok bilmiyorum. Devam edeyim bakalım, bağlayacağım bir şekilde)</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Hayatı bir ve sıfırlar ile geçmiş kişiyi alıp, ona &#8220;hadi bakalım sen şimdi bu yazılım işlerinden yavaş yavaş elini eteğini çek, ekip bu, onlara liderlik et, al bak şu işi geliştir, ekip yarat, gençleri eğit ve onları yönet&#8221; denilince, hele bir de &#8220;ego&#8221; yüksekse ve bir de &#8220;title&#8221; verilmişse durum ilk başta şöyle olabiliyor:</span></p>
<p class="p1"><a href="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2017/04/Hayaldeki_Liderler.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-large wp-image-1455" src="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2017/04/Hayaldeki_Liderler-1024x672.jpg" alt="Hayaldeki Liderler" width="640" height="420" srcset="http://mirmirik.net/mirmirFiles/2017/04/Hayaldeki_Liderler-1024x672.jpg 1024w, http://mirmirik.net/mirmirFiles/2017/04/Hayaldeki_Liderler-300x197.jpg 300w, http://mirmirik.net/mirmirFiles/2017/04/Hayaldeki_Liderler-768x504.jpg 768w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a></p>
<p class="p1">Kendimizi kuzeydeki kral gibi hissederken, gözden kaçırılan bir çok şey oluyor. Bendeki sorun teknik anlamda doyuma ulaştığımı ve çok iyi kod yazdığımı sanmam, bunun ekip yönetimi için yeterli olacağını düşünmem ve sanırım yönetim kademesindeki bir kişide olması gerektiğinden çok daha fazla egoya sahip olmamdı. Her şeyi kendi yapmaya alışmış, en küçük detaya kadar ben bilirim fikrindeki, her teknik şeye burnunu sokan ve tam bir &#8220;mikro-management&#8221; yönetim sürdüren birisinin, yönetimsel problemlerin tümünün birden altından kalkamayacağı aşikar aslında. Zor yollardan öğrendim bunu. Bir kaç konuya dikkat edilmezse, aşağıdaki duruma gelmek inanın ki bir ay bile sürmüyor:</p>
<p class="p1"> <a href="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2017/04/Battle-of-the-Bastards.gif"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1453" src="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2017/04/Battle-of-the-Bastards.gif" alt="" width="710" height="355" /></a></p>
<p class="p1">Sevdiğimiz ve saydığımız sevgili Jon Snow&#8217;un konuya özgü iki durumunun da tam olarak içinde bulundum ilk zamanlarımda. Tecrübe kazanmam, alışkanlıklarımı ve yöntemlerimi değiştirmem gereken onlarca durum vardı. Olaylara teknik gözle bakan bir insandım ve benden iş geliştirme, ekip yönetimi ya da aylık yönetim kurulu raporları gibi &#8220;boş işler(!)&#8221; bekleniliyordu. Ben bunlara gerektiği şekilde adapte olamamıştım. Bu konulardaki sosyal becerilerim çok iyi değildi. Onlarca sorun üzerime geliyor, teknik konulara benden daha yetkin arkadaşlar ekipte olmasına rağmen illa ki burnumu sokuyor, C-Level adı verilen üst yönetim ile (bana göre) mantıksız davranışları yüzünden tartışıyor, ekibi kendi başına bırakıp, o sorunlar ile birebir boğuşmaya çalışıyordum. Ekip de başlarında düzgün bir yönetici olmadığı için kendi bildiğini okuyup müşteri / kullanıcı isteklerine plansızca &#8220;dalıyordu&#8221;. Cahil olduğum bir alanda kendimi eğitmem gerekiyordu.</p>
<p><a href="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2017/08/giphy.gif"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1495" src="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2017/08/giphy.gif" alt="You know nothing!" width="500" height="200" /></a></p>
<p>Bir yazılımcının bir şirkete girip de, ilk profesyonel kodunu yazmasından, CTO ünvanını almasına kadar geçen sürede (eğer ki tercih bu yönde ise), aşağıdaki adımların her birisinin çok önemli olduğuna inanıyorum. Her adımı/ünvanı belki ayrı yazı konusu yapmak gerekir, ancak anlatmak istediklerime zemin olması için, özeti bu iki yazıda vereyim. Aşağıdaki ünvanların aslında bizim ülkemizde dağıtıldığı kadar kolay harcanmaması gerektiğine inanıyorum. Bu yazı dizisinde de bu tezimi savunacağım. Arada onlarca ara katman / ünvan yer alabilse de, genelde bir yazılımcının iş hayatındaki basamakları şu şekilde oluyor Türkiye&#8217;de (Ülkeyi özellikle belirtiyorum çünkü yurtdışında farklılıklar olabiliyor):</p>
<ol>
<li>Stajyer</li>
<li>Junior yazılımcı</li>
<li>Yazılımcı</li>
<li>Uzman / Senior yazılımcı</li>
<li>Teknik lider / mimar</li>
<li>Takım/ekip yöneticisi</li>
<li>IT yöneticisi</li>
<li>CTO / CIO (İkisi eş değer görülse de farklar büyük aslında)</li>
<li>CEO?</li>
</ol>
<p>Bunların ilk ikisini, kendi kişisel deneyimlerim ile bu yazıda ele almaya çalışacağım. Diğer adımlar/ünvanlar da diğer yazı konusu olarak kalsın(&#8220;in your face September mirmirik&#8221;).</p>
<p class="p1"><strong>1. Stajyer</strong></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2017/08/SD_Kanis.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-1498 size-thumbnail" src="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2017/08/SD_Kanis-150x150.jpg" alt="Stajyer" width="150" height="150" /></a>Gerçekler</span>: Ülkemizde stajyer, fotokopi çeken, getir götür işleri yapan ya da sadece staj defteri imzalatmak için &#8220;fake&#8221; görev alan kişi gibi görülüyor çoğu zaman. Konunun işveren ve işçi olmak üzere iki tarafı var. Stajyer olan, staj dönemini sadece zorunlu bir görev olarak gördüğü için pek ciddiye almıyor ve baştan savma bir zaman geçirip, bitse de gitsek fikrinde oluyor. İşveren ise ucuz (ücretsiz/bedava) işçi bulduğunu düşünerek hiç bir yatırım yapmadan ne kadar sömürsem kardır mantığında kalıyor.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Gereken</span>: Stajyer tarafında bu sürecin tam bir gerçek ortam deneyimi olduğu bilinci yükselmeli, işveren de staj yapmaya geleni iyi bir çekirdekten yetişen kadrolu elemanı olarak görmeli. Eğitim ve bilgi birikiminin arttırılmasına yönelik olarak stajyeri konumlandırmalı ve ona mentor desteği sağlayarak kadrosunu zenginleştirmeli. Stajyer arkadaş da, son sınıf değil daha 3. sınıftan başlayarak stajın onun hayatına yön verecek bir zaman dilimi olduğunu kabul etmesi ve işe sarılması gerekli. Dediklerimin kulağa hoş geldiğini ve &#8220;boş&#8221; gibi algılandığının farkındayım. Ülkemizdeki durum yüzünden bu dediklerim çok akıl karı değil gibi. Ama bunları yapmamaya, günü kurtarmaya devam ettikçe sürdürülebilir bir iş deneyimi yaşayamayacağımız gibi, on yıl sonrasında devam eden bir işimiz bile olmayabilir. Yani kısacası, sevgili üniversite ve lise öğrencileri&#8230; Lütfen stajınızı size kadrolu elemanmışsınız gibi davranan bir yerde, öğrenimlerinizi devam ettirebileceğiniz bir şirkette, iyi bir ekip ile ve de işe çok sarılarak yapın. Şirket sahiplerinin vergi yükü ile bu kadar ezildiği bir ülkede &#8220;lütfen stajyerlerinize iyi imkanlar sunun&#8221; demem abes olsa da, stajyerlere &#8220;biz eğittik gitti başka yerde sefasını sürecek&#8221; kişi gözü ile bakmayın ve kadrolu eleman yetiştirebilmek için seçim yapın.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Kişisel eklenti</span>: Lisede sanayi stajımı Balıkesir&#8217;de çok sevdiğim bir &#8220;Commodore/Amiga/PC oyunları satışı&#8221; yapan(o yıllardakiler iyi bilir) ve aynı zamanda da samimi müşterilerinden oluşan küçük bir ekip ile &#8220;Pascal dilinde yazılım yapıp satan&#8221; bir şirkette (HCS) yapmıştım. Oradaki ekip ve dostluklar asla unutulmaz. Öğrendiklerim, gördüklerim ve bir bilgisayar yazılımının nasıl da bir &#8220;yaratım&#8221; işi olduğunu anlamam burası sayesinde oldu. Assembly&#8217;de kendimi geliştirdim, BBS ile ilk &#8220;modem&#8221; bağlantımı da burada yaptım. Elektronik devreler ve tasarımları konusunda tam bir saha çalışması yapma imkanı da buldum(Biraz fazla RS-232 kartı yakmış olabilirim). Sabah &#8220;dükkanı&#8221; açıp yer de sildim, vitrin de düzenledim. Bunlar şimdiki ev temizliğimi yaparken de çok işe yarıyor <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>
<p>Üniversitedeki ilk stajımı ise zamanının iyi bankalarından birisi olan Esbank&#8217;ta, AS/400 sistemleri yanında PC / internet yazılımları da üreten bir ekip ile yapmıştım. İkinci (son sınıf) stajımı ise zaten yarı-zamanlı olarak çalıştığım Coretech firmasında tamamladım. Bankaya girişim içerideki tanıdık olan sevgili <a href="http://www.icmedensarhos.com/">Serkan abim</a>in özgeçmişimi ilgili kişilere iletmesi sayesinde oldu. İki staj sürem de resmi olarak 20 iş günü olmasına rağmen, lisede 4 ay, üniversitede ise 3 ay kadar çalışmıştım (Coretech dönemini zaten bir çalışan olduğum için saymıyorum). Öğrenebildiğim kadar öğrenmeye çalışmış, yeni onlarca yöntem ve bilgi edinmiş, merak tatmini sağladığım için mutlu olmuştum.</p>
<p><strong>2. Junior yazılımcı</strong></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2017/08/jrdog.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-thumbnail wp-image-1500 alignleft" src="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2017/08/jrdog-150x150.jpg" alt="Junior" width="150" height="150" srcset="http://mirmirik.net/mirmirFiles/2017/08/jrdog-150x150.jpg 150w, http://mirmirik.net/mirmirFiles/2017/08/jrdog-300x300.jpg 300w, http://mirmirik.net/mirmirFiles/2017/08/jrdog.jpg 600w" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>Gerçekler</span>: Herhangi bir üniversitenin herhangi bir bölümünden mezun olmuş ve herhangi bir yazılım kursundan herhangi bir konuyu bitirmiş herkes kendisini &#8220;yazılımcı&#8221; olarak adlandırıyor ne yazık ki. Bu gördüğüm, yaşadığım bir gerçek. Mütevazi davranan ve var olan bilgisini satmayı beceremeyen kişiler ise çoğunlukla elenip gidiyor arada (Ne lise mezunları vardı ki ben dahil bir çok &#8220;yazılımcıyı&#8221; cebinden çıkarıp, bir algoritmada size ters takla attırabiliyorlardı). Herhangi bir işe girmenin ilk yolunun parlak bir <a href="http://kariyer.net">kariyer.net</a> özgeçmişi olduğu devirler biraz geride kaldı. Bir önceki konuya bağlı olarak, staj döneminde katkı sağladığı projeler ile göz doldurmuş kişilerin bile bir yere girip de başarılı yazılımcı olmaları zorlaşıyor. Daha çok, tanıdık kişilerin referansları ile işler ilerletilmeye çalışılıyor. Bu noktada &#8220;tanıdıklık&#8221; kavramına açıklık getirmekte fayda var aslında. Tanışıklığın becerilerden ve &#8220;network&#8221; kaynaklı olması ile, &#8220;mahalledeki sevilen bir abimizin çocuğu&#8221; olması arasında çok fark var.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Gereken</span>: Algoritmalar ve matematik konularına ilgi duyan, bir yazılımın sadece bir text dosyaya satırlar yazmaktan ibaret olmadığını bilen kişilerin çoğalması gerekiyor. Bu olgunluğu verecek olan da sadece üniversite değil (ki an itibari ile ülkemizdeki üniversiteleri düşününce iki elin parmaklarını geçmezler bu şekilde eğitim verenler). İçten gelen bir ilgi ve bilgi açlığı olması da kaçınılmaz. Bu ilginin uyandırılması ve gençlerin içindeki bilgisayar bilimleri sevgisinin açığa çıkarılması ne yazık ki yine ortaokul / lise eğitimlerine ve aileye kadar dayanıyor. İstenildiği kadar bilimsel eğitim peşinde koşmanın iyi olduğunu söyleyelim, herhangi bir hükümetin &#8220;ben evrim değil de, cihat öğreteceğim bundan sonra&#8221; demesi ile geleceğin kapkaranlık hale gelmesi hep olası. Atılması &#8220;gereken&#8221; adımların bireysel olarak değiştirilebilecek bir şey olmadığının anlaşılması da söz konusu olabilir. Kim bilir, belki de bireysel olarak da çok şey yapabiliriz!</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Kişisel eklenti</span>: Türkçe kelime olarak &#8220;junior&#8221; yerine ne koyacağımı çok bilemedim yıllardır. Hala da bilmiyorum. Staj dönemini başarı ile geçmiş, öğrenmeye devam etmiş, bilgi açlığına devam eden, üç-dört yazılım projesi geliştirilmesinde bir şekilde rol almış, süreçler ve yazılım yaşam döngüsü konusunda bilgi sahibi, algoritmaların ne kadar önemli olduğunu bilen ve önemseyen kişi gibi görüyorum ben. Ekip içinde olduğunu anlaması, kişisel hırslarını bir kenara koymaya başlaması gereken bir süre. Sosyal becerilerin geliştirilmesi için mükemmel zamanlama&#8230;Staj sonrasındaki ilk iş aslında. Kaynak kullanımı (bellek / disk / zaman) konusunda hassasiyeti olan, GitHub / Stackoverflow gibi oluşumları çoktan öğrenmiş olan, kendisine en az bir yıllık gelişme programı yapabilmiş olanlar benim gözümde ışık patlamalarına yol açıyor.</p>
<p>Ben Jr dönemimi üniversite 3. sınıfta yarı-zamanlı çalışmaya başladığım ve benim için hala bir okul olan Coretech&#8217;te geçirdim. Klasik hikaye&#8230; Internet Türkiye&#8217;ye yeni yayılmaya başlamış ve herkes her şeyi yapar halde. Müşterinin isteği öğrenilip, tahta başında DB tasarımı, Adobe Photoshop&#8217;ta tasarım. Sonrasında çıkan tasarımı kesip biçerek HTML hazırlama, JS ile sayfaya dinamiklik kazandırma, ASP ile sunucu kodlarının yazılımı, SP ve TRIGGER&#8217;lar ile DB desteği&#8230; Artık ne varsa işte! Bugünlerde &#8220;full-stack developer&#8221; diyorlar bu şekildeki çalışmaya galiba. Bu dönemin bendeki en büyük kazanımları, işlerin nasıl yürüdüğünü çok yakından görmüş olmam ve müşteri isteklerinin &#8220;asıl&#8221; olduğunu anlamaya başlamış olmam. Şansım, çalıştığım firmadaki &#8220;patronların&#8221; sabah 04:00&#8217;lere kadar bizler ile bir ufacık problem ile ilgili oturup bire bir çalışıyor olmaları ve hepsiyle &#8220;arkadaş&#8221; olmamız idi.</p>
<p>Yazının devamı, Eylül ayının Mırmırık&#8217;ına ait&#8230; Buradan çekileyim şimdilik!</p>
<p>Yazı biterken çalıyordu:</p>
<p><iframe title="Spotify Embed: Model" style="border-radius: 12px" width="100%" height="152" frameborder="0" allowfullscreen allow="autoplay; clipboard-write; encrypted-media; fullscreen; picture-in-picture" loading="lazy" src="https://open.spotify.com/embed/track/3gFXoxRVjN8TE3vz5pIWrA?utm_source=oembed"></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net/2017/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak/">Yazılımcı maskesini çıkarıp yönetici olmak / I</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net">mirmirik.net</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://mirmirik.net/2017/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kovboyluktan vazgeçip takım oyuncusu olmak</title>
		<link>http://mirmirik.net/2016/kovboyluktan-takim-oyunculuguna-gecis/</link>
					<comments>http://mirmirik.net/2016/kovboyluktan-takim-oyunculuguna-gecis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mirmirik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Feb 2016 20:33:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilişim Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[agile]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[çevik]]></category>
		<category><![CDATA[ekip]]></category>
		<category><![CDATA[ekip yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[iş yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[proje yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[sdlc]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://mirmirik.com/?p=1417</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir önceki &#8220;Yazılım Ekibindeki Kahraman Kovboy&#8221; yazısında kendime çuvaldızı, şimdiki kovboylara da iğneyi batırmış, yazıyı da, daha somut adımları sonraki ahkam kesmede anlatmaya çalışacağım diyerek bitirmiştim. Kovboy tarzı yazılımcı olmanın ve bu şekilde yazılım geliştirmenin kötü taraflarından üzerine sıklıkla bastırdıklarım özetle şunlar: Tek kişi kalmak, yalnız olmak Ekibe güvenmemek Test ya da dokümantasyona zaman ayırmamak Bilginin [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net/2016/kovboyluktan-takim-oyunculuguna-gecis/">Kovboyluktan vazgeçip takım oyuncusu olmak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net">mirmirik.net</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-1429" style="padding-right: 20px;" src="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2016/02/RR_cowboy_Y.jpg" alt="Bir zamanlar kovboyluk" width="350" height="446" srcset="http://mirmirik.net/mirmirFiles/2016/02/RR_cowboy_Y.jpg 768w, http://mirmirik.net/mirmirFiles/2016/02/RR_cowboy_Y-235x300.jpg 235w" sizes="(max-width: 350px) 100vw, 350px" />Bir önceki &#8220;<a href="http://mirmirik.com/2016/ekipteki-kahraman-kovboy/">Yazılım Ekibindeki Kahraman Kovboy</a>&#8221; yazısında kendime çuvaldızı, şimdiki kovboylara da iğneyi batırmış, yazıyı da, daha somut adımları sonraki ahkam kesmede anlatmaya çalışacağım diyerek bitirmiştim.</p>
<p>Kovboy tarzı yazılımcı olmanın ve bu şekilde yazılım geliştirmenin kötü taraflarından üzerine sıklıkla bastırdıklarım özetle şunlar:</p>
<ul>
<li>Tek kişi kalmak, yalnız olmak</li>
<li>Ekibe güvenmemek</li>
<li>Test ya da dokümantasyona zaman ayırmamak</li>
<li>Bilginin tek elde toplanması</li>
<li style="text-align: left;">İşlerin gün geçtikçe yığılması</li>
<li>Yığılmadan dolayı işlerde gecikmeler ve bug çıkması</li>
<li>Bug-fix yapacak ya da işleri yetiştirecek kişinin aynı kişi olması</li>
<li>[infinite loop]</li>
</ul>
<p>Tüm bunları bir kovboy yazılımcı ile konuşursanız, size, kendisine zamansız ve eksik dokümante edilmiş istekler geldiğinden, isteklerin bilgisizce hazırlandığından, zaten sistemin ayakta kalmasının tek sorumlusunun kendisi olduğundan, ekipteki daha junior seviyedekilere işin nasıl yapılacağını anlatmaktansa kendisinin yapmasının çok daha hızlı olduğundan bahsedecektir. Kendisinin çevik metodolojiler için yanıp tutuştuğundan, yazılım geliştirme döngüsünde herhangi bir çevik yazılım geliştirme metodolojisi uygulanıyor olsa herşeyin güllük gülistanlık olacağından, ancak süregiden şirket politikası ve işlerin kritikliği sebebiyle bunun uygulanamayacağından da söz edecektir.</p>
<p>Bu durumda kendisine <a href="http://agilemanifesto.org/principles.html">çevik metodolojilerin prensiplerini</a> tekrar hatırlatmakta fayda var:</p>
<ul>
<li>En önemli önceliğimiz değerli yazılımın erken ve devamlı teslimini sağlayarak <b>müşterileri memnun etmek</b>tir.</li>
<li>Değişen gereksinimler yazılım sürecinin son aşamalarında bile kabul edilmelidir. Çevik süreçler değişimi müşterinin rekabet avantajı için kullanır.</li>
<li>Çalışan yazılım, tercihen kısa zaman aralıkları belirlenerek birkaç haftada ya da birkaç ayda bir düzenli olarak müşteriye sunulmalıdır.</li>
<li>İş süreçlerinin sahipleri ve yazılımcılar proje boyunca her gün <b>birlikte çalışma</b>lıdırlar.</li>
<li>Projelerin temelinde motive olmuş bireyler yer almalıdır. Onlara ihtiyaçları olan ortam ve destek sağlanmalı, <b>işi başaracakları konusunda güven duyulmalıdır</b>.</li>
<li>Bir <b>yazılım takımı</b>nda <b>bilgi alışverişi</b>nin en verimli ve etkin yöntemi yüzyüze iletişimdir.</li>
<li>Çalışan yazılım ilerlemenin birincil öçüsüdür.</li>
<li>Çevik süreçler sürdürülebilir geliştirmeyi teşvik etmektedir. Sponsorlar, yazılımcılar ve kullanıcılar sabit tempoyu sürekli devam ettirebilmelidir.</li>
<li>Teknik mükemmeliyet ve iyi tasarım konusundaki sürekli özen çevikliği artırır.</li>
<li>Sadelik, yapılmasına gerek olmayan işlerin mümkün olduğunca arttırılması sanatı, olmazsa olmazlardandır.</li>
<li>En iyi mimariler, gereksinimler ve tasarımlar <b>kendi kendini örgütleyen takım</b>lardan ortaya çıkar.</li>
<li><b>Takım</b>, düzenli aralıklarla nasıl daha etkili ve verimli olabileceğinin üzerinde düşünür ve davranışlarını buna göre ayarlar ve düzenler.</li>
</ul>
<p>Prensiplerde önemle tekrarlanan bir nokta var. Takım / ekip / birlikte çalışmak / takım oyuncusu olmak. Takım oyuncusu olmanın şartlarından birisi de aslında bilgi paylaşımının ve şeffaflığın arttırılması. Bilgi paylaşımında bulunmak ve şeffaflığı arttırmak için ise asıl yapılması gerekenin -kişisel deneyimlerden yola çıkarak- &#8220;profesyonel ego&#8221;dan kurtulmak olduğuna inanıyorum.</p>
<p>Egosunu yenebilmiş teknik bir kişinin, ekip ile birlikte daha çok büyüyeceğine ve hep hayalindeki rahat çalışma ortamına kavuşacağına dair inancım yüksek. Ego nasıl yok edilir konusu ise daha çok psikoloji ve sosyoloji alanlarının konusu. Hala kişisel hayatımda yüksek olduğuna inansam da, benim iş konusundaki egomu zayıflatmam şunları sağladı:</p>
<ul>
<li>Şirket içi bilgi paylaşımıma daha fazla zaman ayırdım,</li>
<li>Ekibe yeni katılmış ya da daha önceden ekip içinde varolan arkadaşların teknik bilgilerini yükseltmek için çabalar oldum,</li>
<li>Ekipteki arkadaşlarımın kendilerine güvenleri yükseldi,</li>
<li>Üzerimdeki işleri dağıtabilmeyi başardım,</li>
<li>Üretime aldığımız kodlarda çok daha az hata çıkmaya başladı,</li>
<li>Müşterilerimizde şirketimize ve ekibimize karşı güven yükseldi ve zaman zaman yaptığımız hataların tolere edilmesi kolaylaştı</li>
<li>Mesai sonrası boş zamanım oldu,</li>
<li>Sosyal hayata daha çok zaman ayırabildim,</li>
<li>Geceleri, aklımda o günkü ya da yarınki proje ile ilgili daha az endişe duydum ve daha rahat uyuyabildim.</li>
</ul>
<p>Uzun lafın kısası, kovboy yazılımcı olmanın o iç daraltıcı dünyasından, ilk etapta egonuzu arkanızda bırakarak ve bu sayede takım oyuncusu olma yoluna adım atarak sıyrılabilirsiniz. Emin olun her şeyin en iyisini siz bilmiyorsunuz ve aslında vazgeçilmez değilsiniz.</p>
<p><em><strong>Not:</strong> Yazıdaki fotoğraf, bir zamanlar kovboy filmlerinde oynayan ancak daha sonra ABD başkanlığına soyunan <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Ronald_Reagan">Ronald Reagan</a>&#8216;a ait.</em></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net/2016/kovboyluktan-takim-oyunculuguna-gecis/">Kovboyluktan vazgeçip takım oyuncusu olmak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net">mirmirik.net</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://mirmirik.net/2016/kovboyluktan-takim-oyunculuguna-gecis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yazılım ekibindeki kahraman kovboy&#8230;</title>
		<link>http://mirmirik.net/2016/ekipteki-kahraman-kovboy/</link>
					<comments>http://mirmirik.net/2016/ekipteki-kahraman-kovboy/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mirmirik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Jan 2016 13:42:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilişim Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[ekip yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[iş yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[proje yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[yazılım]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://mirmirik.com/?p=1406</guid>

					<description><![CDATA[<p>Red Kit’i hepimiz biliriz. Lucky Luke diye geçer İngilizcede. Morris olarak tanınan Belçikalı çizer Maurice De Bevere tarafından 1940 sonlarında yaratılmış ve dünya çapında ün sağlamıştır. Zor durumda kalan insanları kurtarır, karşılaştığı olayları gölgesinden bile hızlı çektiği silahı ve en büyük yardımcısı ve dünyanın en zeki atı olan Düldül ve dünyanın en aptal köpeği olan [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net/2016/ekipteki-kahraman-kovboy/">Yazılım ekibindeki kahraman kovboy&#8230;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net">mirmirik.net</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<figure id="attachment_1405" aria-describedby="caption-attachment-1405" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-1405" src="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2016/01/redKitFeature-300x300.jpg" alt="Gölgesinden hızlı silah çeken kovboy" width="300" height="300" srcset="http://mirmirik.net/mirmirFiles/2016/01/redKitFeature-300x300.jpg 300w, http://mirmirik.net/mirmirFiles/2016/01/redKitFeature-150x150.jpg 150w, http://mirmirik.net/mirmirFiles/2016/01/redKitFeature.jpg 506w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><figcaption id="caption-attachment-1405" class="wp-caption-text">Gölgesinden hızlı silah çeken kovboy</figcaption></figure>
<p>Red Kit’i hepimiz biliriz. Lucky Luke diye geçer İngilizcede. <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Morris_(cartoonist)">Morris</a> olarak tanınan Belçikalı çizer Maurice De Bevere tarafından 1940 sonlarında yaratılmış ve dünya çapında ün sağlamıştır. Zor durumda kalan insanları kurtarır, karşılaştığı olayları gölgesinden bile hızlı çektiği silahı ve en büyük yardımcısı ve dünyanın en zeki atı olan Düldül ve dünyanın en aptal köpeği olan Rin Tin Tin ile çözer; tam son anda uçurumdan yuvarlanmak üzere olan posta arabasının yolunu değiştirir, kasabanın başına çok uzun zamandır bela olan çeteyi tam da artık kasabayı yok edeceklerken dağıtır, varolabilecek tüm sorunlar onun başına gelir, her şeyi çözdükten sonra da yine yalnız başına, gün batımına ve yeni sorunlarına doğru yoluna devam eder, takım oyuncusu değil, tek tabancadır. (Düldül’ün asıl adı <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Jolly_Jumper">Jolly Jumper</a>’dır çizgi romanlarda. Rin Tin Tin’in çizimlerdeki adı da <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Rantanplan">Rantanplan</a>’dır, Türkçe diline gerçekte ünlü bir sinema oyuncusu haline gelmiş olan, I. Dünya Savaşı sırasında kurtarılmış bir Alman kurt köpeğinin adı olan <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Rin_Tin_Tin">Rin Tin Tin</a> ile geçmiştir [<a href="https://twitter.com/search?q=%23donotshopadopt">#donotshopadopt</a>]).</p>
<p>Tanınan ve sevilen bir kovboy olan Red Kit anolojisini vermemin sebebi, uzun zamandır bir kaç farklı yazılım ekibinde karşılaştığım bir durumun, bir zamanlar “kovboy yazılımcı” olmanın ve sonrasında da bir yönetici olarak bu kovboylar ile neler yaşanabileceğinin tecrübelerini paylaşmak.</p>
<p>Kovboy yazılımcı derken ilginç şapkalar takmalarını, mahmuzlu çizmeler ile etrafta dolaşmalarını, mataralarını yalaktan doldurmalarını kastetmiyorum. Yalnız olmalarından, bir ekip ile çalışamamalarından, devamlı sorunlar ile uğraşmalarından, bunun tercihleri olmasından ve aslında nişan almadan silahlarını çekip kalçalarından ateş etmelerinden bahsediyorum.</p>
<p><em><strong>Önce çuvaldız&#8230;</strong></em></p>
<p>Üniversite dönemimde az deneyimli bir yazılımcı olarak başladığım ilk işimde “kovboy” haline gelmem 1.5 ya da 2 yılımı almıştı. Birlikte çalıştığım arkadaşlarım ya da o zamanki şirketin sahibi olan iş arkadaşlarım (hiç bir zaman patron diye görmediğim için bu tabiri kullanıyorum) hatırlayacaklardır. Belirli konulardaki tüm bilgiler sadece bendeydi, sadece benim istediklerimi yapmaya veya yaptırmaya çalışıyordum, önemli projelerdeki en “core” kodları ben yazmıştım, işin ilk aşamasından müşteri teslimine kadar olan süreçte dediğim dedik inatçı birisi olmuş ve tüm seslere kulağımı tıkamıştım. Tüm yazılım ekibindeki arkadaşların yazdıkları kodları mutlaka ben gözden geçirmeliydim ki, çocuğum olarak gördüğüm projeler “kirlenmemiş” olsundu. Ekip arkadaşlarımı yönlendirmek, onlara güvenmek ve işleri onlarla paylaşıp düzgün iş çıkarmak yerine, egomu tatmine yönlenmiştim.</p>
<p>20-22 yaşlarındayken bunlar çok güzel duygulardı. Kendini önemli görmek, vazgeçilmez hissetmek… Hepsi bir şekilde ego tatmini yaşatıyordu. Sonrasında olanlar ise kendi yarattığım kompleksin ve egoistliğin sonuçlarıydı sadece. Öncelikle varolan eski işlerin operasyonel yüklerini çekemez hale geldim. Bug-fix ya da CR’lar ile uğraşmaktan sabahlara kadar klavye başında kalıyor, ne kendimi teknik anlamda istediğim kadar geliştirebiliyor ne de istediğim gibi yazılım üretebiliyordum. Her yaptığım şey yeni bir bug ya da operasyonel yük üretiyor, ya da projeye zarar getirip müşteri memnuniyetsizliği yaratıyordu. Tüm bunlar tabi ki her şeyi etkiliyor, bir çığ yığını gibi büyüyen işler altında boğuluyor ve iş memnuniyetsizliğim üst noktaya çıkıyordu. İşten sıkılıyordum, bana kendi hayatımı yaşamam için gerekli zaman kalmıyordu, gelen isteklerin sonu yoktu, herkes her şeyi bana soruyordu, en ufak bir problem oluştuğunda bile ya sorumlu ya da o çıkan sorunu çok acil çözmesi gereken kişi olarak ben biliniyordum. Bir çok kod test edilmeden canlı ortama aktarılıyordu. Ekibe yeni giren tüm arkadaşların sorumluluğu da vardı. Onların eğitimi ile geçireceğim sürede tabi ki iki satır kod yazmak daha mantıklıydı o zamanlar… Zaten onlar bu çömezlikleri ile ne bilebilirdi ki?</p>
<p>Buraya kadarki senaryoda var olan kişi şu anda IT ekibinizde mi sizin de? Bir şekilde projenin her şeyini bilen ve vazgeçilmez gibi görünen o kovboy ile çalışmak zorunda mısınız? Üstü iseniz gitmek ile tehdit etmeye varan iyileşmeler göstermiyor ve şirketin şu anki durumu için bu durum kötü mü görünüyor? Ya da o kişinin astı iseniz sizi her durumda eziyor ve yaptıklarınızı bir türlü beğenmiyor, size güvenmiyor mu? Her iki durumun da çözümü tam olarak yazının devamında demek isterdim&#8230;</p>
<p><em><strong>Gelelim iğneye&#8230;</strong></em></p>
<p>Sevgili kovboylar: Eğer öğrenimlerinizi ve kazanımlarınızı aktarmaz, iş bölümü yapmaz, en doğrusunu ben bilirim tavrınızı değiştirmez, sizin güveninizi isteyen ekibinize sorumluluk vermez, takım oyuncusu olmak yerine tek tabanca ilerlemekte ısrar ederseniz; bir yazılım projesinin, ekibinin baş aktörü olmak ve projenin ya da şirketin kuruluşundan bu yana işin içinde ve hatta başında olmak hiç bir meziyet ya da övünülecek bir şey değil. Bundan 8-10 yıl sonrasında open source neden tüm dünyayı ele geçirmiş olacak sanıyorsunuz? Paylaşmak, bilgi aktarımı, yönlendirici rolü üstlenmek, takımdaki daha az teknik yeterlilikteki arkadaşlar ile güven ilişkisinin kuvvetlendirilmesi, ekip çalışması kavramları emin olun sadece üst düzey yöneticilerin “şirkete kurumsal kimlik kazandırmak” için uydurduğu şeyler değil.</p>
<p>Evet haklısınız, proje için şu anda çok değerlisiniz. Projenin detaylarındaki o küçük iş kurallarını sadece siz biliyorsunuz ve sipariş modülünde yapılması gereken o ufak bug-fix, depo ve sipariş toplama için bundan bir yıl önce eklenen kuralı öyle bir ihlal ediyor ki, bunun çok dikkatli uygulanması lazım. Bu konuda da tabi ki henüz sekiz aydır ekibinizde çalışan yazılımcının yazacağı koda güvenemezsiniz, sizin yapmanız lazım (hem de bu kadar çok iş arasında). Aslında neden güvenemeyeceğinizi de biliyorsunuz. Sisteme az da olsa hakim olacak kadar kendisine yol gösterilmedi şimdiye kadar. Yaptığı her yanlışta “sen çekil ben yapayım” dediniz. Her yanlışını onu ezerek yüzüne vurdunuz ve her yaptığı değişikliği size göstermesini, sizin onayınız olmadan asla bir işe girişmemesini söylediniz kendisine.</p>
<p>Sizi daha çok ekip yönetimine yönlendirmeye çalışan yöneticinize de üstünüzdeki işlerin yoğunluğunu, sabahlara kadar çalışmalarınızı, bu şirket/proje için yaptığınız fedakarlıkları, hastayken bile sırf iş yürüsün diye gelip çalıştığınızı ve hiç bir kötü yorumu haketmediğinizi anlattınız.</p>
<p>Önünüzde iki yol var. Biri zahmetli ve zaman alacak olan süreç olan “iş dağıtımını öğrenmek” ve ekip yöneticisi olarak kariyerinizde ilerlemeye devam etmek, diğeri de kolay olan şu anki durumun devamını sağlamak. Zaten çoktan ekip yöneticisi olarak adlandırılmış olabilirsiniz, ancak hala tüm operasyonun yükünü “hands-on” olarak siz çekiyor, üstlerinizden gelen işleri içten içe saçma ya da zaman darlığından dolayı yapılamaz kabul edip buna karşı sayısal veriler ile üstünüzü ikna edemiyorsanız ekip yöneticiliğiniz sadece kağıt üstündedir. Daha kendinizi yönetemezken ekibi yönetiyor olarak görülmeniz çok da mantıklı görülmez.</p>
<p>Daha somut adımlar ile kovboyluktan nasıl vazgeçebileceğiniz ile ilgili bir sonraki yazıda ahkam kesmeyi planlıyorum. Şimdi gidip Dalton kardeşler ile uğraşmam lazım&#8230; O yazı çıkana kadar, sevgili Morris&#8217;i anmak lazım:</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=B_EXFt4BSiY&#038;t=40">https://www.youtube.com/watch?v=B_EXFt4BSiY&amp;t=40</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net/2016/ekipteki-kahraman-kovboy/">Yazılım ekibindeki kahraman kovboy&#8230;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net">mirmirik.net</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://mirmirik.net/2016/ekipteki-kahraman-kovboy/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir CTO işe alım yapıyor!</title>
		<link>http://mirmirik.net/2014/bir-cto-ise-alim-yapiyor/</link>
					<comments>http://mirmirik.net/2014/bir-cto-ise-alim-yapiyor/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mirmirik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2014 10:22:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilişim Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[cto]]></category>
		<category><![CDATA[insan kaynakları]]></category>
		<category><![CDATA[iş yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://mirmirik.com/?p=1293</guid>

					<description><![CDATA[<p>Oldukça büyük ve ünlü bir restoran mutfağındaki aşçılık ve büyük ihtimalle şef aşçılık kariyeriniz sizi, bir şekilde, müşteriler ile daha fazla beraber olabildiğiniz &#8220;şef garsonluk&#8221; tarafına sürükledi. Artık mutfakta dönen her şeyden siz &#8220;ayrıca&#8221; sorumlusunuz. Gelen siparişlerin içerideki şef aşçıya iletilmesi, siparişin ne kadar sürede hazırlanması gerektiği, içeriğinin müşterinin istediği şekilde nasıl hazırlanabileceği ve bunu en [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net/2014/bir-cto-ise-alim-yapiyor/">Bir CTO işe alım yapıyor!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net">mirmirik.net</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-1295 size-medium" src="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2014/08/BATMAN_restaurant01-300x293.jpg" alt="I work in a restaurant" width="300" height="293" srcset="http://mirmirik.net/mirmirFiles/2014/08/BATMAN_restaurant01-300x293.jpg 300w, http://mirmirik.net/mirmirFiles/2014/08/BATMAN_restaurant01.jpg 604w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Oldukça büyük ve ünlü bir restoran mutfağındaki aşçılık ve büyük ihtimalle şef aşçılık kariyeriniz sizi, bir şekilde, müşteriler ile daha fazla beraber olabildiğiniz &#8220;şef garsonluk&#8221; tarafına sürükledi. Artık mutfakta dönen her şeyden siz &#8220;ayrıca&#8221; sorumlusunuz. Gelen siparişlerin içerideki şef aşçıya iletilmesi, siparişin ne kadar sürede hazırlanması gerektiği, içeriğinin müşterinin istediği şekilde nasıl hazırlanabileceği ve bunu en hızlı nasıl ve kimin tarafından sunulabileceği tamamen sizin kontrolünüzde. Tabi ki bunların hepsi kasada oturan arkadaşınızın uyarıları ile şekillenmek zorunda. İşin en kötüsü de, bu restoranda menü falan yok. Sadece sizin &#8220;kırmızı et&#8221; yemekleri konusunda iyi olduğunuz biliniyor çevrede. Kimin ne zaman ve neyi nasıl isteyeceği tamamen deneyimlerinizden kaynaklı öngörülerinize bağlı.</p>
<p>İş hayatınızdaki &#8220;yazılımcı&#8221; ve büyük bir ihtimalle &#8220;yazılım takım yöneticisi&#8221; kariyeriniz bir şekilde, müşteriler ve şirket yöneticileri ile çok daha fazla birebir ilişki kurduğunuz &#8220;manager&#8221; pozisyonuna sizi sürükledi. Artık IT ekibi içinde dönen her şeyden çok daha fazla sorumlu hale geldiniz (Bir nevi, 1.49V üzeri DC ya da AC ile çalışan herşeyin sorumluluğu sizde). IT&#8217;den belirli bir zaman planına uygun olarak istenilen her şeyin, bir süzgeçten geçirilip yazılım takım yöneticisine iletilmesi, isteğin çıktısının ne olması gerektiği gibi konularda kafanızı oldukça yormanız gerekmekte. Bunları yaparken de finansal girdi ve çıktıları hesaba katıp, en uygun fiyatlı çözümü sunmanızın şart olduğunu da unutmamak gerekiyor.</p>
<p>İşlerin yetişemediğini, bir nevi gelen talepleri artık elinizdeki aşçılar ile karşılayamadığınızı farkettiğinizi ve çözüm olarak bir ya da iki aşçıyı daha ekibinize katmak olduğunu gördüğünüzü varsayalım. Elinizde sağlam veriler de var. Verileri analiz ettiniz ve bir iki ay içinde her akşam size gelen müşterilerin isteklerini, istedikleri süre içinde tam olarak karşılayamayacağınızı biliyorsunuz ve bu isteklerin daha da artacağını zaten görüyorsunuz. Bu durumda atılacak adımlar belli aslında. Bu durumu yöneticinize (büyük ihtimalle genel müdürünüze) bildirmek ve iyi bir aşçı arama sürecine girmek ya da bu kadar masa fazla, bunların sayılarını azaltmamız lazım demek. İkinci seçeneği seçmeniz mantıksal açıdan kolay yol olsa da, işletme açısından istenilen bir davranış olmayacaktır büyük ihtimalle. İlk seçeneğe dönelim. Eleman alalım&#8230;</p>
<p>Restoranlardaki işe alımların hangi süreçlerden geçtiğini kesin olarak bilmediğim için tabi ki o konuda ahkam kesmeye devam etmeyeceğim. Kendi bildiğim kısma döneyim. Artık birlikte çalıştığımız IT ekibine yeni bir çalışan katma konusunda sorumlu hale geldiğimize göre, bu konudaki deneyimleri anlatıyor olmanın zararı olmaz.</p>
<ul>
<li>Öncelikle, &#8220;eleman&#8221; değil, çalışma arkadaşı arayışı içinde olduğunuzu kabullenin. &#8220;Eleman&#8221; arayışından vazgeçin. İş arkadaşı arayın.</li>
<li>İşverenlerinizin hayalindeki gibi mükemmel kişiliğe sahip, sabahtan akşama kadar yerinden kalkmadan çalışan, işyerinin &#8220;iş hedeflerini&#8221; %100 içselleştirmiş ve çok iyi derecede teknik bilgiye sahip insan arayışından vazgeçin. Öyle birisi yok. Onlara Artificial Intelligence adı da veriliyor ve <a title="Stephen Hawking: 'AI could spell end of the human race'" href="https://www.youtube.com/watch?v=fFLVyWBDTfo">Stephen Hawking&#8217;in de uyardığı gibi</a> insanlığın sonu onlardan gelecek.</li>
<li>İş görüşmelerinde patron gibi değil, çalışma arkadaşı gibi konuşun. Zamanınızın büyük bir kısmını birlikte geçireceksiniz. Eşiniz, çocuğunuz ya da kedileriniz ile çok daha az görüşüyorsunuz. Hadi çocuk neyse de, eşinizi seçerken bile &#8220;birlikte geçireceğiniz zamanın huzurlu olması&#8221; şartını aradığınızı unutmayın.</li>
<li>Sinirli olduğunuz ya da çok neşeli olduğunuz gibi yüksek duygu durumlarınızda görüşme yapmaktan ve karar vermekten mümkünse kaçının.</li>
<li>Çok bilindik ve klasik olacak ama sizin aradığınız teknik yeterlilik ile ilgili herşeyi tam olarak ve çok iyi bildiğini iddia eden kişileri işe almayın. Yalan söylüyorlar. Piyasada Photoshop ve 3DS uzmanı olup da SAP&#8217;de modül desteği verebilen, ABAP&#8217;ta kendisini aşmış ve .NET ile SQL Server&#8217;a, Python ile mongoDB&#8217;ye &#8220;takla attırmasını&#8221; bildiğini iddia eden bir çok CV var. *nix sistemlerde her daim bir root, Windows&#8217;ta ise Sys.Admin olmaları da büyük artı belki. Swift&#8217;te 10 yıllık tecrübeleri olması kendilerini bir adım öne çıkarsa da, Android&#8217;de sadece 8 yıllık tecrübeli olmaları sizi şüphelendirebilir. (İş arayanlara not: Bu tip bir özelliklerde birisini arayan bir iş ilanı görürseniz de o firmayı bir şekilde bloklayın)</li>
<li>Dürüst olun görüşmede. Dürüst olmaktan kastım acımasızca dürüst olmak. Pembe bir tablo çizmeyin kesinlikle. Beyaz yalanlar bile söylememeye çalışın. Gerçekleşmesi çok düşük ihtimalde olan vaatlerde asla bulunmayın. Gücünüzün sınırlarında olan konularda istekler gelirse bunları ne kadar gerçekleştirebileceğinize bakın. Eğer gerçekleştiremeyeceğinize dair bir şüpheniz varsa bunu paylaşın. Sırf &#8220;eleman alımını gerçekleştirmek&#8221; ile siz bir üst makamın gözünde iyi görüneceksiniz diye insanları boş vaatler ile oyalamayın.</li>
<li>Bilmediğiniz bir teknik alanda iş arkadaşı arayışı içindeyseniz, mutlaka o konuyu iyi bilen birisinden destek alın.</li>
<li>Zaman zaman, ekip içindeki konum olarak daha alt düzeyde bulunan bir ekip arkadaşınızı da görüşmelere alın. Bu hem başvuran kişinin gireceği ekibi biraz daha nesnel tanımasına, hem de ekip içindeki arkadaşınızın IK konularında kendisini eğitmesine destek olacaktır. Örneğin bir Jr. Developer arıyorsanız, o güne kadar iş görüşmelerinde hep masanın diğer tarafında oturan bir Mid.Level Developer arkadaşınızı yanınızda bulundurun. Onun da soru sormasına fırsat verin.</li>
</ul>
<p>Bu tavsiyelerim ya da hayallerim tabi ki benim her zaman yapmayı başarabildiğim şeylerden öte, yapmak istediklerim. Birçoğunu şimdiye kadar uygulayabildiğimi düşünüyorum ama tam anlamı ile her maddeyi gerçekleştirdiğimi söylemek &#8220;beyaz bir yalan&#8221; olur. Acımasızca dürüst olmadığım zamanlar oldu.</p>
<p>Şef aşçı olmak zor. Benim becerebileceğim bir şey değil. Sanırım bu yüzden yazılımcı oldum&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net/2014/bir-cto-ise-alim-yapiyor/">Bir CTO işe alım yapıyor!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net">mirmirik.net</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://mirmirik.net/2014/bir-cto-ise-alim-yapiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir CMO, IT hakkında ne bilmeli?</title>
		<link>http://mirmirik.net/2014/bir-cmo-it-hakkinda-ne-bilmeli/</link>
					<comments>http://mirmirik.net/2014/bir-cmo-it-hakkinda-ne-bilmeli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mirmirik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Jul 2014 11:52:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilişim Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[cmo]]></category>
		<category><![CDATA[cto]]></category>
		<category><![CDATA[iş yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[proje yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[yazılım]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://mirmirik.com/?p=1273</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son zamanlarda denk gelerek okuduğum bir çok yazıda, bir CTO1 ya da CIO2&#8216;nun pazarlama konusunda neler bilmesi gerektiğine dair bilgiler vardı. Çoğu yazıdan oldukça da faydalandım. Yazıların genelinde, BT3/IT4 tarafındaki çalışanların (yazının bundan sonrasında IT terimini kullanacağım), müşteri isteklerini tam olarak algılamaktan uzak olduklarından şikayet edilmiş durumda. Aslında hedef kitleyi ya da pazarı tam olarak bilmediklerinden, işin sonucunun şirket [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net/2014/bir-cmo-it-hakkinda-ne-bilmeli/">Bir CMO, IT hakkında ne bilmeli?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net">mirmirik.net</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son zamanlarda denk gelerek okuduğum bir çok yazıda, bir CTO<sup>1</sup> ya da CIO<sup>2</sup>&#8216;nun pazarlama konusunda neler bilmesi gerektiğine dair bilgiler vardı. Çoğu yazıdan oldukça da faydalandım. Yazıların genelinde, BT<sup>3</sup>/IT<sup>4</sup> tarafındaki çalışanların (yazının bundan sonrasında IT terimini kullanacağım), müşteri isteklerini tam olarak algılamaktan uzak olduklarından şikayet edilmiş durumda. Aslında hedef kitleyi ya da pazarı tam olarak bilmediklerinden, işin sonucunun şirket için ne kadar önemli olduğunun kavranmamasından yakınılıyor. Bunun ardında da aslında herkesin bildiği ama özellikle kırıcı olmamak adına uzak durmaya çalıştıkları bazı gerçekler var. Bizlerdeki ego tatmininin iş yapmamızdaki etkisi, satış ya da pazarlama hedeflerini çok umursamamamız ya da -işte- dünyanın IT çalışanları için aslında sıfır ve birlerden oluştuğu gerçekleri gibi&#8230;</p>
<p>Bizler (teknik proje yöneticileri, mimari tasarımcılar, IT direktörleri, yazılım geliştirme müdürleri, iş analistleri, yazılımcılar), bilişim çalışanları olarak genelde sadece yaptığımız işin bizlere verdiği tatmin duygusu ile işlerimizi yapıyoruz. Bu ego tatminlerimiz gerektiği gibi olduğu müddetçe de yapılan işi olması gerektiğinden çok daha iyi yapıyor ve başarılı sayılıyoruz. İşin sonucunun şirketi nereye getireceği, ne şekilde satışları arttıracağı ya da şirket olarak tanınırlığımızı nereye getireceği ile pek ilgilenmiyoruz. Açıkçası, pek de umurumuzda değil aslında bunlar. Satışın ya da pazarlamanın isteklerini karşılayabilmek için sizler gibi düşünmemizi, tam olarak sizler gibi P&amp;L<sup>5</sup> gözetmemizi, müşteri memnuniyetini %100 seviyesinde tutmamızı ya da satış grafiğinin her zaman bir önceki döneme göre pozitif olarak büyüme trendinde olmasını hedeflediğimizi görmek istiyorsunuz. Cidden mi? Bunlar maalesef önemsediğimiz konularda üst sıralarda değil.</p>
<p>Kişisel olarak görüşüm, bundan 3 &#8211; 5 yıl sonrasındaki iş hayatında, pazarlamadan anlamayan ya da satış aktivitelerinin önemini kavrayamayan bir IT çalışanının başarılı olamayacağı yönünde. Bunun tam tersi de geçerli. Yani bir CMO<sup>6</sup> eğer IT&#8217;yi ve getirilerini anlayamıyorsa, günün piyasasında iz bırakacak bir iş yapamayacaktır. Tabi bu sadece global olarak düşününce geçerli. Yoksa ülkemizi düşününce her yolun mübah olduğu ayrı bir gerçek. Buradaki 3-5 yılı ülkemiz için 12-15 yıl olarak düşünebiliriz. Yeter ki patron şirketleri 1980&#8217;li yıllarda kalmış olan alışkanlıklarını değiştirebilsin o zamana kadar.</p>
<p>Deneyimlerimden gördüğüm kadarıyla, bir IT çalışanının, pazarlama ya da satış ekibi ile aynı düşünce yapısında olması ile ilgili grafiği aşağıya ekledim. Buradaki &#8220;Umursama durumu&#8221;, IT çalışanının, pazarlama ya da satış ekibinin hedeflediği amacı yüzdesel olarak ne kadar içselleştirdiğini veriyor:</p>
<figure id="attachment_1284" aria-describedby="caption-attachment-1284" style="width: 665px" class="wp-caption aligncenter"><a href="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2014/07/Umursamak1.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-1284 size-large" src="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2014/07/Umursamak1-1024x645.png" alt="BT çalışanları, pazarlama ya da satış hedeflerini ne kadar umursuyor?" width="665" height="418" srcset="http://mirmirik.net/mirmirFiles/2014/07/Umursamak1-1024x645.png 1024w, http://mirmirik.net/mirmirFiles/2014/07/Umursamak1-300x188.png 300w, http://mirmirik.net/mirmirFiles/2014/07/Umursamak1-660x415.png 660w, http://mirmirik.net/mirmirFiles/2014/07/Umursamak1.png 1197w" sizes="(max-width: 665px) 100vw, 665px" /></a><figcaption id="caption-attachment-1284" class="wp-caption-text">BT çalışanları, pazarlama ya da satış hedeflerini ne kadar umursuyor?</figcaption></figure>
<p>Şimdi, bir kaç acı gerçeği yazılı hale getirmeli sanırım bu grafik yardımı ile. Aşağıdaki maddelerde hem biz bilişim çalışanları için hem de pazarlama ya da satış ekibindeki arkadaşlar için bir şeyler var.</p>
<ol>
<li>Üzgünüm ki, biz IT çalışanları henüz yeteri kadar &#8220;iş bilgisi&#8221; ile donatılmamış durumdayız.</li>
<li>Pazarlama ve satışın hedefleri ile, IT hedefleri(ego tatmini ile de doğru orantılı olarak) pek örtüşemiyor.</li>
<li>Yapılan işin şirkete sağlayacağı yarardan daha çok, teknik anlamda bizi ne kadar zorlayacağı ve bizlere ne kadar bilgi katacağı bazen çok daha önemli.</li>
<li>O andaki görevimiz ve sorumluluğumuz ne kadar fazla teknik bilgi birikimine ihtiyaç duyuyorsa, o kadar empatiden uzaklaşıyoruz.</li>
<li>Dünya üzerinde şu ana kadar geliştirilmiş ya da geliştirilmekte olan yazılımların kaynak kodları yüzlerce farklı dil ile yazılmış durumda. Lütfen bize &#8220;x firması bu işi 3 günde tamamlamış; ne kadar zor olabilir ki?&#8221; diye gelmeyiniz (bkz: <a title="List of programming languages" href="http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_programming_languages">List of programming languages</a>.)</li>
<li>Hedeflerinizi matematiksel ifadeler kullanarak bize aktarabilirseniz, sizleri o kadar sever ve işi sahiplenebiliriz. Yoksa &#8220;bunu tüm müşterilerimiz istiyor&#8221; ya da &#8220;bunu yaparsak çok güzel atılımda olacağız&#8221; ifadeleri emin olun ki aramızdaki konuşmalarda bazen eğlence konusu olabiliyor.</li>
<li>En sevdiğim öngörü: &#8220;Bir kadın 9 ayda doğum yapabilir ama 9 kadın bir ayda doğum yapamaz&#8221;. Çalışan adam sayısını arttırıp, projelerin de buna doğru orantılı olarak sürelerinin daha kısalacağını söylemeyin lütfen, kalp kırıcı oluruz.</li>
<li>Sizlerin KPI&#8217;larınız ile bizlerin KPI&#8217;ları arasında çoğu zaman ciddi fark var. Satış cironuzu %20 arttırmayı hedefleyen bir proje fikrinizdeki size çok basit gelen bir fonksiyon için düşündüğünüz geliştirme zamanı, bizim aylık çözülen bug sayımızı inanılmaz ölçüde arttırabilir.</li>
<li>Şirket bütçesinde &#8220;cost&#8221; olarak büyük bir kalem olarak yer alıyoruz. Eminiz ki kuzeninizin bir tanıdığı bizlerin yaptığı işi 1/3 zamanda çok daha iyi yapabilir. Uygulamak zorunda olduğumuz süreçler ve uymamız gerektiğini söylediğimiz kurallar emin olun işi zora sokmak için değil, bir sonraki proje talebinizi daha hızlı karşılayabilmek için.</li>
<li>Yazının genelindeki &#8220;siz&#8221; ve &#8220;biz&#8221; ayrımını uzun bir süre kıramayacağız. Bunun bilincine vardığımız sürece ortak bir hedef için çok daha hızlı ilerleyebiliriz.</li>
</ol>
<p>Kişisel fikrim: bundan 5 yıl sonra bence bir IT departmanına gerek bile kalmayacak şirket içinde(TR için bu süre iki katı). Pazarlamaya bağlı ufak bir destek ekibi olması yeterli olacak. Giderek gelişen cloud ortamı sayesinde hem &#8220;in-house&#8221; geliştirme yavaş yavaş ölecek, hem de teknik destek anlamında uğraşılması gereken konular çok azalacak. Pazarlamaya bağlı olacak bir iş analisti ve proje yöneticisi ile işlerin oldukça iyi ilerleyebileceğini düşünüyorum. Ancak o zamana kadar aramızı düzeltmek için iki tarafın da bazı ödünler vermesi gerekecek. Bizlerin &#8220;iş&#8221; anlamında bir şeyler öğrenmemiz ve şirketin hedeflerini daha çok içselleştirmemiz gerekiyor. Pazarlama ya da satış departmanları da mümkün olduğunca IT&#8217;nin süreçlerine anlam vermesi ve yönetime karşı bizleri de savunabilmesi iki taraf için de yararlı olacak gibi.</p>
<p>Evet; &#8220;pazar&#8221; doymak bilmeyen bir canavar ve her haftayı geçtim, her gün değişen kurallara göre oyunu oynamak zorundayız. Ama matematik hiç yalan söylemiyor. Matematik konusunda bizlere güvenin.</p>
<p><strong>Ek okumalar:</strong></p>
<p><a title="3 things to know" href="https://enterprisersproject.com/article/3-things-your-cio-should-know-about-marketing">3 things your CIO should know about marketing</a><br />
<a title="Inside the Minds (and Personalities) of CIOs and CMOs" href="http://www.cio.com/article/2379174/cio-role/inside-the-minds--and-personalities--of-cios-and-cmos.html">Inside the Minds (and Personalities) of CIOs and CMOs</a><br />
<a title="Are CIOs Destined to Work for the CMO?" href="http://www.cio.com/article/2381937/it-organization/are-cios-destined-to-work-for-the-cmo-.html">Are CIOs Destined to Work for the CMO?</a><br />
<a title="Hey CIOs! Show Your CMO the Love" href="http://www.cio.com/article/2391814/cio-role/hey-cios--show-your-cmo-the-love.html">Hey CIOs! Show Your CMO the Love</a><br />
Güncelleme (29.08.2014):<br />
<a title="" href="http://www.mckinsey.com/Insights/Business_Technology/Getting_the_CMO_and_CIO_to_work_as_partners">Getting the CMO and CIO to work as partners</a></p>
<p><strong>Kısaltmalar:</strong></p>
<p><sup>1</sup>: Chief Technology Officer<br />
<sup>2</sup>: Chief Information Officer<br />
<sup>3</sup>: Bilişim Teknolojileri<br />
<sup>4</sup>: Information Technology<br />
<sup>5</sup>: Profit and Loss<br />
<sup>6</sup>: Chief Marketing Officer</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net/2014/bir-cmo-it-hakkinda-ne-bilmeli/">Bir CMO, IT hakkında ne bilmeli?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net">mirmirik.net</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://mirmirik.net/2014/bir-cmo-it-hakkinda-ne-bilmeli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
