<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bilişim Yönetimi Archives - mirmirik.net</title>
	<atom:link href="http://mirmirik.net/category/bilisim-yonetimi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://mirmirik.net/category/bilisim-yonetimi/</link>
	<description>...bir başka kedi günlüğü</description>
	<lastBuildDate>Sun, 22 Aug 2021 16:05:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.5.2</generator>
	<item>
		<title>Hepimiz Milyoner Olacağız: Bu yazılımın değeri ne, kaça satılır ki?</title>
		<link>http://mirmirik.net/2021/yazilimin-degeri-nedir/</link>
					<comments>http://mirmirik.net/2021/yazilimin-degeri-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mirmirik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Aug 2021 15:51:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilişim Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[proje yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://mirmirik.com/?p=1776</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Ürün geliştirmek demek, ürünler için tarif vermek demektir. Ürünlerin kendisini oluşturmak değil.” Donald G. Reinertsen1 1993 yılında, x86 Assembly ile yazdığım TSR2 tipi program, belirli tuş kombinasyonuna basıldığında ekranın o anki görüntüsü alıp, bunu 4.000 byte’lık fiziksel bir dosyaya3 yazıyordu. 1992’den, profesyonel olarak çalışmaya başladığım 1998 yılına kadar zaman zaman yazdığım Pascal uygulamaları (Muhtar 1.0?) [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net/2021/yazilimin-degeri-nedir/">Hepimiz Milyoner Olacağız: Bu yazılımın değeri ne, kaça satılır ki?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net">mirmirik.net</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><em>“Ürün geliştirmek demek, ürünler için tarif vermek demektir. Ürünlerin kendisini oluşturmak değil.”</em></p><cite><meta charset="utf-8"/><em>Donald G. Reinertsen<sup>1</sup></em></cite></blockquote>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-full is-resized"><a href="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2021/08/Post_Header.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" src="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2021/08/Post_Header.jpg" alt="Time is precious" class="wp-image-1790" width="1345" height="1008"/></a></figure></div>



<p class="has-text-align-left">1993 yılında, x86 Assembly ile yazdığım TSR<sup>2</sup> tipi program, belirli tuş kombinasyonuna basıldığında ekranın o anki görüntüsü alıp, bunu 4.000 byte’lık fiziksel bir dosyaya<sup>3</sup> yazıyordu. 1992’den, profesyonel olarak çalışmaya başladığım 1998 yılına kadar zaman zaman yazdığım Pascal uygulamaları (Muhtar 1.0?) bu fiziksel dosyaların içeriğini okuyup, belleğin belirlenmiş adreslerine bu bilgiyi yazıp, uygulama çalışırken bellekten o bilgileri alıp, ekran çizimleri için kullanıyordu. O, en fazla 80 – 100 satırlık x86 Assembly kodundan oluşan minik bir “.com” dosyası, işimi oldukça hızlandıran, benim için vazgeçilemez ve çok değerli bir yazılım olmuştu.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Yazılımın değeri</h2>



<p>Herhangi bir hizmet ya da malın değeri denildiğinde, akla ilk olarak “ekonomik değer” gelmekte. “Bu iş bize kaça patlar?” ya da “bunu kaça yaparız?” soruları, büyük ve kurumsal olsun ya da küçük ve aile şirketi olsun, birçok firmadaki ilk sorulardan. Yazılımın değeri denilince de konuya, -özellikle bilgi teknolojilerine uzak kişiler tarafından- sadece parasal yönden yaklaşılmakta. Okuyuculardan, yazılım satış işine de bulaşmış çoğunun müşterideki “satın alma departmanları” ile benzer hikayeler yaşadıklarını düşünüyorum. Her ne kadar analiz yeteneği daha iyi olan ve geleceğe dair değişkenleri de hesaba katan ekipleri tenzih etsem de birçok satın alma departmanının iki benzer ürün ya da hizmetten daha ucuz olanını seçmesi çok rastlanılan bir senaryo olmakta ne yazık ki.</p>



<p>Oysa yazılım ya da yazılım hizmeti dediğimiz şey (yazının bundan sonrasında yazılım hizmeti yerine de ‘yazılım’ kelimesini kullanacağım), birçok ürün aksine elle tutulamayan, dokunulamayan, fiziksel varlığı olmayan bir metadır. Yazılımı buğday, tuğla, hazır kahve, litrelik saf oksijen ya da ne bileyim, metrelik kumaş birimine çevirip de karşılaştırma yapmanız oldukça zor. Sn. Ali Akurgal’ın 1992 yılındaki, “yazılımı ‘metre’ olarak ihraç etmeyi başarabilme” konusu<sup>4</sup> aslında hala da devam eden ve kafa karıştıran bir konu. Yıllardır yazılımın ne olduğu bile tartışılmakta, bir ürün mü, bir yapıt mı yoksa bir sanat eseri mi olduğu bazı arkadaş gruplarının iç tartışmalarında bile yer almaktadır.</p>



<p>Bu yazıda, bir zamandır kafamı kurcalayan ve araştırmaya giriştiğim ‘yazılımın değeri’ konusunda aklıma gelenleri paylaşmaya çalışacağım. Sizlerin de akıllarında soru işareti oluşturmayı amaçladığım sorular ve kendimce cevap bulmaya çalıştığım bazı konular var. Bunu yaparken de geçmiş proje yönetimi ve IT yöneticisi deneyimlerimde kullandığım bazı yöntemleri anlatmaya çalışacağım.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sokaktaki Vatandaşa Sorduk!</h2>



<p>2020 yılı, Ekim ayı ortası gibi, bu yazılımın değeri konusunu, yazılımcının kendi üretimini değerlemesi açısından ele almak istedim ve Twitter üzerinde erişebildiğim yazılımcılara yönelik olarak şu şekilde sordum:</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-full is-resized"><a href="//i0.wp.com/mirmirik.com/mirmirFiles/2021/08/Deger_Anketijpg.jpg"><img decoding="async" src="//i0.wp.com/mirmirik.com/mirmirFiles/2021/08/Deger_Anketijpg.jpg" alt="" class="wp-image-1777" width="479" height="436"/></a><figcaption>Şekil 1 &#8211; Twitter Anket Sonuçları</figcaption></figure></div>



<p>Burada koyduğum seçenekleri de şu şekilde açmaya çalıştım:</p>



<ol type="1"><li><em><strong>Satır sayısı:</strong> Yazılımın içinde benim yazdığım kod satır sayısı daha fazlaysa, o yazılım benim için daha değerlidir.&nbsp; (O projeye neredeyse 18.000 satır kod yazdım)</em></li><li><em><strong>Müşteriye satılan fiyat:</strong> Bütçesi yüksek bir rakam olan projede yazdığım kod, benim için daha değerlidir. ($2.000.000 fiyata satılan projede ben de görev aldım)</em></li><li><em><strong>Bilinirlik / memnuniyet:</strong> Çok bilindik bir proje ya da yazılım ise, benim için oraya katkım çok daha değerlidir. (Twitter&#8217;ın FAQ sayfasındaki &#8216;search&#8217; fonksiyonunun bug-fix&#8217;ini ben yaptım)</em></li><li><em><strong>Harcadığım zaman: </strong>Uygulamayı gerçekleştirmek için gece gündüz çalışmak ve üzerinde çok uzun zaman geçirmek benim için daha değerlidir. (6 yıldır bu projenin içini dışını inceledim, emek verdim, gece gündüz ve hatta hafta sonu/tatillerde bile çalıştım)</em></li></ol>



<p>2,229 kişiden gelen cevaplara göre, yazılımcılar için en önemli değer verisi, o katkıda bulundukları işin bilinirliği ve kullanıcılarının memnuniyeti olarak görülüyor. Soruyu soruş biçimine, karşı tarafın algılamasına ve tabi ki Twitter ortamındaki anonim olmaya bağlı olarak çok doğru ve net bir sonuçtur diyemem ama bizlere bir mesaj verdiğini kabulleniyorum. Bu bilgi elimizde bir dursun, konunun sonrasında ilginç bir yere bağlayacağız.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Şirketler Nasıl Hesaplıyor?</h2>



<p>Pazarlama ya da satış stratejilerine göre “freemium”, “free”, “open-source”, kiralama, SaaS ya da “Pay as You Go” modeller oldukça yaygınlaşsa da fiyatlama modellerinden “Cost-Based Pricing” diye adlandırılan maliyet bazlı fiyatlama, özellikle, “terzi usülü yazılım yapan” firmalar için hala en popüler yöntemlerden.</p>



<p>Yine yazılım dünyasında özellikle daha yeni dönemlerde daha gerçekçi olarak kullanılan fiyatlama yöntemlerinden birisi de değer bazlı fiyatlandırma. Burada da tüketicinin bu tür bir yazılım için ne kadar değer biçebileceğine bakılıyor, tüketici değer algısı belirleniyor, oluşacak maliyetler hesaplanıp, tüketicinin ödeyebileceği fiyata uygun ürünler geliştiriliyor.</p>



<p>Bir de “rakip bazlı fiyatlandırma” konusu var ki, benim genelde içinde bulunduğum ve uğraştığım “terzi usulü yazılımlar” konusuna pek uymuyor. Bu yüzden bu konudaki bilgim neredeyse yok denecek kadar az, üzerinde aktif olarak çalışmadım, bu yüzden de bilmiyorum deyip geçeyim. Ekonomi çalışan arkadaşlar ilgili anlatımlara iyi referanslar verebilir sanırım.</p>



<p>Biraz kafa karıştırıcı olsa da -hatta akademik açıdan çok doğru olmasa bile-, benim en azından deneyimlediğim iki model arasındaki farkı daha iyi anlamamız için şu soruları sorduğumuzu düşünebiliriz kendimize;</p>



<ol type="a"><li>Maliyet bazlı fiyat: Müşterinin istediği 10 fonksiyonu kaça mal edebilirim?</li><li>Değer bazlı fiyat: Müşterinin ödeyeceği ₺100.000’e kaç fonksiyon geliştiririm?</li></ol>



<h2 class="wp-block-heading">Maliyet Bazlı Fiyatlama Örneği</h2>



<p>Bu yöntemde şirketler için bir yazılım projesinin satış tutarının hesaplanması, genelde, kullanılan kaynakların giderleri (proje çalışanları), yapılan özel ek masraflar (ek donanım ya da yazılım ücretleri), direkt faturalandırılamayan gider kalemlerinin (İK, stajyer, muhasebe, elektrik / internet / su / kira giderleri gibi şirketin işlemesi için şart olan ancak şirkete direkt nakit girişi sağlamayan tüm giderler) belirli oranlarda proje bedellerine eklenmesi ve tüm bu toplama yine belirli oranda şirket kârı da eklenmesi gibi yöntemler ile yapılmakta. Ya da en azından bu şekilde hesaplanması şirketin gelir / gider dengesi açısından çok daha yerinde olacaktır. Bir cesaret ile tek müşteriye satılabilecek özel bir yazılım için fiyatlandırma konusunda şunu diyebiliriz sanırım;</p>



<p>YB = ((PEG) + (PÖM) + (FAGİ)) * KO</p>



<p>YB: Yazılımın bedeli</p>



<p>PEG: Proje ekibi giderleri</p>



<p>PÖM: Projeye özel masraflar</p>



<p>FAGİ: Proje bağımsız, faturalandırılmayan giderler</p>



<p>KO: Kâr oranı</p>



<p>Yazının bundan sonrasındaki satış tutarı hesaplama kısmını kendi “freelance” projeleriniz için de kullanabilirsiniz belki. İyi bir fikir vereceğini düşünüyorum. Çok basit bir örnek üzerinden gideyim. A şirketi, B şirketinden bir yazılım talebinde bulunuyor ve teklif istiyor. B şirketi talebi değerlendiriyor ve şöyle bir kaynak ve kaynak kullanım planı çıkarıyor:</p>



<figure class="wp-block-table"><table><tbody><tr><td><strong>Kaynak</strong></td><td><strong>Süre (saat)</strong></td></tr><tr><td>Proje yöneticisi</td><td>100</td></tr><tr><td>Sr. BE Developer</td><td>300</td></tr><tr><td>Jr. BE Developer</td><td>240</td></tr><tr><td>Sr. FE Developer</td><td>600</td></tr><tr><td>Jr. FE Developer</td><td>350</td></tr><tr><td>Analist</td><td>400</td></tr><tr><td>Tasarım / UI design</td><td>260</td></tr><tr><td>Tasarım / UX design</td><td>200</td></tr><tr><td>DB Architecture</td><td>120</td></tr></tbody></table><figcaption>Tablo 1 &#8211; Örnek proje kaynak kullanımı</figcaption></figure>



<p>Proje planlayıcısı olarak bu şekilde bir saat / kaynak tahminlemesi yapabiliyorsanız, şirket içindeki kaynak saat bedelleri de belli ise, çok basit ilkokul matematiği ile bir fiyat çıkarabilirsiniz. Tek kaynak için yaklaşık saat hesabını ben aşağıdaki şekilde yapıyordum:</p>



<p>KSB = ((KBM * 1,2 + KYH) / (20 * 6)</p>



<p>KSB: Kaynak saat bedeli</p>



<p>KBM: Kaynak brüt maaş</p>



<p>KYH: Kaynak yan haklar bedeli</p>



<p>Formüldeki “20”, aydaki toplam iş gününü, “6” de bir gündeki iş saatini temsil ediyor. Günde 6 saat değil, 8 saat var itirazı gelebilir ancak yazılımda verimli çalışma süresi hesaplarken günlük çalışmanın en fazla %80’inin hesaba alınmasının çok daha yerinde olacağını tecrübe ettim geçtiğim zaman içinde. Burada günlük verimli çalışma saatini %75 üzerinden hesapladım. “1,2” ise işveren maliyetini (sigorta, vergi vs.) hesaplamada kullanılan özel katsayı (şirket giderlerine göre yaklaşık 1.2 ile çarpım doğru değeri veriyor).</p>



<p>Kaynağın aylık brüt maaşı 5.000₺ ise ve aylık özel sağlık sigortası, yemek + yol ücretleri vs. giderleri toplamı da 1.000₺ ise;</p>



<p>KSB = (5.000 * 1,2 + 1.000) / (20 * 6)</p>



<p>KSB = 7.000 / 120</p>



<p>KSB = 58,33</p>



<p>Kaynağın aylık toplam işveren maliyeti formüle göre 7.000 ve saatlik maliyeti ise ~58 TL ediyor.</p>



<p>Yukarıdaki tabloyu buna göre tekrar düzenlersek şöyle bir durum ortaya çıkıyor;</p>



<figure class="wp-block-table"><table><tbody><tr><td><strong>Kaynak</strong><strong></strong></td><td><strong>Süre (saat)</strong><strong></strong></td><td><strong>Brüt Maaş</strong></td><td><strong>Saatlik ücret</strong></td><td><strong>Proje Bedeli</strong></td></tr><tr><td>Proje yöneticisi</td><td>100</td><td>&nbsp;₺&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 15.000,00</td><td>&nbsp;₺&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 158,33</td><td>&nbsp;₺&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 15.833,33</td></tr><tr><td>Sr. BE Developer</td><td>300</td><td>&nbsp;₺&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 12.000,00</td><td>&nbsp;₺&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 128,33</td><td>&nbsp;₺&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 38.500,00</td></tr><tr><td>Jr. BE Developer</td><td>240</td><td>&nbsp;₺&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 9.000,00</td><td>&nbsp;₺&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 98,33</td><td>&nbsp;₺&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 23.600,00</td></tr><tr><td>Sr. FE Developer</td><td>600</td><td>&nbsp;₺&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 12.000,00</td><td>&nbsp;₺&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 128,33</td><td>&nbsp;₺&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 77.000,00</td></tr><tr><td>Jr. FE Developer</td><td>350</td><td>&nbsp;₺&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 7.500,00</td><td>&nbsp;₺&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 83,33</td><td>&nbsp;₺&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 29.166,67</td></tr><tr><td>Analist</td><td>400</td><td>&nbsp;₺&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 8.000,00</td><td>&nbsp;₺&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 88,33</td><td>&nbsp;₺&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 35.333,33</td></tr><tr><td>Tasarım / UI design</td><td>260</td><td>&nbsp;₺&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 10.000,00</td><td>&nbsp;₺&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 108,33</td><td>&nbsp;₺&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 28.166,67</td></tr><tr><td>Tasarım / UX design</td><td>200</td><td>&nbsp;₺&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 8.000,00</td><td>&nbsp;₺&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 88,33</td><td>&nbsp;₺ &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;17.666,67</td></tr><tr><td>DB Architecture</td><td>120</td><td>&nbsp;₺&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 10.000,00</td><td>&nbsp;₺&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 108,33</td><td>&nbsp;₺&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 13.000,00</td></tr><tr><td><strong>Toplam Maliyet</strong></td><td><strong>&nbsp;</strong></td><td><strong>&nbsp;</strong></td><td><strong>&nbsp;</strong><strong></strong></td><td><strong>&nbsp;₺&nbsp; 278.266,67 </strong><strong></strong></td></tr></tbody></table><figcaption>Tablo 2 &#8211; Proje maliyet hesabı örneği</figcaption></figure>



<p>Burada ortaya çıkan ₺278.266, çalışanların projeyi tam planlandığı gibi zamanında bitirmeleri halinde ekibin şirkete “maliyetini” temsil etmekte. İçinde şirket kârı, ek masraflar, diğer giderler gibi farklı kalemler yok. İlk formüldeki “PEG” ile gösterdiğimiz yeri hesapladık daha. Eğer tüm “Yazılım Bedeli” formülünü uygularsak, proje teklif bedeli olarak şöyle bir şey elde edebiliriz (₺12.500 projeye özel gider, ₺10.000 faturalandırılmayan gider):</p>



<p>YB = ((278.266) + (12.500) + (10.000)) * 1.2</p>



<p>YB = 360.919,2</p>



<p>YB ~= ₺ 370.000</p>



<p>Son satırdaki ₺370.000’e yuvarlama kısmını, “pazarlık payı” olarak düşünebilirsiniz. Buradaki en önemli husus, genelde az çok girdi / çıktı hesabı yapmayı bilen, nakit akış dengesi gözeten aklı başında şirketlerin bunu böyle sayısal veriler ile yaptığı. Çoğu yerde hala “olsa olsa metodolojisi” kullanıldığını da -ne yazık ki- biliyoruz.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Epilog</h2>



<p>Gerçek dünya örnekleri, duygusal yaklaşımlar ve çeşitli fiyatlama yöntemlerini kurcalamama ve üzerlerinde uzun süredir çalışmama rağmen hala sorularımın net bir cevabını bilemiyorum. Kişisel olarak, yazılımın standart bir ücretlendirmesinin yapılabileceğine ya da o yazılım için bir “net değer” belirtilebileceğine de pek inanmıyorum.</p>



<p>İlk başta özellikle koyduğum “yazılımcı için hangisi değerli” sorusuna verilen cevaplar, biz “yazılım fiyat belirleyicileri” için bir uyarı niteliğinde olur ümidindeyim. İçinde bulunduğumuz dönemde çok fazla “derdini seveyim” örneği gibi olabilir bu. İsteğim ve hayalim, üretimde büyük katkısı olan asıl kişilerin hissettiklerinin ve yorumlarının, yazılım değerlendirme ve fiyatlandırmada da benzer şekilde etkili olması. Bir yazılımı, onu üretenleri için de değerli kılabilmeyi, şirketin uzun vadeli geleceği için elzem görüyorum. Hadi danışmanlıklarda çok kullanılan havalı o terimlere de gireyim, “customer-centric approach” yanında ek olarak bir de “asıl üreticinin merkezde olduğu yaklaşım” daha iyi olacağına canı gönülden inanıyorum.</p>



<p>Peki ya sizce bir yazılımın gerçek değerini ne belirler? Kime göre değerlendirilmeli yazılım? Müşteri mi, üretici mi yoksa şirket sahibi mi?</p>



<h2 class="wp-block-heading">Notlar, Ek Okumalar ve Yararlanılan Kaynaklar:</h2>



<p>[1]: The Principles of Product Development Flow: Second Generation Lean Product Development. <a href="https://www.amazon.com/gp/product/B007TKU0O0/">https://www.amazon.com/gp/product/B007TKU0O0/</a></p>



<p>[2]: TSR: Terminate and Stay Resident. <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Terminate_and_stay_resident_program">https://en.wikipedia.org/wiki/Terminate_and_stay_resident_program</a></p>



<p>[3]: 4000 byte’ın sırrı şuradan geliyor. TSR programları, DOS türevi işletim sistemleri için yazılan küçük programlardı. DOS ekranları 80 kolonlu ve 25 satırlı bir matris üzerinde çalışır normalde. Yani matrisin her bir koordinatında bulunan karakteri kaydetmek isterseniz, 2000 byte kullanmanız gerekir (3. satırın 7. kolonunda ‘T’ harfi yazılı gibi). Her koordinattaki “renk” bilgisini de bir byte içinde tutabilirseniz (arka planı kırmızı, yazı karakter rengi de parlak beyaz gibi), toplamda 4000 byte alana ihtiyacınız olacaktır. Renk bilgisini bir byte içine yazmak için de 8 bit’in ilk dördünü ön renk ve son dördünü de arka plan rengi olarak kullanıyordum. DOS ekranlarındaki renkler (VGA ekranlarda, ‘ekran modu 0’ için) en fazla 16 adet (0…F) oluyordu. Yani şunun gibi bir yapıdaydı dosyaya yazılı olan her koordinattaki tek karakter bilgisi:</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-full is-resized"><a href="//i0.wp.com/mirmirik.com/mirmirFiles/2021/08/TSR-RenkKodu.jpg"><img decoding="async" src="//i0.wp.com/mirmirik.com/mirmirFiles/2021/08/TSR-RenkKodu.jpg" alt="" class="wp-image-1778" width="499" height="256"/></a><figcaption>Şekil 2 &#8211; Benim için en değerli yazılımımın örnek karakter kayıt yapısı</figcaption></figure></div>



<p>[4]: Güney, Melih; Siz, Yazılımın Birimi Nedir Bilir misiniz? <a href="https://www.melihguney.com/siz-yazilimin-birimi-nedir-bilir-misiniz.html">https://www.melihguney.com/siz-yazilimin-birimi-nedir-bilir-misiniz.html</a></p>



<p>Ayrıca, Sn. Akurgal’a erişmek için: <a href="http://akurgal.com/index.html">http://akurgal.com</a></p>



<p>[5]: Fiyatlandırma stratejileri için bkz: <a href="https://www.netrivals.com/resources/guides/3-major-pricing-strategies-a-short-guide/">https://www.netrivals.com/resources/guides/3-major-pricing-strategies-a-short-guide/</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net/2021/yazilimin-degeri-nedir/">Hepimiz Milyoner Olacağız: Bu yazılımın değeri ne, kaça satılır ki?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net">mirmirik.net</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://mirmirik.net/2021/yazilimin-degeri-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yazılım testlerinde bilişsel önyargılar</title>
		<link>http://mirmirik.net/2019/yazilim-testlerinde-bilissel-onyargilar/</link>
					<comments>http://mirmirik.net/2019/yazilim-testlerinde-bilissel-onyargilar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mirmirik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Jun 2019 05:49:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilişim Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[Düşünce - Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bias]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel]]></category>
		<category><![CDATA[cognitive]]></category>
		<category><![CDATA[önyargı]]></category>
		<category><![CDATA[sdlc]]></category>
		<category><![CDATA[software]]></category>
		<category><![CDATA[test]]></category>
		<category><![CDATA[yazılım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://mirmirik.com/?p=1567</guid>

					<description><![CDATA[<p>En son yazılımcı maskemi çıkarıp yönetici olmak konusunda ahkam kesiyordum. Ne oldu da bu kadar ara verdim, sonra da araya böyle &#8220;ağır ve ciddi görünümlü bir konu olan bilişsel önyargıyı öne aldım&#8221; konusunda kısa iki paragraf ekleyeyim, devamında asıl konumuza döneriz. Neredeydim, ne oldu? 2018 Mayıs ayında, uzun yıllardır arkadaşım olan ve her yıl gösterime [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net/2019/yazilim-testlerinde-bilissel-onyargilar/">Yazılım testlerinde bilişsel önyargılar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net">mirmirik.net</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>En son yazılımcı maskemi çıkarıp yönetici olmak konusunda <a href="http://mirmirik.com/2018/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak-iii/">ahkam kesiyordum</a>. Ne oldu da bu kadar ara verdim, sonra da araya böyle &#8220;ağır ve ciddi görünümlü bir konu olan bilişsel önyargıyı öne aldım&#8221; konusunda kısa iki paragraf ekleyeyim, devamında asıl konumuza döneriz.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Neredeydim, ne oldu?</h2>



<hr class="wp-block-separator"/>



<div class="wp-block-image"><figure class="alignleft is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2019/01/testerYOU-bicolor-sym@2x-1024x1024.png" alt="TesterYou Logo" class="wp-image-1599" width="200" height="200" srcset="http://mirmirik.net/mirmirFiles/2019/01/testerYOU-bicolor-sym@2x-1024x1024.png 1024w, http://mirmirik.net/mirmirFiles/2019/01/testerYOU-bicolor-sym@2x-150x150.png 150w, http://mirmirik.net/mirmirFiles/2019/01/testerYOU-bicolor-sym@2x-300x300.png 300w, http://mirmirik.net/mirmirFiles/2019/01/testerYOU-bicolor-sym@2x-768x768.png 768w, http://mirmirik.net/mirmirFiles/2019/01/testerYOU-bicolor-sym@2x.png 1200w" sizes="(max-width: 200px) 100vw, 200px" /></figure></div>



<p>2018 Mayıs ayında, uzun yıllardır arkadaşım olan ve her yıl gösterime giren yeni nesil Star Wars filmlerinin geceleri yapılan ilk gösterimini beraber izlediğim sevgili <a href="https://www.linkedin.com/in/barissarialioglu/">Barış Sarıalioğlu</a> ile birlikte bir hayali gerçekleştirmek için adım attık. Bu oldu. Emekliliğimi alacağımı düşündüğüm ve bu yola da baş koyduğum <a href="https://testeryou.com">TesterYou</a> isimli firmanın bir neferiyim ben artık. Tüm gecem ve gündüzüm sadece burada. Genelde tüm yazılım yaşam döngüsündeki süreçlere, özelde ise yazılım test süreçlerine danışmanlık ve eğitmenlik yaptığımız bir oluşum kurduk. Çok güzel oldu. Daha da güzel olacak.</p>



<p>Hem bu işin getirdiği yeni öğrenmeler, hem de alışkanlığımdan dolayı yaptığım okumalar ve araştırmalarda, karşılaştığım şey tekrar şu oldu. Yazılım dünyasının kalite anlamında çok fazla eksiği var ve bu eksikliklerin ana unsuru da, bu geliştirmeyi yapan bizler ve bizlerin sahip olduğu rasyonel olmayan tutum ve tavırlarımız. Evrimimiz bizleri bu güne kadar getirdi ve en azından dünyaya hükmeden &#8220;en zeki&#8221; canlı türü olarak sağ kalabildik. Gelişen teknolojiyi yarattık, kullanır hale geldik ve geliştirmeye de devam ediyoruz. Bakılan açılara göre &#8220;çok şanslı bir çağda&#8221; ya da &#8220;tamamen şanssız bir çağda&#8221; yaşıyoruz. Yazılım yaşam döngüsündeki kişiler olarak (analistinden son kullanıcısına, geliştiricisinden proje yöneticisine, &#8216;creative ajans görevlisinden&#8217; CTO&#8217;suna kadar herkes bu döngüde diye düşünelim), bu geliştirmelere ayak uydurmaya çalışıyor, işimizi &#8216;en iyi şekilde&#8217; yapmaya çalışıyoruz. Ama hala bir şeyler tam da olması gerektiği gibi olmuyor. Bunun sebebi sadece süreçte kurallar olmaması, kurallara uymamak, araç eksikliği olamaz diye düşünüyorum. Yazılım geliştirme işinde her ne kadar &#8220;sayısal&#8221; iş yapılsa da,&nbsp; insan dediğimiz canlı türü, savanada canlı kalmak için 200.000 yıldır geliştirdiği beyinsel becerilerin etkisi altında hala. Bu etkilerin izlerinin yazılım dünyasında ne kadar etkili olduğunu merak ettiğimden, altta yatan &#8220;insan faktörü&#8221; konusunda daha fazla araştırma yapmaya karar verdim. Bazı bulgularımı İngilizce olarak şirketimizin sitesinde <a href="https://www.testeryou.com/cognitive-bias-in-software-testing/">bir blog post olarak yayınladım</a>. Bu yazı da, hem onun Türkçeleştirilmiş hem de daha kişiselleştirilmiş hali olacak. Başlayalım bakalım&#8230;</p>



<h2 class="wp-block-heading">Yazılım Kalitesi</h2>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p>Yıllar içinde, yazılımın kalitesinin ve doğru çalışmasının onaylanması sayılan testler, sadece son dakikada &#8220;<a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Software_bug">bug</a>&#8221; bulup bunları raporlamaktan, &#8220;hata meydana gelmeden önce önleme&#8221;ye doğru evrilmiş durumda. Bunda, yoğunlukla kullanılan &#8220;Waterfall&#8221; proje yönetim metodolojisinden &#8220;Agile&#8221; yönetim süreçlerine geçişin de etkisi çok büyük. Hala tersini yapan bir çok yazılım evi/birimi de var ama, gelişme gözle görülür bir şekilde iyi yönde.&nbsp; Yazılım geliştirme yaşam döngüsünün (SDLC<sup>1</sup>) analiz gibi ilk safhalarında başlayan testler, hem kalitenin artmasını sağlamakta, hem de ürünün piyasa başarısızlığını engelleyecek adımları atmaya yardımcı olmakta. Yazılım yaşam döngüsü içindeki hemen herkes (analistler, geliştiriciler, proje yöneticilerileri, test uzmanları ve üst düzey yöneticiler), testlerin, henüz geliştirme bile başlamadan önceki zamanlarda başlaması konusunda hemfikir.</p>



<p>İlk zamanlarda daha çok manuel olarak yapılan testler, gelişen teknoloji ile birlikte onlarca araç tarafından desteklenir hale gelmiş, otomasyon araçları ile iş yükünden tasarruf edilmiş, süreç iyileştirmeleri ile daha güvenilir düzeye getirilmeye çalışılmıştır. Artık geliştiriciler, &#8220;test&#8221; konusunda daha eğitimli ve bilinçli, ürün yöneticileri (ve proje yöneticileri) test etmenin önemini önceye göre daha iyi kavramış durumda. Tüm bu gelişmeler karşısında ise hala bir gerçek var: Ürün, kullanıcı kabul testine(UAT<sup>2</sup>) geldiğinde ya da daha da kötüsü piyasa çıktıktan sonra onlarca bug barındırmakta ve ürün ve üretici şirket imajı da bu durumdan çok kötü etkilenmekte. İki soru hala aktif olarak şirketin koridorlarında dolaşmakta: <em>Neden böyle oldu ve bu kimin suçu?</em></p>



<p>Akıllı olan ekipler, böyle bir durumda kendi test süreçlerini kontrol eder, hangi noktada ne tür eksiklikleri olduğunu anlamaya çalışır, performans ya da otomasyona yönelik test araçlarını kullanılıyorlarsa da,&nbsp;<a href="https://www.testeryou.com/performance-testing-tools-need-calibration/">o araçları kalibre eder</a>, tüm bunlara bağlı olarak da belki ekip üyelerine daha fazla eğitim verme yönünde seçim yapar. Daha da akıllı hareket eden ekip üyeleri ise bunların tümünün üstüne bir de kendi içlerine, o bizi onbinlerce yıl hayatta tutmuş olan beyinsel işleyişlerimize bakar: Bilişsel önyargılarımız!</p>



<h2 class="wp-block-heading">Bilişsel Önyargı</h2>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p>Vikipedi Türkçe sayfası (evet, 2019 yılında sadece VPN ile girilebiliyor hala), bilişsel önyargıyı, &#8220;<em>diğer insanlar ve durumlar hakkında mantıksız olabilecek çıkarım sapmaları için kullanılan bir kalıptır. Bireyler ellerindeki mevcut girdiler neticesinde kendi nesnel sosyal gerçekliklerini yaratırlar. Öznel girdi yerine, bir bireyin kendi yarattığı sosyal gerçeklik inşası sosyal dünyadaki davranışlarını da dikte edebilir. Böylece, bilişsel eğilimler bazen algısal bozulma, yanlış yargı, mantıksız yorumlama ya da geniş anlamıyla mantıksızlığa (irrasyonalite) yol açabilir.</em>&#8221; olarak tanımlamakta. Uzun lafın kısası: &#8220;<em>kendi bilinciniz ile oluşturduğunuz önyargılar, sizlerin mantıklı davranışlarınızı kısıtlayabiliyor ve yanlış eğilimlerde bulunabiliyorsunuz</em>&#8220;. Ya da bu süslü cümleleri &#8220;anneye anlatır gibi&#8221; anlatmak istersek; &#8220;<em>her birimiz, insan beyninin işleyişi yüzünden, mantıksız ve farkında olmadığımız davranışlar içinde bulunabiliyoruz</em>&#8220;. </p>



<p>Eğer bu son cümleye karşı çıkıyorsanız size bir sürprizim var. Buna karşı çıkıyor olmanızın sebebi, &#8220;yanılgı kör noktası&#8221; (<a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Bias_blind_spot">bias blind spot</a>) denilen bilişsel önyargınızdan kaynaklanıyor olabilir. Başkalarının önyargılı davranışlarını, kendi davranışlarımıza göre çok daha hızlı görebilme kusurudur belki de.</p>



<p>Yazılımın testi benim gözümde hem bir sanat hem de bilim olan bir meslektir; temel olarak yazılım özellikleriyle ilgili seçimleri yapma, seçimleri gözden geçirme, değerlendirme ve sonuç çıkarma üzerine oluşan bir meslek. Yazılım testi mesleği ayrıca testleri oluşturma, uygulama ve test sonuçlarının analizi aşamaları boyunca bilişsel önyargıya çok fazla maruz kalmaktadır. </p>



<p>Yazılım test süreçlerini, testleri ve kalite ekiplerini etkileyebilecek birçok bilişsel önyargı türü olduğunu düşünüyorum. Bu konuda yapılacak araştırmaların hem yazılım hem de yazılımcıların kalitesini olumlu ölçüde değiştireceğine inanıyorum. Ben küçük bir katkı olarak, yeni işimizdeki danışmanlık hizmetlerimiz sırasında karşılaştığımız ikisini yazının devamında özetlemeye çalıştım.</p>



<h3 class="wp-block-heading">1. Doğrulama Yanlılığı (Confirmation Bias)</h3>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p><strong>Tanım</strong>: Doğrulama yanlılığı ya da teyit yanlılığı, kişilerin kendi inançlarını, düşüncelerini ve varsayımlarını destekleyen ya da teyit eden bilgileri kayırma, dikkate alma ve öne çıkarma eğilimidir. Bu yanlılığa sahip kişiler inançlarına, düşüncelerine ve varsayımlarına ters düşen, karşı duran, onlarla çelişen bilgileri ihmal etme, yok sayma eğilimi gösterir.</p>



<p>Genelde oluşturulan <em>test senaryolarının</em> &#8220;<em>Pozitif Testler</em>&#8221; üzerinden gitmesine yol açtığını görüyoruz. Yazılan test senaryoları çoğunlukla, yazılmış olan &#8220;analiz&#8221; ya da &#8220;gereksinim&#8221; dokümanlarına bağlı olduğu ve analiz dokümanları da çoğunlukla pozitif ifadeler içerdiği için -doğal olarak- sistemin &#8220;ne yapması gerektiğine&#8221; daha çok odaklanıyoruz. Pozitif test bizim aklımızdaki senaryoyu da doğrular nitelikte olacağı için, test için kullandığımız verileri bile &#8220;doğru sonuç vermesi&#8221; için değiştirebiliyoruz.</p>



<p>Bir konuda geçmiş deneyimlerimiz doğrultusunda fikrimizin ve belirli bir örgüdeki &#8220;bakış açımızın&#8221; olmaması neredeyse imkansız. Bunu yazılım testleri sırasında kendi dünya görüşümüze ve bakış açımıza uygun arayışlar ile yapıyoruz. Hesap makinesi yazılımını düşünün. Gereksinim dokümanında, ekrandaki iki alana girilen rakamların toplanılarak bir &#8220;label&#8221;&#8216;da sonucun gösterilmesi gerektiği yazıyor diyelim. İki tane textbox var ve biz doğal olarak gidip oraya &#8220;nümerik değer&#8221; yazıyoruz. Çünkü zihnimiz yıllarca, hesaplamanın rakamlar üzerinden yapıldığını öğrenmiş durumda. Rakamları girip de sonuca baktığımızda ve doğru toplama yapıldığını görünce de testten geçmiş olduğunu varsayıyoruz.</p>



<p>Benzer şekilde, gereksinim dokümanındaki &#8220;şifrenin en az 8 karakter olmalıdır&#8221; isteği için, test senaryosuna &#8220;şifrenin en az 8 karakterli olması gerektiğini&#8221; test edecek adımı koyuyoruz ve &#8220;olması gerekeni doğruluyoruz. Peki ya en fazla kaç karakter koyabiliyoruz? Veri tabanı oraya 1024 karakter eklesek de izin verecek mi?</p>



<h2 class="wp-block-heading">2. Sürü Psikolojisi (Bandwagon Effect)</h2>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p><strong>Tanım: </strong>Bir yığın kurallar ve koşullar dizisiyle temellenmiş belirli inançların, bir grup, topluluk, ülke vs.’nin (<em>siz bunu IT ekibi ya da agile ekip olarak da düşünün</em>) insanları arasında yayılmasına verilen addır. </p>



<p>Ortak tutuma başvurma safsatası ile de ilişkili olan bu kolaycılık görüşümüz, genelde ekiplerin içindeki otoriter ve yetkin kişilerin fikirlerinin ekip içinde kabul görmesi ve yaygınlaşması ile kendini ortaya çıkardığını gözlemledim. Sprint planlama toplantılarınızdaki &#8220;Story Point&#8221;&#8216;lerin belirlenmesini düşünebilirsiniz. Ekip içinde yeniyseniz, ne kadar bilgili ve tecrübeli olduğumuza bakmaksızın baskın görüşe doğru yönleniyoruz. &#8220;Büyük çoğunluk bu şekilde düşünüyorsa, büyük ihtimalle ben yanılıyorumdur&#8221; gibi davranıyor beynimiz. Bu da yanlış bile olsa bazı kararlara katılımımızı sağlıyor.</p>



<p>Benzer şekilde, ekip içinde bir modülün / fonksiyonun hata çıkarmayacağına dair yaygın bir inanış varsa bu modül üzerinde yazılan ya da koşulan test sayısı da düşmekte. Bulunan hatalar bile, baskın inanış bunun aksini söylediği için, kimi zaman göz ardı edilebilmekte (yine, &#8220;büyük ihtimalle ben yanlış bir şey yaptım&#8221; görüşü baskın geliyor test eden kişiye).</p>



<p>Test uzmanı bir arkadaşta gördüğüm bir davranış biçimi de şu şekilde oldu. Bir ekipte yeni olan test uzmanı, grup içinde kabul edilebilirliliğini arttırmak için, kendisine &#8220;bunu bug olarak raporlama, ben hallederim&#8221; şeklindeki telkinlere uymaya başlayıp, aslında yazılımın kalitesinden ve ekip içindeki test olgunluğunun yükselmesinden taviz verdi. Ekibin performans ölçüm kriterlerinden birisini &#8220;bulunan bug sayısı&#8221; olarak koymak, bu türden yanlışlıklara da yol açabiliyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Özet</h2>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p>Bilim insanlarına, araştırmacılara ve psikologlara göre karar verme sürecini kendimiz için kolaylaştıran, bizlerin günlük yaşamını etkileyen düzinelerce önyargı var. Bu önyargıların çoğu inanç oluşumunu, ticari ve ekonomik kararları ve genel olarak insan davranışını etkilemekte. Test uzmanları ve kalite ekibi üyeleri olarak, bu önyargıların üstesinden gelmenin kolay bir yolu da yok. Ne de olsa hepimiz insanız, robot değil. Yapabileceğimiz şey, bu önyargıları bilmek ve kabul etmek, irrasyonel davranışların sonuçları hakkında açık fikirli olmak ve şartların gerektirdiği şekilde değişiklik yapmaya istekli olmaktır.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Kısaltmalar, tanımlar</h4>



<hr class="wp-block-separator"/>



<ol><li><em><strong>SDLC</strong>: Software Development Life Cycle, Yazılım Geliştirme Yaşam Döngüsü. Yazılımın, istek oluşma anından başlayıp, analiz, geliştirme, test ve piyasaya sürülmesi süreçlerinin tamamını kapsayan döngü.</em></li><li><em><strong>UAT:</strong> User Acceptance Test, Kullanıcı Kabul Testi. Özne olarak yazılımdaki gereksinimleri ve istekleri belirleyen kişilerin geliştirici ekip ile birlikte yaptığı testler.</em></li><li><em><strong>Test senaryosu:</strong> Uygulama parçasının doğru çalışması ve istenilenleri doğru yaptığının görülmesi için yazılan adımların ve her adım için beklenen çıktıların tutulduğu şablon.</em></li></ol>



<h4 class="wp-block-heading">Yararlanılan Kaynaklar</h4>



<hr class="wp-block-separator"/>



<ol><li>Yalansavar Web Sitesi (<a href="http://www.yalansavar.org">http://www.yalansavar.org</a>)</li><li>Şebnem Özdemir, Buster Benson&#8217;un &#8220;Cognitive Bias Cheat Sheet&#8221; çevirisi (<a href="https://medium.com/@behavioralist/buster-bensonun-cognitive-bias-cheat-sheet-t%C3%BCrk%C3%A7e-versiyonu-22baf8e0a5">https://medium.com/@behavioralist/buster-bensonun-cognitive-bias-cheat-sheet-t%C3%BCrk%C3%A7e-versiyonu-22baf8e0a5</a>)</li><li>18 Cognitive Biases You Can Use for Conversion Optimization. Shanelle Mullin, October 15, 2015. (<a href="https://conversionxl.com/blog/cognitive-biases-in-cro/">https://conversionxl.com/blog/cognitive-biases-in-cro/</a>)</li><li>Wikipedia, List of cognitive biases yazısı, (<a href="https://en.wikipedia.org/wiki/List_of_cognitive_biases">https://en.wikipedia.org/wiki/List_of_cognitive_biases</a>)</li><li>Fuqun Huang (June 21st, 2017). Human Error Analysis in Software Engineering, Theory and Application on Cognitive Factors and Risk Management, Fabio De Felice and Antonella Petrillo, IntechOpen, DOI: 10.5772/intechopen.68392. (<a href="https://www.intechopen.com/books/theory-and-application-on-cognitive-factors-and-risk-management-new-trends-and-procedures/human-error-analysis-in-software-engineering">https://www.intechopen.com/books/theory-and-application-on-cognitive-factors-and-risk-management-new-trends-and-procedures/human-error-analysis-in-software-engineering</a>)</li><li>Oswald, Margit E.; Grosjean, Stefan (2004). “Confirmation Bias”. In Pohl, Rüdiger F. Cognitive Illusions: A Handbook on Fallacies and Biases in Thinking, Judgement and Memory. Hove, UK: Psychology Press. pp. 79–96. ISBN 978-1-84169-351-4. OCLC 55124398.</li><li>Kullanılan fotoğraf: <a href="https://unsplash.com/@leonardvonbibra?utm_source=unsplash&amp;utm_medium=referral&amp;utm_content=creditCopyText">Leonard von Bibra</a> on <a href="https://unsplash.com/search/photos/lions?utm_source=unsplash&amp;utm_medium=referral&amp;utm_content=creditCopyText">Unsplash</a></li></ol>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net/2019/yazilim-testlerinde-bilissel-onyargilar/">Yazılım testlerinde bilişsel önyargılar</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net">mirmirik.net</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://mirmirik.net/2019/yazilim-testlerinde-bilissel-onyargilar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşverenler Mars&#8217;tan, yazılımcılar Venüs&#8217;ten&#8230;</title>
		<link>http://mirmirik.net/2019/isverenler-marstan-yazilimcilar-venusten/</link>
					<comments>http://mirmirik.net/2019/isverenler-marstan-yazilimcilar-venusten/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mirmirik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Jan 2019 20:11:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilişim Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[brüt]]></category>
		<category><![CDATA[işveren]]></category>
		<category><![CDATA[net ücret]]></category>
		<category><![CDATA[yazılım mühendisi]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://mirmirik.com/?p=1605</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yazıyı diğer &#8220;draft&#8221;&#8216;ta bekleyen yazıların arasına alma sebebim, gerçekleştirdiği işler ile yazılım sektörüne önemli katkıları olduğunu düşündüğüm ve zamanında da yaptığı gönüllü çalışmaları desteklediğim birisinin &#8220;yeni mezun mühendisler aylık minimum 5.500TL net almalı&#8221; diye &#8220;net hükmü&#8221; sonrası çıkan tartışma. Link vermeyeceğim, Twitter&#8217;da arayıp bulabilirsiniz yazısını. Ben de kendisinin bu savına işveren taraflı olarak bakarak, [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net/2019/isverenler-marstan-yazilimcilar-venusten/">İşverenler Mars&#8217;tan, yazılımcılar Venüs&#8217;ten&#8230;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net">mirmirik.net</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bu yazıyı diğer &#8220;draft&#8221;&#8216;ta bekleyen yazıların arasına alma sebebim,  gerçekleştirdiği işler ile yazılım sektörüne önemli katkıları olduğunu  düşündüğüm ve zamanında da yaptığı gönüllü çalışmaları desteklediğim birisinin &#8220;yeni mezun mühendisler aylık minimum 5.500TL net almalı&#8221; diye &#8220;net hükmü&#8221; sonrası çıkan tartışma. Link vermeyeceğim, Twitter&#8217;da arayıp bulabilirsiniz yazısını. </p>



<p>Ben de kendisinin bu savına işveren taraflı olarak bakarak, bunun günümüz Türkiye şartları için hayal olabileceğini, işverenin bu maliyet altına girmek istemeyeceğini, ancak veren firma varsa da kaçırılmaması gerektiğini belirterek, şöyle bir şey yazdım:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Yeni mezun net 5.500 TL alacak bir mühendisin işveren maliyeti (sadece maaş üzerinden) ortalama olarak aylık 10.000 TL. Yemek + yol + özel sağlık sigortası giderleri yaklaşık 1.200 TL. Ofis, makine parkı giderleri ortalaması da 500 TL. Aylık maliyeti 12.000 TL oluyor bu net için.&nbsp;</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>10 adet (yeni mezun) yazılımcı çalıştıran bir şirketin aylık minimum 120.000TL NET gelir elde etmesi gerekir sadece yazılımcı giderlerini karşılamak için. 120.000 NET gelir için ise aylık olarak (kabaca) 240.000 TL&#8217;lik ÖDENMİŞ işlerinin olması gerekir.</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Her ay olarak bu kadarlık fatura kesilmesi, faturaların zamanında ödemesinin yapılmış olması ayrı şart. Bunları yapmak için de o jr. ve sıfır piyasa bilgisindeki kişilerin üretim güçlerinin &#8220;mükemmel&#8221; olması gerekmekte.</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Kişi kriterlerine, yeni mezun mühendislerin &#8220;yeterliliklerine&#8221;, iş yapabilme becerilerine bile girmedim. Kısacası, -hele ki Türkiye&#8217;de- bu rakam hayal. Veren firma varsa da kaçırmayın.</p></blockquote>



<p>Sonrasında ise engellendiğim için kendisinin değerli görüşlerinden yararlanamadım. Bu yazı, &#8220;yeni mezun bir yazılım mühendisinin minimum 5.500 TL net ücret ile Türkiye&#8217;de işe başlaması&#8221; konusundaki görüşlerim ile ilgili olacak. Başlayalım&#8230;</p>



<h2 class="wp-block-heading">Önce TLDR; kısmı!</h2>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p>Yazının devamını okumayacaklar için benim konu hakkındaki &#8220;sonuç&#8221; görüşümü &#8220;keşkeler ile dolu olarak&#8221; yazmam daha doğru geliyor. Şöyle ki;</p>



<ol><li>Keşke her diplomasını alan mühendis arkadaşlarımız aynı derecede &#8220;ilgili&#8221; ve &#8220;öğrenmeye aç&#8221; olabilse,</li><li>Keşke okullarımızdaki eğitimimiz öğrenci arkadaşları araştırmaya, sorgulamaya, ezber yerine öğrenebilmeye ve meraka yöneltse,</li><li>Keşke (konu özelinde bilgi teknolojilerindeki) yeni mezun işe alım teşvikleri firmalar tarafından sömürüye bu kadar açık olmasa,</li><li>Keşke vergi sistemimiz insaflı olabilse ve ücret dağılımı buna göre yapılabilse,</li><li>Keşke adaletli gelir dağılımı konusunda daha da iyi olabilsek,</li><li>Keşke her yeni mezun arkadaşımız teknik becerilerden önce &#8220;konuşabilmeyi&#8221;, &#8220;yazabilmeyi&#8221; bari bilebilse, &#8220;ekip çalışması gerekliliğini&#8221;, &#8220;sosyal bir canlı olduğumuz gerçeğini&#8221; kabul edebilse,</li><li>Keşke &#8220;diploma sahibi olmanın&#8221; aslında çok da bir şey olmadığı kabullenilse,</li><li>Keşke mezunlarımız, Türkiye&#8217;nin sosyo-ekonomisi bilen, gelir düzeyini kavrayabilmiş, ekonominin ne olduğunu az çok anlayabilse,</li><li>Tüm bunlar olduğunda sonuç olarak, değil 5.500TL, 10.000 TL ile işe başlayabilse.</li></ol>



<p>Bunlar benim isteklerim. Sanırım konuyu açan kişi gibi çok bilgili olamadığım için, direkt olarak &#8220;hayır ya, ne 5.500&#8217;ü, 1.000 TL bile yeter&#8221; gibi saçma bir tavırda bulunamıyorum. Net ücret, brüt ücret ve işveren maliyeti konularını zor yollardan da olsa öğrendiğim için onlar ile ilgili bilgilerimi paylaşarak başlayayım. Bu sonuçlara nasıl ulaştığım daha net anlaşılabilir belki.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Net ücret, brüt ücret?</h2>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p>Hem yeni mezun arkadaşlarımız hem de ne yazık ki yıllardır işçi olarak çalışan arkadaşlarımız net ücret / brüt ücret / işveren maliyeti konularında bilgisiz olabiliyor. Öncelikle bu konulara biraz açıklık getireyim. Bunlar sınav sorularında cevap olabilecek nitelikte ansiklopedik ya da teknik tanımlar değil. Benim düşüncelerim. Aradaki hesaplamaları ise 2019 yılı vergi dilimleri ve vergi oranlarına göre ekledim. Onlar matematiksel olarak doğru.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Net ücret</h3>



<p>Ay sonunda aldığınız, bankanıza yatan, cebinize giren ve devlete ödenen vergilerden arındırılmış kesin rakamdır. Hani o borçlarınızı ödeyip de, maaşınızı aldığınız haftadaki ilk Cuma ve Cumartesi günü çılgınca eğlendiğiniz, ancak sonraki haftalarda makarnaya talip olmanızı sağlayan o küçücük meblağa &#8220;net ücret&#8221; denilir. O aldığınız para ile alış veriş yapar, alışverişiniz karşılığında fiş alsanız da almasanız da yine devlete vergi öder, aylık geçiminizi sağlamaya çalışırsınız.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Brüt ücret</h3>



<p>Sizin net maaşınız üzerine kesintiler ve vergilerin de dahil olduğu, işveren tarafından hem devlete vergi olarak hem de size maaş olarak ödenen toplam tutardır. Hani &#8220;bordro&#8221; denilen bir kağıt vardır ya arada imza attığınız. İşte oradaki rakamdır. İçinde devlete verilen vergi de vardır o kağıtta. O kağıttaki dip toplamda sizinle yapılan anlaşma rakamını görmüyorsanız,  çok büyük ihtimal ile çalıştığınız şirket sizin üzerinizden devleti kandırmaya yönelik olarak vergi kaçakçılığı yapıyordur.</p>



<h3 class="wp-block-heading">İşveren maliyeti</h3>



<p>Brüt maaşınız üzerine, sizin için yapılan toplam aylık masraftır. Aylık yemek paranız, servis ya da özel sağlık sigorta ücretleriniz, ofisteki çayınızdan, kullandığınız bilgisayarın yaktığı elektriğe, sandalye masa gibi demirbaşların yıllık masraflarından ofis kirasına kadar masrafların aslında üreten kişi olarak sizin payınıza düşen kısmı ile hesaplanır. Bu hesaplara bir de &#8220;non-profit-employee&#8221; denilen giderler de eklenir. Muhasebe, avukat, temizlikçi, asistan hizmetleri bu kapsamdadır genelde.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Eee, 5.500 TL ne olacak yani?</h2>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p>Yukarıdaki tanımlamaların herhangi bir şirket için &#8220;gerçek dünyadaki&#8221; yansımaları ise şöyle hesaplanıyor. </p>



<table class="wp-block-table"><tbody><tr><td><strong>Tanım</strong></td><td><strong>Tutar</strong></td></tr><tr><td>İstenilen net ücret</td><td>5.500 TL</td></tr><tr><td>Yıllık net karşılığı </td><td>66.000 TL</td></tr><tr><td>Aylık brüt maaş (SGK + vergi)</td><td>9.952 TL</td></tr><tr><td>Yıllık toplam brüt maaş</td><td>119.434,35 TL<br /></td></tr><tr><td>Aylık özel sağlık sigortası, yemek ve yol</td><td>~1.200 TL</td></tr><tr><td>Aylık kaba giderler (NPE giderleri dahil)</td><td>~500 TL</td></tr><tr><td>Aylık işveren maliyeti</td><td>~12.000TL</td></tr></tbody></table>



<p>Mühendis olanların çok sevdiği &#8220;matematik&#8221;, sırf diploması yüzünden yeni mezun birisine verilmesi şart koşulan net rakama karşılık, gerçek dünya için bunu ortaya koyuyor. Bunda da bir eksiklik yok. Brüt maaş hesaplarını yapmak için ben şu siteyi kullanıyorum, size de tavsiye ederim:</p>



<p><a href="https://www.verginet.net/dtt/maashesaplama.aspx">https://www.verginet.net/dtt/maashesaplama.aspx</a></p>



<h2 class="wp-block-heading">Ekip olunca ne olacak?</h2>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p>Yukarıdaki hesaplar tek kişi için şirketin aylık olarak ayırması gereken kaynağı gösteriyor. Hadi hep beraber bir şirket kuralım. Sonra da oraya yeni mezun arkadaşları alalım ve hepsini &#8220;minimum 5.500 net maaş&#8221; ile işe başlatalım. 10 kişi olsunlar. Diplomalı mühendisler olarak hesap kitap işlerini çok iyi bildiğimiz için bu hesaplamalar hiç de zor değil (Kopya: yukarıdaki sayıları 10 ile çarpın). Buyrunuz:</p>



<table class="wp-block-table"><tbody><tr><td><strong>Tanım / Masraf kalemi</strong></td><td><strong>Tutar</strong></td></tr><tr><td>Net ücret</td><td>55.000 TL</td></tr><tr><td>Brüt ücret</td><td>99.520 TL</td></tr><tr><td>Aylık işveren maliyeti</td><td>120.000 TL</td></tr><tr><td>Yıllık işveren maliyeti</td><td>1.440.000 TL</td></tr></tbody></table>



<p>Her şey güzel. Bu duruma göre, şirket olarak yapmamız gereken tek şey şu.  Her ay &#8220;net olarak&#8221; çalışanlara verilmesi şart olan 120.000 (yüz yirmi bin) TL&#8217;lik iş yapmamız lazım. Bence yapabiliriz zaten. Sonuçta &#8220;milyon dolarlar&#8221; dönüyor zaten piyasada ve işte o &#8220;5.500 TL net şartı&#8221; savını ortaya atan kişinin dediği gibi, patronlar da zaten her yıl eşinin ve kendisinin Porsche&#8217;sini yenilemek için işçileri sömürüyor. Hadi sömürelim. </p>



<p>120.000 TL aylık net ödeme için şirketin kesmesi gereken fatura tutarı aylık olarak yaklaşık 240.000 TL. Neden? E çünkü gelir vergisi var, KDV var, stopaj var, belediye vergileri var, defter tasdik bedeli var, Bağkur ödemesi var, muhtasar damga vergisi var, geçici vergi damga vergisi ve eki var, kurumlar vergisi damga vergisi ve eki var. Kısacası, günlük olarak neredeyse 12.000 TL&#8217;lik iş yapma mecburiyeti var şirketin (20 iş günü zaten. Çünkü biliyorsunuz, fazla mesai vs. olunca yeni mezun arkadaşlarımız rahatsız olacaklar).</p>



<p>Aylık olarak &#8220;t<sub>0</sub>&#8221; anında bir &#8220;<em>sömürücü patronun</em>&#8221; aylık 240.000 TL verebilmesi için ya milli piyangodan para çıkmış olması ya miras kalması ya da gerçekten geçmiş yıllarda kazandıkları ile çok iyi birikim yapması gerekmekte.</p>



<p>İşte o &#8220;sömürücü patron&#8221; bu parası ile arsa alıp konuttan da kazanabilir, inşaat işine de girebilir ya da parasını faize de yatırabilirdi. Mükemmel gelir kaynaklarına da kavuşabilirdi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kişisel serzeniş</h2>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p>Elini vicdanına koymadan, Türkiye şartlarını bilmeden işkembe-i kübradan sallayan, her önüne gelen karşı savı safsatalar ile geçiştirmeye çalışan mühendislere gerçekten ihtiyaç yok. Teknik bilgilerinin mükemmelliği ile istedikleri yerlerde çok iyi işler çıkarabilir ve çalışabilir hepsi. Birilerinin yaptığı işleri ve geldikleri noktaları, geçirdikleri zorlukları bilmeden çoğunluk ile aynı kefeye koyup da kaçmayın yeterli.</p>



<p>Hedefinizi &#8220;gerçek problemlere&#8221; yöneltin. Öne sürdüğünüz her iddianızı eleştiren kişilere &#8220;ad-hominem&#8221; ile saldırmayın. Skeptik olun!</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net/2019/isverenler-marstan-yazilimcilar-venusten/">İşverenler Mars&#8217;tan, yazılımcılar Venüs&#8217;ten&#8230;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net">mirmirik.net</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://mirmirik.net/2019/isverenler-marstan-yazilimcilar-venusten/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>5</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yazılımcı maskesini çıkarıp yönetici olmak / III</title>
		<link>http://mirmirik.net/2018/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak-iii/</link>
					<comments>http://mirmirik.net/2018/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak-iii/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mirmirik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Feb 2018 17:00:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilişim Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[cto]]></category>
		<category><![CDATA[ekip yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[iş yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[proje yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[teknik lider]]></category>
		<category><![CDATA[yazılımcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://mirmirik.com/?p=1527</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Son yazının üstünden geçen dört aylık sürede siteye hiç dokunmamış olmamın verdiği hüzün ve üzüntü ile yazmaya başlıyorum&#8221; demek isterdim ama o yazıda da belirttiğim gibi bu gecikme, 2018 yılı Şubat ayı Mırmırık&#8217;ının değil, Ekim ve Kasım aylarının Mırmırık&#8217;larının suçu. Kısacası, ben ortama yeni geldim ve masumum. Görevi henüz devraldım ve bu konuda şu anda bu [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net/2018/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak-iii/">Yazılımcı maskesini çıkarıp yönetici olmak / III</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net">mirmirik.net</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;<a href="http://mirmirik.com/2017/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak-ii/">Son yazının</a> üstünden geçen dört aylık sürede siteye hiç dokunmamış olmamın verdiği hüzün ve üzüntü ile yazmaya başlıyorum&#8221; demek isterdim ama o yazıda da belirttiğim gibi bu gecikme, 2018 yılı Şubat ayı Mırmırık&#8217;ının değil, Ekim ve Kasım aylarının Mırmırık&#8217;larının suçu. Kısacası, ben ortama yeni geldim ve masumum. Görevi henüz devraldım ve bu konuda şu anda bu yazıyı yazmak dışında yapabileceğim bir şey yok. Yoğun ve çalkantılı bir dönemdi, çok işim vardı, duygusal iniş çıkışlar yaşadım, piyangodan para çıktığı için deli gibi gezdim dolaştım, &#8220;<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC1311997/?page=1">yazar tıkanıklığı</a>&#8221; yaşadım gibi saçma bahaneler öne sürmeyeceğim. Uzun lafın kısası, &#8220;üşendim&#8221;!</p>
<p>Kaldığımız yerden devam edelim. Bu yazıyı kısa tutup, &#8220;in your face March mirmirik&#8221; diyelim.</p>
<p>En son <a href="http://mirmirik.com/2017/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak-ii/">&#8220;Yazılımcı / Uzman yazılımcı&#8221; konusu</a>nda ahkam kesmiştim. Bu konuda ve öncesindeki <a href="http://mirmirik.com/2017/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak/">&#8220;Stajyer&#8221; ve &#8220;Jr. Yazılımcı&#8221; konuları</a>nda yazdıklarımda hala haklı olduğumu düşünüyorum. Bu konularda fikrimi değiştirecek bir gelişme göremedim geçtiğimiz dönemde. Bu yazının konusu da &#8220;Teknik lider&#8221; ya da &#8220;Ekip lideri&#8221; adı verilen titre ile ilgili olsun. İçimi bir dökeyim. Oradaydım, bu işi de yaptım.</p>
<p><strong>4. Teknik Lider, Ekip Lideri</strong></p>
<p><a href="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2018/01/PM_Kurt-1.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-1531 size-thumbnail alignleft" src="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2018/01/PM_Kurt-1-150x150.jpeg" alt="" width="150" height="150" /></a><span style="text-decoration: underline;">Gerçekler</span>: Ekip lideri / teknik lider kavramlarına bir açıklık getirmekte fayda var. Benim fikrimce, ekip lideri kod yazmayan, teknik konulara mümkün olduğu kadar uzak duran, daha çok ekibinin İK problemleri ve projelerin yürütülmesi ile uğraşan birisiyken; teknik lider tam tersine yazılımın mimarisi hakkında da söz sahibi olup, ilgili &#8220;core&#8221; kodları yazan, yazılımın ana şeklini oluşturan ve bu konularda da haleflerine yol gösterici olan kişidir. Evet, sevgili ülkemizde bu iki titre de ramazan çadırlarında dağıtılan yemeklere dönmüş olsa da, bu benim kişisel görüşüm. Yine önceki konuda belirttiğim, herkesin &#8220;senior olması&#8221; gibi kendisinden 1 ya da 2 yıl tecrübesiz herhangi iki kişi ile birlikte çalışan çoğu arkadaşım ya &#8220;ekip lideri&#8221; ya da &#8220;teknik lider&#8221; ve hatta çoğu zaman her ikisi birden oluyor.  Liderlik başlı başına çalışılması, üzerinde akıl yürütülmesi, ciddi anlamda &#8220;pişilmesi&#8221; gereken ve sosyal tarafı da ağır basan bir kavram iken hem ekibin hem de teknik gelişmelerin lideri olan arkadaşlar ile karşılaştıkça gözlerim doluyor (Tamamen yalan. Profesyonel bir empati yoksunu olarak hiç bir şey hissetmiyorum tabi ki).</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Gereken</span>: Benim, ekip ve teknik liderlik kavramları ile ilgili görüşüm şu şekilde görselleştirilebilir sanırım: <a href="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2018/02/Yazilimci_Maskesi_Drawings_key.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-1540 size-large" src="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2018/02/Yazilimci_Maskesi_Drawings_key-1024x331.jpg" alt="" width="640" height="207" srcset="http://mirmirik.net/mirmirFiles/2018/02/Yazilimci_Maskesi_Drawings_key-1024x331.jpg 1024w, http://mirmirik.net/mirmirFiles/2018/02/Yazilimci_Maskesi_Drawings_key-300x97.jpg 300w, http://mirmirik.net/mirmirFiles/2018/02/Yazilimci_Maskesi_Drawings_key-768x248.jpg 768w, http://mirmirik.net/mirmirFiles/2018/02/Yazilimci_Maskesi_Drawings_key.jpg 1596w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a></p>
<p>&#8216;<em>Teknik Lider</em>&#8216; dediğimiz kişi daha çok ekibin içinde olan ve geliştirmeye de yardımcı, &#8216;<em>Ekip Lideri</em>&#8216; ise geliştirme ekibinin görev tanımlarının biraz daha dışındaki bir kişi. Tabi ki teknik lider iş birimleri ile konuşuyor ve tabi ki ekip lideri de geliştirme ekibi ile dirsek temasında. Ancak her iki işi de yüklenmeye çalışınca -ya da işte, üst yönetim tarafından yükletilince- işler sarpa sarabiliyor. Atılması gereken adımların çoğunun yönetim kademesinden gelmesine inanıyorum yine. Tamam, uzman yazılımcı arkadaşlar yine liderlik için kendilerini zorlasın ama onlardaki yatkınlık seviyesini ölçemeyen ya da farkına varamayan yönetim kademesinin sırf &#8220;title dağıtmak ile&#8221; geleceğe yatırım yapmadığını bilmesinde fayda var.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Kişisel eklenti</span>: Çoğu zaman gördüğüm şu oldu. Şirkette uzun yıllardır bir projede çalışan arkadaşın niyeti/isteği/yeteneği göz ardı edilip sırf bir &#8220;title&#8221; vermek için, ekip lideri ünvanı veriliyor. Kadın (ya da adam) aslında teknik olarak profesyonel iken, üzerine bir de uğraşması gereken ve hiç de zevk almadığı onlarca İK problemi de ekleniyor. Bu durumun da iki çetrefilli derdi var. Teknik anlamdaki birisinin ne yazık ki &#8220;sosyal becerileri&#8221; biraz düşük olabiliyor (bende öyleydi diye herkeste olmak zorunda değil ama dediğim gibi: &#8216;gördüğüm bu&#8217;). Ekip lideri dediğimiz arkadaş da, proje yönetim, İK konuları, yönetimsel konularda doyurucu olsa bile, teknik konulara <a href="https://www.instagram.com/explore/tags/muffinbey/">#muffinbey</a>&#8216;in kırmızı ete duyduğu sevgi kadar uzakta durmayı seçebiliyor. Bu konu da hem onun geliştirme ekibi içindeki saygınlığını yerle bir ediyor hem de ekibi olması gerektiği gibi yönetemediği için verim kaybına sebep oluyor.</p>
<p>Bugün yaptığım işten mutsuz olsam, ben kurumsal bir yere döneyim, her ay maaşımı rahat rahat alayım, emeklim/sgk&#8217;m olsun baş göz olayım, evlenip çoluk çocuğa karışayım bari desem &#8220;teknik liderlik&#8221; yapabilme kapasitem bunca yıllık iş birikimime rağmen yok örneğin. Bugün teknik liderlik yapabilecek durumda hiç değilim, çünkü &#8220;bilmiyorum&#8221;. Günümüzün teknolojik gelişmelerine çoğu yazılımcı arkadaşım kadar yatkın değilim ne yazık ki. Uzun yıllardır yazılım projelerinde &#8220;hands-on&#8221; görev almadım ve bu bana teknik bilgi anlamında çok şey kaybettirdi. Öylesine bir seçim ile, R, React, NodeJS, Python, jQuery kütüphaneleri ve/veya geliştirme dillerini, Docker/AWS yapılarının veya bu dillerin avantaj ve dezavantajlarını, küçük performans ipuçlarını kişisel olarak deneyimlemediğim için &#8220;teknik anlamda&#8221; ekipteki arkadaşlara çok şey katamam. Ama &#8220;ekip lideri&#8221; olarak hala işe yarayabilirim. Çünkü bu konuya diğerinden daha çok eğildim ve bu konuda kendimi de eğittim. Ekipteki hangi arkadaş erkek ya da kız arkadaşından ayrılmış, kimin evinde ev arkadaşı (ya da ailesi) ile ilgili bir problem var, hangi &#8220;manager&#8221; pozisyonundaki ekipteki kime ne şekilde baskı yapıyor, kimin iş yerindeki çay yapım saatleri ile ilgili bir sıkıntısı var sorularının cevabı bende olmak zorunda (dedikodu ile ilgili değil bunlar) ve bu konuların hiçbirisinin benim NodeJS sunucusunun nasıl başlatılabileceği ya da yeni bir Conda ortamının nasıl kurulabileceği ile ilgisi yok (zevkli konular, o ayrı).</p>
<p>Biterken çalıyordu:</p>
<p><iframe title="Spotify Embed: What Are the Chances (Original Version)" style="border-radius: 12px" width="100%" height="152" frameborder="0" allowfullscreen allow="autoplay; clipboard-write; encrypted-media; fullscreen; picture-in-picture" loading="lazy" src="https://open.spotify.com/embed/track/2GbqycBcdZ4I8wRhtgOTsc?si=mr98zOgbRjedkgcBkB50cA&#038;utm_source=oembed"></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net/2018/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak-iii/">Yazılımcı maskesini çıkarıp yönetici olmak / III</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net">mirmirik.net</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://mirmirik.net/2018/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak-iii/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yazılımcı maskesini çıkarıp yönetici olmak / II</title>
		<link>http://mirmirik.net/2017/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak-ii/</link>
					<comments>http://mirmirik.net/2017/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak-ii/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mirmirik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Sep 2017 15:44:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilişim Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[cto]]></category>
		<category><![CDATA[ekip yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[iş yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[proje yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[yazılım]]></category>
		<category><![CDATA[yazılımcı]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://mirmirik.com/?p=1509</guid>

					<description><![CDATA[<p>Başlangıç notu: Ağustos ayındaki gezmekten başka bir şey yapmayan Mırmırık, artistlik işgüzarlık yapıp bir konu belirlemiş ve bunun sadece iki yazıda tamamlanabileceğini uydurarak varsayarak, kısacık girişi sonrası devamının tamamını bana (bana, Eylül Mırmırıkınıza) bırakmış. İnanmayınız! Bu yazının bitimi en azından bir Ekim Mırmırık&#8217;ının, sonra da Kasım Mırmırık&#8217;ının görevleri olur. Yani üzgünüm, ne yazık ki aradığınız prenses [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net/2017/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak-ii/">Yazılımcı maskesini çıkarıp yönetici olmak / II</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net">mirmirik.net</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Başlangıç notu: Ağustos ayındaki <span style="color: #c8c8c8;"><del>gezmekten başka bir şey yapmayan</del></span> Mırmırık, <span style="color: #c8c8c8;"><del>artistlik</del></span> işgüzarlık yapıp bir konu belirlemiş ve bunun sadece iki yazıda tamamlanabileceğini <span style="color: #c8c8c8;"><del>uydurarak</del></span> varsayarak, kısacık girişi sonrası devamının tamamını bana (bana, Eylül Mırmırıkınıza) bırakmış. İnanmayınız! Bu yazının bitimi en azından bir Ekim Mırmırık&#8217;ının, sonra da Kasım Mırmırık&#8217;ının görevleri olur. Yani üzgünüm, ne yazık ki aradığınız prenses bu kalede değil, bir sonrakinde belki&#8230;</em></p>
<p>Bir <a href="http://mirmirik.com/2017/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak/">önce yazdığım yazıda</a>, Türkiye&#8217;deki bir yazılımcının kariyer adımlarından Stajyer ve Jr. Yazılımcı konularında ahkam kesmiş, samimi özgeçmişimi de yazı içine ekleyeceğimi belirtmiş, azıcık içinde bulunduğumuz yönetim/sosyal çevre durumlarına çemkirmiş ve devamının Eylül&#8217;de geleceğini yazmıştım. Hakkında onlarca şarkı olan Eylül ayı geldiğine göre sözümüzde duralım o zaman. Hazır sözümüzde dururken de, şu çalsın arka planda(Rakı opsiyonel ama tavsiye edilir):</p>
<p>https://www.youtube.com/watch?v=ZFobOUv942k</p>
<p>Bu yazıdaki planım, bir öncekinde belirttiğim adımlardan &#8220;Yazılımcı&#8221; ve &#8220;Uzman / Senior yazılımcı&#8221; kavramlarını bir arada almak. Bu konuda biraz doluyum açıkçası. Sonrasında da &#8220;Teknik lider / mimar&#8221; ve &#8220;Takım/ekip yöneticisi&#8221; titrelerini kendi görüş açıma göre yorumlamak var aklımda ama bu büyük ihtimalle Ekim Mırmırık&#8217;ına kalacak. &#8220;IT Yöneticisi&#8221; ve &#8220;CTO/CIO&#8221; kavramlarını da Kasım Mırmırık&#8217;ına &#8220;sallayarak&#8221; üstümden atma niyetim var açıkçası. Bu arada şunu özellikle tekrarlamak istiyorum. Burada yazdıklarım sadece ve sadece benim görüşlerim. Ne benim çalışma/işbirliği ya da ortaklığı yaptığım şirketleri ve çalışanlarını, ne önceden çalışmış olduğum şirketleri(ve çalışanlarını) ne de eş/sevgili/eski sevgili/tanıdık/dost/akraba/arkadaş/komşularımı bağlar. Tüm fikirler, kişisel deneyimlerim ve görüşlerimdir.</p>
<p>Neyse&#8230;<br />
Başlayalım!</p>
<p><strong>3. Yazılımcı / Uzman yazılımcı</strong></p>
<p><a href="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2017/08/dog-1210559_1280.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-thumbnail wp-image-1499 alignleft" src="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2017/08/dog-1210559_1280-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a><span style="text-decoration: underline;">Gerçekler</span>: Bu iki ünvanı birleştirme sebebim aslında Türkiye&#8217;de (özellikle son iki yıldır) &#8216;yazılımcı&#8217; bulamamam ile ilgili. Herkes ya çok işin başında(Jr.) ya da çoktan uzman seviyeye(Sr.) erişmiş durumda! Arada kalan bir arkadaş yok! Bir zamanlar ünvanım öyle gibi görünse de, geçmişime baktığımda kendimi bir konuda &#8220;uzmanlaşmış&#8221; göremiyorum nedense. Yönetim kademesine adım attığımda, kendimi geçmiş işlerim ile ilgili &#8220;uzman&#8221; sanmam büyük bir yanılgıydı. Şu anda gördüğüm de bir çok yazılım geliştirici arkadaşta aynı durum söz konusu. Aynı şirkette 1-1.5 yıl geçirmiş bir çok kişi maaş görüşmeleri ya da yeni iş görüşmelerinde mutlaka &#8220;uzman&#8221; olarak devam etmek istiyorlar. Bunun suçunu da ne yazık ki yine ikiye bölüyorum. Hep o şikayet konusu olan Y ve Z kuşağı ile şirketlerin yönetimsel beceriksizlikleri. Türkiye&#8217;de şirketlerin bir çoğu hala 1970 kuşağındaki babalarımızdan gördüğümüz şirket yönetim anlayışında işliyor. Üzgünüm ki, buna yazılım şirketleri de dahil. Y veya Z kuşağının anlayış / beklenti veya yaşanmışlık farklılıklarını hesaba katmadan, sadece daha fazla para ve &#8220;ünvan&#8221; ile şirket bağımlılığı yaratabileceğini (hala) düşünen yüzlerce şirket yöneticisi var. Aynı şekilde, Y/Z kuşağındaki arkadaşlar da bir önceki yazıda anlattığım gibi stajyerliğini &#8220;çakma&#8221; yaparak, Jr. döneminde sadece ezbere dayalı, iki Google araması ile çözülecek sorunları çözerek geçirmiş olmalarına rağmen kendilerini bulunmaz hint kumaşı sanıyorlar. Şu karikatür için -her ne kadar işvereni haksız görsem de- özür dileyemeyeceğim arkadaşlar&#8230;</p>
<p><figure id="attachment_1516" aria-describedby="caption-attachment-1516" style="width: 422px" class="wp-caption aligncenter"><a href="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2017/09/zam-istiyorum-patron-yigit.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-1516" src="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2017/09/zam-istiyorum-patron-yigit.jpg" alt="" width="422" height="416" srcset="http://mirmirik.net/mirmirFiles/2017/09/zam-istiyorum-patron-yigit.jpg 422w, http://mirmirik.net/mirmirFiles/2017/09/zam-istiyorum-patron-yigit-300x296.jpg 300w" sizes="(max-width: 422px) 100vw, 422px" /></a><figcaption id="caption-attachment-1516" class="wp-caption-text">(c) Yiğit Özgür (https://www.facebook.com/yigitozgur/)</figcaption></figure></p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Gereken</span>: Yazılım süreçleri danışmanlığı yaptığım bir şirkette, &#8220;Dünyanın parasını döküyoruz, adam/kadın hala &#8216;o iş öyle olmaz&#8217; diye itiraz ediyor&#8221; cümlesini duydum. &#8220;Improvements&#8221; konu başlığında yönetici aleyhine &#8220;kırmızı&#8221; madde olarak yerini aldı. Bir yönetici olarak bana gelen &#8220;o iş öyle olmaz&#8221; itirazı, en güzel ve en yerinde tartışma konusu aslında. Çünkü bu sorunun karşılığı olan &#8220;nasıl olur peki? İkna et beni&#8221; cümlesinin karşılığını verebilecek bir uzman yazılımcı varsa, o kişi aklı çalışan birisidir. 10 yıl boyunca C# yazmış olması bir kişiyi uzman yapmayabilir. &#8220;İkna edebilir misin beni?&#8221; sorusunun karşılığını ne kadar verebildiği ve ne kadar veriye dayalı ikna kabiliyeti olduğu belli eder uzmanlığını. Bir konuya veriler ile itiraz edebilmek, düşünebilmek ile ilgilidir ve yazılım uzmanlığı aslında herhangi bir programlama dilinde kaç yıldır kod yazabildiğiniz ile ilgili değildir. O yıllar sadece, o spesifik dildeki uzmanlığınızı/ezberinizi gösterir. MS Word kullanmak gibi düşünün(ben asla MS Word ya da MS Excel uzmanı olamadım örneğin [denedim!]. Hala içinde hem &#8220;portrait&#8221; hem de &#8220;landscape&#8221; sayfalar olan doküman yaratmakta ya da özel bir pivot oluşturmada Google araması yapıyorum).</p>
<p>Bir problem karşısındaki çözümü değerlendirebilip, o çözümün uygulamaya ne kadar uyabileceğini tartmak, araştırma yapmak, veriler üzerinde analiz yapmak, sonuca varmak, o sonucun işe yaramayacağını görebilmek ve işe yarar bir alternatif çözüm üretebilmek; her uzmanlıkta olduğu gibi, &#8220;yazılım uzmanlığı&#8221; ünvanında da değerlidir. Bu değeri bir de &#8220;itiraz edebilme cesareti&#8221; ile birleştirebilirseniz, uğraşınız sizi &#8220;Teknik Lider&#8221;liğe de hazırlar. İnce noktayı bir daha belirteyim ki &#8220;abi ben de mükemmel itiraz ediyorum da, kovdular yahu&#8221; tarzı mesajların önüne şimdiden geçeyim. İtiraz noktasının sonrasında gerçekten ispatlanabilir, bilimsel metodlar ile gerçekliği gösterilebilir veriler sunabiliyorsanız anlamlı ve mantıklı olursunuz. Diğer türlü her şeye itiraz eden huysuz şirinden farkınız kalmaz. İki ünvan öncesine dönersek, matematik ve algoritmalar konularına eğilmeniz gereken zaman ile ilgili hala bir şeyler yapabilirsiniz. Okuyun, araştırın, meraklı olun ve öğrenin. Yüzlerce ücretsiz internet kursu, binlerce ücretsiz kitap var internette. Aklınızın gözünü açın. Okuyun, araştırın ve öğrenin lütfen. Bu zamandaki üniversiteler tabi ki &#8220;öğrenme&#8221; ve &#8220;sorgulama&#8221; konularında basiretsiz kalacaklar üst otoriteye biat ettikleri yüzünden ama, geleceğinizi düşünüyorsanız tek düşünceye esir olmayın, soru sormayı, aklın ve bilimin yolunu bulmaya çalışın. Önümüzdeki yüz yıl geçmiş fantastik hikayelerinin değil, aklın ve bilimin yüz yılı olacak. Kendinizi buna göre hazırlayın.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Kişisel eklenti</span>: Kendimi &#8220;yazılım uzmanı&#8221; olarak gördüğüm zamanlar sanırım proje yönetimine geçiş öncesi dönemlerime rastlıyor. 2005-2007 gibi işte. Her şeyi en iyi bilen, <a href="https://www.google.com.tr/search?q=assembly+language">assembly</a> ve <a href="https://www.google.com.tr/search?q=pascal+language">pascal</a> dillerinde kod yazarken, internetin TR&#8217;de doğuşuna şahitlik etmiş bir yazılımcıydım sonuçta. Backend &#8211; frontend &#8211; DB &#8211; tasarım ve mimari konularında sabaha kadar tartışabilecek bilgiye sahiptim. Byte değil bit hesabı yapıyordum kullandığım değişkenlerde. Onlarca proje başarmış, bir yarısı kadar da batırmıştım (proje batırma konusu ayrı yazı konusu olsun, çok değerlidir). Bu etrafta gezinen proje yöneticileri ve / veya ekip yöneticileri ne iş yapıyorlardı ki gelip benimle &#8220;iş&#8221; konusunda tartışma cesaretine sahip olabiliyorlardı&#8230;</p>
<p>Şu anda düşündüğümde, tabi ki bu fikirlerim komik geliyor. &#8220;İş&#8221; konusunda bilgim o kadar azdı ki&#8230; Teknik konulardaki bilgilerim ne kadar yüksek olursa olsun, iş konusunda kocaman bir sıfırdım ve &#8220;iş&#8221; için çok farklı disiplinlerden, çok farklı şeyler öğrenmem gerekiyordu. Bir değişkenin bellekte tutacağı yerin bir &#8220;word&#8221; ya da bir &#8220;bit&#8221; olmasını bilmek, 6 ay sonrasının getirilerindeki &#8220;forecast&#8221; değerleri için çok da önemli olmayabiliyordu bazı durumlarda. Ben ise &#8220;forecast&#8221; kelimesini duymuş olmama rağmen, yeni öğreniyordum&#8230; &#8220;İş&#8221; öğrenmem gerekiyordu, işi öğrenmem için ise kendimi biraz daha pişirmem ve &#8220;teknik ekip lideri&#8221; pozisyonuna koşmam gerekiyordu.</p>
<p>Geri kalan hikaye ve görüşler Ekim Mırmırık&#8217;ının olsun (&#8220;in your face October Mırmırık&#8221; diyeyim ben de <a href="http://mirmirik.com/2017/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak/">Ağustos&#8217;taki gibi</a>.)</p>
<p>Biterken çalıyordu:</p>
<p><iframe title="Spotify Embed: If It Be Your Will - Live in Dublin" style="border-radius: 12px" width="100%" height="152" frameborder="0" allowfullscreen allow="autoplay; clipboard-write; encrypted-media; fullscreen; picture-in-picture" loading="lazy" src="https://open.spotify.com/embed/track/05EESMjUqy1CtLTCn1Ko1t?utm_source=oembed"></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net/2017/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak-ii/">Yazılımcı maskesini çıkarıp yönetici olmak / II</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net">mirmirik.net</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://mirmirik.net/2017/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak-ii/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yazılımcı maskesini çıkarıp yönetici olmak / I</title>
		<link>http://mirmirik.net/2017/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak/</link>
					<comments>http://mirmirik.net/2017/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mirmirik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Aug 2017 20:22:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilişim Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[cto]]></category>
		<category><![CDATA[ekip yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[iş yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[proje yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[yazılım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://mirmirik.com/?p=1444</guid>

					<description><![CDATA[<p>Başlangıç notu: Bu yazı, iki bölüm halinde olacak şekilde planlandı. Yazının ikinci bölümü yakında paylaşılacak. İkinci yazı, Eylül ayındaki Mırmırık&#8217;ın görevi. Yani eğer gecikirse beni suçlamayın! Hobi olarak gördüğüm 1990-1998 arası zamanlarımı saymazsak, 1998 yılında profesyonel olarak başlayıp, uzun yıllar sürdürdüğüm yazılım geliştiricilik maskesini çıkartıp, işin daha çok analiz kısmına ve proje yönetimine girmeye başlamam [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net/2017/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak/">Yazılımcı maskesini çıkarıp yönetici olmak / I</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net">mirmirik.net</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><em><span class="s1">Başlangıç notu: Bu yazı, iki bölüm halinde olacak şekilde planlandı. Yazının ikinci bölümü yakında paylaşılacak. İkinci yazı, Eylül ayındaki Mırmırık&#8217;ın görevi. Yani eğer gecikirse beni suçlamayın!</span></em></p>
<p class="p1"><span class="s1">Hobi olarak gördüğüm 1990-1998 arası zamanlarımı saymazsak, 1998 yılında profesyonel olarak başlayıp, uzun yıllar sürdürdüğüm yazılım geliştiricilik maskesini çıkartıp, işin daha çok analiz kısmına ve proje yönetimine girmeye başlamam 2007 yılına dayanıyor. Restoranın mutfağından çıkıp içeride oturan müşteriler ile birebir ilgilenmeye başlayalı 10 yıl kadar olmuş(Restaurant, şef ve aşçı ve yazılım ekipleri arasındaki benzeşimlerin geçtiği yazı &#8220;<a href="http://mirmirik.com/2014/bir-cto-ise-alim-yapiyor/">Bir CTO işe alım yapıyor</a>&#8221; adında 2014&#8217;te yazılmıştı). Neredeyse 20 yıldır, çatışmalarım, yanlışlarım, bilgisizlikle hareket ettiğim zamanlar olmasına rağmen çalıştığıma, iş ile ilgili konularda gerektiği gibi davrandığıma, özel hayatımdan da ödün verdiğime ve şu anki mutlu iş hayatıma kavuştuğuma inanıyorum. Bu yüzden &#8220;yazılımcıdan yönetime geçiş&#8221; konusunda biraz ahkam kesme hakkı görüyorum kendimde.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Yönetim süresi kapsamında, öncelikle uluslararası bir bankadaki yazılım grubunda teknik proje yöneticiliği (ki iş için aktif olarak kod yazdığım son dönemdi), sonrasında da zamanının en başarılı yazılım firmalarından birisinde sırasıyla proje yöneticiliği, IT takım yöneticiliği ve IT yöneticiliği yaptım. Devam eden yıllarda, öncelikle, ana işi yazılım üretim tarafının dışındaki bir e-ticaret firmasında ve sonrasında uluslararası bir ödeme ve para gönderim şirketinde IT direktörlüğü görevlerinde bulundum. Tamamını bırakıp kendi işime sarılmam ve Türkiye&#8217;deki girişim firmalarına destek vermeye başlamam da 2 yıl kadar olmuş. Bu geçen sürede deneyimlediğim Türkiye&#8217;de yazılımcıdan yöneticiliğe geçiş sürecinin neden sancılı olduğunu ilk elden görme fırsatım oldu. Bu iki yazı, benim &#8220;samimi olan&#8221;  özgeçmişim olacak (Neden özgeçmişime döndüğümü inanın ben de çok bilmiyorum. Devam edeyim bakalım, bağlayacağım bir şekilde)</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Hayatı bir ve sıfırlar ile geçmiş kişiyi alıp, ona &#8220;hadi bakalım sen şimdi bu yazılım işlerinden yavaş yavaş elini eteğini çek, ekip bu, onlara liderlik et, al bak şu işi geliştir, ekip yarat, gençleri eğit ve onları yönet&#8221; denilince, hele bir de &#8220;ego&#8221; yüksekse ve bir de &#8220;title&#8221; verilmişse durum ilk başta şöyle olabiliyor:</span></p>
<p class="p1"><a href="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2017/04/Hayaldeki_Liderler.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-large wp-image-1455" src="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2017/04/Hayaldeki_Liderler-1024x672.jpg" alt="Hayaldeki Liderler" width="640" height="420" srcset="http://mirmirik.net/mirmirFiles/2017/04/Hayaldeki_Liderler-1024x672.jpg 1024w, http://mirmirik.net/mirmirFiles/2017/04/Hayaldeki_Liderler-300x197.jpg 300w, http://mirmirik.net/mirmirFiles/2017/04/Hayaldeki_Liderler-768x504.jpg 768w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a></p>
<p class="p1">Kendimizi kuzeydeki kral gibi hissederken, gözden kaçırılan bir çok şey oluyor. Bendeki sorun teknik anlamda doyuma ulaştığımı ve çok iyi kod yazdığımı sanmam, bunun ekip yönetimi için yeterli olacağını düşünmem ve sanırım yönetim kademesindeki bir kişide olması gerektiğinden çok daha fazla egoya sahip olmamdı. Her şeyi kendi yapmaya alışmış, en küçük detaya kadar ben bilirim fikrindeki, her teknik şeye burnunu sokan ve tam bir &#8220;mikro-management&#8221; yönetim sürdüren birisinin, yönetimsel problemlerin tümünün birden altından kalkamayacağı aşikar aslında. Zor yollardan öğrendim bunu. Bir kaç konuya dikkat edilmezse, aşağıdaki duruma gelmek inanın ki bir ay bile sürmüyor:</p>
<p class="p1"> <a href="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2017/04/Battle-of-the-Bastards.gif"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1453" src="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2017/04/Battle-of-the-Bastards.gif" alt="" width="710" height="355" /></a></p>
<p class="p1">Sevdiğimiz ve saydığımız sevgili Jon Snow&#8217;un konuya özgü iki durumunun da tam olarak içinde bulundum ilk zamanlarımda. Tecrübe kazanmam, alışkanlıklarımı ve yöntemlerimi değiştirmem gereken onlarca durum vardı. Olaylara teknik gözle bakan bir insandım ve benden iş geliştirme, ekip yönetimi ya da aylık yönetim kurulu raporları gibi &#8220;boş işler(!)&#8221; bekleniliyordu. Ben bunlara gerektiği şekilde adapte olamamıştım. Bu konulardaki sosyal becerilerim çok iyi değildi. Onlarca sorun üzerime geliyor, teknik konulara benden daha yetkin arkadaşlar ekipte olmasına rağmen illa ki burnumu sokuyor, C-Level adı verilen üst yönetim ile (bana göre) mantıksız davranışları yüzünden tartışıyor, ekibi kendi başına bırakıp, o sorunlar ile birebir boğuşmaya çalışıyordum. Ekip de başlarında düzgün bir yönetici olmadığı için kendi bildiğini okuyup müşteri / kullanıcı isteklerine plansızca &#8220;dalıyordu&#8221;. Cahil olduğum bir alanda kendimi eğitmem gerekiyordu.</p>
<p><a href="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2017/08/giphy.gif"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1495" src="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2017/08/giphy.gif" alt="You know nothing!" width="500" height="200" /></a></p>
<p>Bir yazılımcının bir şirkete girip de, ilk profesyonel kodunu yazmasından, CTO ünvanını almasına kadar geçen sürede (eğer ki tercih bu yönde ise), aşağıdaki adımların her birisinin çok önemli olduğuna inanıyorum. Her adımı/ünvanı belki ayrı yazı konusu yapmak gerekir, ancak anlatmak istediklerime zemin olması için, özeti bu iki yazıda vereyim. Aşağıdaki ünvanların aslında bizim ülkemizde dağıtıldığı kadar kolay harcanmaması gerektiğine inanıyorum. Bu yazı dizisinde de bu tezimi savunacağım. Arada onlarca ara katman / ünvan yer alabilse de, genelde bir yazılımcının iş hayatındaki basamakları şu şekilde oluyor Türkiye&#8217;de (Ülkeyi özellikle belirtiyorum çünkü yurtdışında farklılıklar olabiliyor):</p>
<ol>
<li>Stajyer</li>
<li>Junior yazılımcı</li>
<li>Yazılımcı</li>
<li>Uzman / Senior yazılımcı</li>
<li>Teknik lider / mimar</li>
<li>Takım/ekip yöneticisi</li>
<li>IT yöneticisi</li>
<li>CTO / CIO (İkisi eş değer görülse de farklar büyük aslında)</li>
<li>CEO?</li>
</ol>
<p>Bunların ilk ikisini, kendi kişisel deneyimlerim ile bu yazıda ele almaya çalışacağım. Diğer adımlar/ünvanlar da diğer yazı konusu olarak kalsın(&#8220;in your face September mirmirik&#8221;).</p>
<p class="p1"><strong>1. Stajyer</strong></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2017/08/SD_Kanis.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-1498 size-thumbnail" src="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2017/08/SD_Kanis-150x150.jpg" alt="Stajyer" width="150" height="150" /></a>Gerçekler</span>: Ülkemizde stajyer, fotokopi çeken, getir götür işleri yapan ya da sadece staj defteri imzalatmak için &#8220;fake&#8221; görev alan kişi gibi görülüyor çoğu zaman. Konunun işveren ve işçi olmak üzere iki tarafı var. Stajyer olan, staj dönemini sadece zorunlu bir görev olarak gördüğü için pek ciddiye almıyor ve baştan savma bir zaman geçirip, bitse de gitsek fikrinde oluyor. İşveren ise ucuz (ücretsiz/bedava) işçi bulduğunu düşünerek hiç bir yatırım yapmadan ne kadar sömürsem kardır mantığında kalıyor.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Gereken</span>: Stajyer tarafında bu sürecin tam bir gerçek ortam deneyimi olduğu bilinci yükselmeli, işveren de staj yapmaya geleni iyi bir çekirdekten yetişen kadrolu elemanı olarak görmeli. Eğitim ve bilgi birikiminin arttırılmasına yönelik olarak stajyeri konumlandırmalı ve ona mentor desteği sağlayarak kadrosunu zenginleştirmeli. Stajyer arkadaş da, son sınıf değil daha 3. sınıftan başlayarak stajın onun hayatına yön verecek bir zaman dilimi olduğunu kabul etmesi ve işe sarılması gerekli. Dediklerimin kulağa hoş geldiğini ve &#8220;boş&#8221; gibi algılandığının farkındayım. Ülkemizdeki durum yüzünden bu dediklerim çok akıl karı değil gibi. Ama bunları yapmamaya, günü kurtarmaya devam ettikçe sürdürülebilir bir iş deneyimi yaşayamayacağımız gibi, on yıl sonrasında devam eden bir işimiz bile olmayabilir. Yani kısacası, sevgili üniversite ve lise öğrencileri&#8230; Lütfen stajınızı size kadrolu elemanmışsınız gibi davranan bir yerde, öğrenimlerinizi devam ettirebileceğiniz bir şirkette, iyi bir ekip ile ve de işe çok sarılarak yapın. Şirket sahiplerinin vergi yükü ile bu kadar ezildiği bir ülkede &#8220;lütfen stajyerlerinize iyi imkanlar sunun&#8221; demem abes olsa da, stajyerlere &#8220;biz eğittik gitti başka yerde sefasını sürecek&#8221; kişi gözü ile bakmayın ve kadrolu eleman yetiştirebilmek için seçim yapın.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Kişisel eklenti</span>: Lisede sanayi stajımı Balıkesir&#8217;de çok sevdiğim bir &#8220;Commodore/Amiga/PC oyunları satışı&#8221; yapan(o yıllardakiler iyi bilir) ve aynı zamanda da samimi müşterilerinden oluşan küçük bir ekip ile &#8220;Pascal dilinde yazılım yapıp satan&#8221; bir şirkette (HCS) yapmıştım. Oradaki ekip ve dostluklar asla unutulmaz. Öğrendiklerim, gördüklerim ve bir bilgisayar yazılımının nasıl da bir &#8220;yaratım&#8221; işi olduğunu anlamam burası sayesinde oldu. Assembly&#8217;de kendimi geliştirdim, BBS ile ilk &#8220;modem&#8221; bağlantımı da burada yaptım. Elektronik devreler ve tasarımları konusunda tam bir saha çalışması yapma imkanı da buldum(Biraz fazla RS-232 kartı yakmış olabilirim). Sabah &#8220;dükkanı&#8221; açıp yer de sildim, vitrin de düzenledim. Bunlar şimdiki ev temizliğimi yaparken de çok işe yarıyor <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>
<p>Üniversitedeki ilk stajımı ise zamanının iyi bankalarından birisi olan Esbank&#8217;ta, AS/400 sistemleri yanında PC / internet yazılımları da üreten bir ekip ile yapmıştım. İkinci (son sınıf) stajımı ise zaten yarı-zamanlı olarak çalıştığım Coretech firmasında tamamladım. Bankaya girişim içerideki tanıdık olan sevgili <a href="http://www.icmedensarhos.com/">Serkan abim</a>in özgeçmişimi ilgili kişilere iletmesi sayesinde oldu. İki staj sürem de resmi olarak 20 iş günü olmasına rağmen, lisede 4 ay, üniversitede ise 3 ay kadar çalışmıştım (Coretech dönemini zaten bir çalışan olduğum için saymıyorum). Öğrenebildiğim kadar öğrenmeye çalışmış, yeni onlarca yöntem ve bilgi edinmiş, merak tatmini sağladığım için mutlu olmuştum.</p>
<p><strong>2. Junior yazılımcı</strong></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2017/08/jrdog.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-thumbnail wp-image-1500 alignleft" src="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2017/08/jrdog-150x150.jpg" alt="Junior" width="150" height="150" srcset="http://mirmirik.net/mirmirFiles/2017/08/jrdog-150x150.jpg 150w, http://mirmirik.net/mirmirFiles/2017/08/jrdog-300x300.jpg 300w, http://mirmirik.net/mirmirFiles/2017/08/jrdog.jpg 600w" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" /></a>Gerçekler</span>: Herhangi bir üniversitenin herhangi bir bölümünden mezun olmuş ve herhangi bir yazılım kursundan herhangi bir konuyu bitirmiş herkes kendisini &#8220;yazılımcı&#8221; olarak adlandırıyor ne yazık ki. Bu gördüğüm, yaşadığım bir gerçek. Mütevazi davranan ve var olan bilgisini satmayı beceremeyen kişiler ise çoğunlukla elenip gidiyor arada (Ne lise mezunları vardı ki ben dahil bir çok &#8220;yazılımcıyı&#8221; cebinden çıkarıp, bir algoritmada size ters takla attırabiliyorlardı). Herhangi bir işe girmenin ilk yolunun parlak bir <a href="http://kariyer.net">kariyer.net</a> özgeçmişi olduğu devirler biraz geride kaldı. Bir önceki konuya bağlı olarak, staj döneminde katkı sağladığı projeler ile göz doldurmuş kişilerin bile bir yere girip de başarılı yazılımcı olmaları zorlaşıyor. Daha çok, tanıdık kişilerin referansları ile işler ilerletilmeye çalışılıyor. Bu noktada &#8220;tanıdıklık&#8221; kavramına açıklık getirmekte fayda var aslında. Tanışıklığın becerilerden ve &#8220;network&#8221; kaynaklı olması ile, &#8220;mahalledeki sevilen bir abimizin çocuğu&#8221; olması arasında çok fark var.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Gereken</span>: Algoritmalar ve matematik konularına ilgi duyan, bir yazılımın sadece bir text dosyaya satırlar yazmaktan ibaret olmadığını bilen kişilerin çoğalması gerekiyor. Bu olgunluğu verecek olan da sadece üniversite değil (ki an itibari ile ülkemizdeki üniversiteleri düşününce iki elin parmaklarını geçmezler bu şekilde eğitim verenler). İçten gelen bir ilgi ve bilgi açlığı olması da kaçınılmaz. Bu ilginin uyandırılması ve gençlerin içindeki bilgisayar bilimleri sevgisinin açığa çıkarılması ne yazık ki yine ortaokul / lise eğitimlerine ve aileye kadar dayanıyor. İstenildiği kadar bilimsel eğitim peşinde koşmanın iyi olduğunu söyleyelim, herhangi bir hükümetin &#8220;ben evrim değil de, cihat öğreteceğim bundan sonra&#8221; demesi ile geleceğin kapkaranlık hale gelmesi hep olası. Atılması &#8220;gereken&#8221; adımların bireysel olarak değiştirilebilecek bir şey olmadığının anlaşılması da söz konusu olabilir. Kim bilir, belki de bireysel olarak da çok şey yapabiliriz!</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Kişisel eklenti</span>: Türkçe kelime olarak &#8220;junior&#8221; yerine ne koyacağımı çok bilemedim yıllardır. Hala da bilmiyorum. Staj dönemini başarı ile geçmiş, öğrenmeye devam etmiş, bilgi açlığına devam eden, üç-dört yazılım projesi geliştirilmesinde bir şekilde rol almış, süreçler ve yazılım yaşam döngüsü konusunda bilgi sahibi, algoritmaların ne kadar önemli olduğunu bilen ve önemseyen kişi gibi görüyorum ben. Ekip içinde olduğunu anlaması, kişisel hırslarını bir kenara koymaya başlaması gereken bir süre. Sosyal becerilerin geliştirilmesi için mükemmel zamanlama&#8230;Staj sonrasındaki ilk iş aslında. Kaynak kullanımı (bellek / disk / zaman) konusunda hassasiyeti olan, GitHub / Stackoverflow gibi oluşumları çoktan öğrenmiş olan, kendisine en az bir yıllık gelişme programı yapabilmiş olanlar benim gözümde ışık patlamalarına yol açıyor.</p>
<p>Ben Jr dönemimi üniversite 3. sınıfta yarı-zamanlı çalışmaya başladığım ve benim için hala bir okul olan Coretech&#8217;te geçirdim. Klasik hikaye&#8230; Internet Türkiye&#8217;ye yeni yayılmaya başlamış ve herkes her şeyi yapar halde. Müşterinin isteği öğrenilip, tahta başında DB tasarımı, Adobe Photoshop&#8217;ta tasarım. Sonrasında çıkan tasarımı kesip biçerek HTML hazırlama, JS ile sayfaya dinamiklik kazandırma, ASP ile sunucu kodlarının yazılımı, SP ve TRIGGER&#8217;lar ile DB desteği&#8230; Artık ne varsa işte! Bugünlerde &#8220;full-stack developer&#8221; diyorlar bu şekildeki çalışmaya galiba. Bu dönemin bendeki en büyük kazanımları, işlerin nasıl yürüdüğünü çok yakından görmüş olmam ve müşteri isteklerinin &#8220;asıl&#8221; olduğunu anlamaya başlamış olmam. Şansım, çalıştığım firmadaki &#8220;patronların&#8221; sabah 04:00&#8217;lere kadar bizler ile bir ufacık problem ile ilgili oturup bire bir çalışıyor olmaları ve hepsiyle &#8220;arkadaş&#8221; olmamız idi.</p>
<p>Yazının devamı, Eylül ayının Mırmırık&#8217;ına ait&#8230; Buradan çekileyim şimdilik!</p>
<p>Yazı biterken çalıyordu:</p>
<p><iframe title="Spotify Embed: Model" style="border-radius: 12px" width="100%" height="152" frameborder="0" allowfullscreen allow="autoplay; clipboard-write; encrypted-media; fullscreen; picture-in-picture" loading="lazy" src="https://open.spotify.com/embed/track/3gFXoxRVjN8TE3vz5pIWrA?utm_source=oembed"></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net/2017/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak/">Yazılımcı maskesini çıkarıp yönetici olmak / I</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net">mirmirik.net</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://mirmirik.net/2017/yazilimci-maskesini-cikarip-yonetici-olmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kovboyluktan vazgeçip takım oyuncusu olmak</title>
		<link>http://mirmirik.net/2016/kovboyluktan-takim-oyunculuguna-gecis/</link>
					<comments>http://mirmirik.net/2016/kovboyluktan-takim-oyunculuguna-gecis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mirmirik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Feb 2016 20:33:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilişim Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[agile]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[çevik]]></category>
		<category><![CDATA[ekip]]></category>
		<category><![CDATA[ekip yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[iş yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[proje yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[sdlc]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://mirmirik.com/?p=1417</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir önceki &#8220;Yazılım Ekibindeki Kahraman Kovboy&#8221; yazısında kendime çuvaldızı, şimdiki kovboylara da iğneyi batırmış, yazıyı da, daha somut adımları sonraki ahkam kesmede anlatmaya çalışacağım diyerek bitirmiştim. Kovboy tarzı yazılımcı olmanın ve bu şekilde yazılım geliştirmenin kötü taraflarından üzerine sıklıkla bastırdıklarım özetle şunlar: Tek kişi kalmak, yalnız olmak Ekibe güvenmemek Test ya da dokümantasyona zaman ayırmamak Bilginin [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net/2016/kovboyluktan-takim-oyunculuguna-gecis/">Kovboyluktan vazgeçip takım oyuncusu olmak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net">mirmirik.net</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-1429" style="padding-right: 20px;" src="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2016/02/RR_cowboy_Y.jpg" alt="Bir zamanlar kovboyluk" width="350" height="446" srcset="http://mirmirik.net/mirmirFiles/2016/02/RR_cowboy_Y.jpg 768w, http://mirmirik.net/mirmirFiles/2016/02/RR_cowboy_Y-235x300.jpg 235w" sizes="(max-width: 350px) 100vw, 350px" />Bir önceki &#8220;<a href="http://mirmirik.com/2016/ekipteki-kahraman-kovboy/">Yazılım Ekibindeki Kahraman Kovboy</a>&#8221; yazısında kendime çuvaldızı, şimdiki kovboylara da iğneyi batırmış, yazıyı da, daha somut adımları sonraki ahkam kesmede anlatmaya çalışacağım diyerek bitirmiştim.</p>
<p>Kovboy tarzı yazılımcı olmanın ve bu şekilde yazılım geliştirmenin kötü taraflarından üzerine sıklıkla bastırdıklarım özetle şunlar:</p>
<ul>
<li>Tek kişi kalmak, yalnız olmak</li>
<li>Ekibe güvenmemek</li>
<li>Test ya da dokümantasyona zaman ayırmamak</li>
<li>Bilginin tek elde toplanması</li>
<li style="text-align: left;">İşlerin gün geçtikçe yığılması</li>
<li>Yığılmadan dolayı işlerde gecikmeler ve bug çıkması</li>
<li>Bug-fix yapacak ya da işleri yetiştirecek kişinin aynı kişi olması</li>
<li>[infinite loop]</li>
</ul>
<p>Tüm bunları bir kovboy yazılımcı ile konuşursanız, size, kendisine zamansız ve eksik dokümante edilmiş istekler geldiğinden, isteklerin bilgisizce hazırlandığından, zaten sistemin ayakta kalmasının tek sorumlusunun kendisi olduğundan, ekipteki daha junior seviyedekilere işin nasıl yapılacağını anlatmaktansa kendisinin yapmasının çok daha hızlı olduğundan bahsedecektir. Kendisinin çevik metodolojiler için yanıp tutuştuğundan, yazılım geliştirme döngüsünde herhangi bir çevik yazılım geliştirme metodolojisi uygulanıyor olsa herşeyin güllük gülistanlık olacağından, ancak süregiden şirket politikası ve işlerin kritikliği sebebiyle bunun uygulanamayacağından da söz edecektir.</p>
<p>Bu durumda kendisine <a href="http://agilemanifesto.org/principles.html">çevik metodolojilerin prensiplerini</a> tekrar hatırlatmakta fayda var:</p>
<ul>
<li>En önemli önceliğimiz değerli yazılımın erken ve devamlı teslimini sağlayarak <b>müşterileri memnun etmek</b>tir.</li>
<li>Değişen gereksinimler yazılım sürecinin son aşamalarında bile kabul edilmelidir. Çevik süreçler değişimi müşterinin rekabet avantajı için kullanır.</li>
<li>Çalışan yazılım, tercihen kısa zaman aralıkları belirlenerek birkaç haftada ya da birkaç ayda bir düzenli olarak müşteriye sunulmalıdır.</li>
<li>İş süreçlerinin sahipleri ve yazılımcılar proje boyunca her gün <b>birlikte çalışma</b>lıdırlar.</li>
<li>Projelerin temelinde motive olmuş bireyler yer almalıdır. Onlara ihtiyaçları olan ortam ve destek sağlanmalı, <b>işi başaracakları konusunda güven duyulmalıdır</b>.</li>
<li>Bir <b>yazılım takımı</b>nda <b>bilgi alışverişi</b>nin en verimli ve etkin yöntemi yüzyüze iletişimdir.</li>
<li>Çalışan yazılım ilerlemenin birincil öçüsüdür.</li>
<li>Çevik süreçler sürdürülebilir geliştirmeyi teşvik etmektedir. Sponsorlar, yazılımcılar ve kullanıcılar sabit tempoyu sürekli devam ettirebilmelidir.</li>
<li>Teknik mükemmeliyet ve iyi tasarım konusundaki sürekli özen çevikliği artırır.</li>
<li>Sadelik, yapılmasına gerek olmayan işlerin mümkün olduğunca arttırılması sanatı, olmazsa olmazlardandır.</li>
<li>En iyi mimariler, gereksinimler ve tasarımlar <b>kendi kendini örgütleyen takım</b>lardan ortaya çıkar.</li>
<li><b>Takım</b>, düzenli aralıklarla nasıl daha etkili ve verimli olabileceğinin üzerinde düşünür ve davranışlarını buna göre ayarlar ve düzenler.</li>
</ul>
<p>Prensiplerde önemle tekrarlanan bir nokta var. Takım / ekip / birlikte çalışmak / takım oyuncusu olmak. Takım oyuncusu olmanın şartlarından birisi de aslında bilgi paylaşımının ve şeffaflığın arttırılması. Bilgi paylaşımında bulunmak ve şeffaflığı arttırmak için ise asıl yapılması gerekenin -kişisel deneyimlerden yola çıkarak- &#8220;profesyonel ego&#8221;dan kurtulmak olduğuna inanıyorum.</p>
<p>Egosunu yenebilmiş teknik bir kişinin, ekip ile birlikte daha çok büyüyeceğine ve hep hayalindeki rahat çalışma ortamına kavuşacağına dair inancım yüksek. Ego nasıl yok edilir konusu ise daha çok psikoloji ve sosyoloji alanlarının konusu. Hala kişisel hayatımda yüksek olduğuna inansam da, benim iş konusundaki egomu zayıflatmam şunları sağladı:</p>
<ul>
<li>Şirket içi bilgi paylaşımıma daha fazla zaman ayırdım,</li>
<li>Ekibe yeni katılmış ya da daha önceden ekip içinde varolan arkadaşların teknik bilgilerini yükseltmek için çabalar oldum,</li>
<li>Ekipteki arkadaşlarımın kendilerine güvenleri yükseldi,</li>
<li>Üzerimdeki işleri dağıtabilmeyi başardım,</li>
<li>Üretime aldığımız kodlarda çok daha az hata çıkmaya başladı,</li>
<li>Müşterilerimizde şirketimize ve ekibimize karşı güven yükseldi ve zaman zaman yaptığımız hataların tolere edilmesi kolaylaştı</li>
<li>Mesai sonrası boş zamanım oldu,</li>
<li>Sosyal hayata daha çok zaman ayırabildim,</li>
<li>Geceleri, aklımda o günkü ya da yarınki proje ile ilgili daha az endişe duydum ve daha rahat uyuyabildim.</li>
</ul>
<p>Uzun lafın kısası, kovboy yazılımcı olmanın o iç daraltıcı dünyasından, ilk etapta egonuzu arkanızda bırakarak ve bu sayede takım oyuncusu olma yoluna adım atarak sıyrılabilirsiniz. Emin olun her şeyin en iyisini siz bilmiyorsunuz ve aslında vazgeçilmez değilsiniz.</p>
<p><em><strong>Not:</strong> Yazıdaki fotoğraf, bir zamanlar kovboy filmlerinde oynayan ancak daha sonra ABD başkanlığına soyunan <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Ronald_Reagan">Ronald Reagan</a>&#8216;a ait.</em></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net/2016/kovboyluktan-takim-oyunculuguna-gecis/">Kovboyluktan vazgeçip takım oyuncusu olmak</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net">mirmirik.net</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://mirmirik.net/2016/kovboyluktan-takim-oyunculuguna-gecis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yazılım ekibindeki kahraman kovboy&#8230;</title>
		<link>http://mirmirik.net/2016/ekipteki-kahraman-kovboy/</link>
					<comments>http://mirmirik.net/2016/ekipteki-kahraman-kovboy/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mirmirik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Jan 2016 13:42:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilişim Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[ekip yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[iş yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[proje yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[yazılım]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://mirmirik.com/?p=1406</guid>

					<description><![CDATA[<p>Red Kit’i hepimiz biliriz. Lucky Luke diye geçer İngilizcede. Morris olarak tanınan Belçikalı çizer Maurice De Bevere tarafından 1940 sonlarında yaratılmış ve dünya çapında ün sağlamıştır. Zor durumda kalan insanları kurtarır, karşılaştığı olayları gölgesinden bile hızlı çektiği silahı ve en büyük yardımcısı ve dünyanın en zeki atı olan Düldül ve dünyanın en aptal köpeği olan [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net/2016/ekipteki-kahraman-kovboy/">Yazılım ekibindeki kahraman kovboy&#8230;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net">mirmirik.net</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><figure id="attachment_1405" aria-describedby="caption-attachment-1405" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-1405" src="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2016/01/redKitFeature-300x300.jpg" alt="Gölgesinden hızlı silah çeken kovboy" width="300" height="300" srcset="http://mirmirik.net/mirmirFiles/2016/01/redKitFeature-300x300.jpg 300w, http://mirmirik.net/mirmirFiles/2016/01/redKitFeature-150x150.jpg 150w, http://mirmirik.net/mirmirFiles/2016/01/redKitFeature.jpg 506w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><figcaption id="caption-attachment-1405" class="wp-caption-text">Gölgesinden hızlı silah çeken kovboy</figcaption></figure></p>
<p>Red Kit’i hepimiz biliriz. Lucky Luke diye geçer İngilizcede. <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Morris_(cartoonist)">Morris</a> olarak tanınan Belçikalı çizer Maurice De Bevere tarafından 1940 sonlarında yaratılmış ve dünya çapında ün sağlamıştır. Zor durumda kalan insanları kurtarır, karşılaştığı olayları gölgesinden bile hızlı çektiği silahı ve en büyük yardımcısı ve dünyanın en zeki atı olan Düldül ve dünyanın en aptal köpeği olan Rin Tin Tin ile çözer; tam son anda uçurumdan yuvarlanmak üzere olan posta arabasının yolunu değiştirir, kasabanın başına çok uzun zamandır bela olan çeteyi tam da artık kasabayı yok edeceklerken dağıtır, varolabilecek tüm sorunlar onun başına gelir, her şeyi çözdükten sonra da yine yalnız başına, gün batımına ve yeni sorunlarına doğru yoluna devam eder, takım oyuncusu değil, tek tabancadır. (Düldül’ün asıl adı <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Jolly_Jumper">Jolly Jumper</a>’dır çizgi romanlarda. Rin Tin Tin’in çizimlerdeki adı da <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Rantanplan">Rantanplan</a>’dır, Türkçe diline gerçekte ünlü bir sinema oyuncusu haline gelmiş olan, I. Dünya Savaşı sırasında kurtarılmış bir Alman kurt köpeğinin adı olan <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Rin_Tin_Tin">Rin Tin Tin</a> ile geçmiştir [<a href="https://twitter.com/search?q=%23donotshopadopt">#donotshopadopt</a>]).</p>
<p>Tanınan ve sevilen bir kovboy olan Red Kit anolojisini vermemin sebebi, uzun zamandır bir kaç farklı yazılım ekibinde karşılaştığım bir durumun, bir zamanlar “kovboy yazılımcı” olmanın ve sonrasında da bir yönetici olarak bu kovboylar ile neler yaşanabileceğinin tecrübelerini paylaşmak.</p>
<p>Kovboy yazılımcı derken ilginç şapkalar takmalarını, mahmuzlu çizmeler ile etrafta dolaşmalarını, mataralarını yalaktan doldurmalarını kastetmiyorum. Yalnız olmalarından, bir ekip ile çalışamamalarından, devamlı sorunlar ile uğraşmalarından, bunun tercihleri olmasından ve aslında nişan almadan silahlarını çekip kalçalarından ateş etmelerinden bahsediyorum.</p>
<p><em><strong>Önce çuvaldız&#8230;</strong></em></p>
<p>Üniversite dönemimde az deneyimli bir yazılımcı olarak başladığım ilk işimde “kovboy” haline gelmem 1.5 ya da 2 yılımı almıştı. Birlikte çalıştığım arkadaşlarım ya da o zamanki şirketin sahibi olan iş arkadaşlarım (hiç bir zaman patron diye görmediğim için bu tabiri kullanıyorum) hatırlayacaklardır. Belirli konulardaki tüm bilgiler sadece bendeydi, sadece benim istediklerimi yapmaya veya yaptırmaya çalışıyordum, önemli projelerdeki en “core” kodları ben yazmıştım, işin ilk aşamasından müşteri teslimine kadar olan süreçte dediğim dedik inatçı birisi olmuş ve tüm seslere kulağımı tıkamıştım. Tüm yazılım ekibindeki arkadaşların yazdıkları kodları mutlaka ben gözden geçirmeliydim ki, çocuğum olarak gördüğüm projeler “kirlenmemiş” olsundu. Ekip arkadaşlarımı yönlendirmek, onlara güvenmek ve işleri onlarla paylaşıp düzgün iş çıkarmak yerine, egomu tatmine yönlenmiştim.</p>
<p>20-22 yaşlarındayken bunlar çok güzel duygulardı. Kendini önemli görmek, vazgeçilmez hissetmek… Hepsi bir şekilde ego tatmini yaşatıyordu. Sonrasında olanlar ise kendi yarattığım kompleksin ve egoistliğin sonuçlarıydı sadece. Öncelikle varolan eski işlerin operasyonel yüklerini çekemez hale geldim. Bug-fix ya da CR’lar ile uğraşmaktan sabahlara kadar klavye başında kalıyor, ne kendimi teknik anlamda istediğim kadar geliştirebiliyor ne de istediğim gibi yazılım üretebiliyordum. Her yaptığım şey yeni bir bug ya da operasyonel yük üretiyor, ya da projeye zarar getirip müşteri memnuniyetsizliği yaratıyordu. Tüm bunlar tabi ki her şeyi etkiliyor, bir çığ yığını gibi büyüyen işler altında boğuluyor ve iş memnuniyetsizliğim üst noktaya çıkıyordu. İşten sıkılıyordum, bana kendi hayatımı yaşamam için gerekli zaman kalmıyordu, gelen isteklerin sonu yoktu, herkes her şeyi bana soruyordu, en ufak bir problem oluştuğunda bile ya sorumlu ya da o çıkan sorunu çok acil çözmesi gereken kişi olarak ben biliniyordum. Bir çok kod test edilmeden canlı ortama aktarılıyordu. Ekibe yeni giren tüm arkadaşların sorumluluğu da vardı. Onların eğitimi ile geçireceğim sürede tabi ki iki satır kod yazmak daha mantıklıydı o zamanlar… Zaten onlar bu çömezlikleri ile ne bilebilirdi ki?</p>
<p>Buraya kadarki senaryoda var olan kişi şu anda IT ekibinizde mi sizin de? Bir şekilde projenin her şeyini bilen ve vazgeçilmez gibi görünen o kovboy ile çalışmak zorunda mısınız? Üstü iseniz gitmek ile tehdit etmeye varan iyileşmeler göstermiyor ve şirketin şu anki durumu için bu durum kötü mü görünüyor? Ya da o kişinin astı iseniz sizi her durumda eziyor ve yaptıklarınızı bir türlü beğenmiyor, size güvenmiyor mu? Her iki durumun da çözümü tam olarak yazının devamında demek isterdim&#8230;</p>
<p><em><strong>Gelelim iğneye&#8230;</strong></em></p>
<p>Sevgili kovboylar: Eğer öğrenimlerinizi ve kazanımlarınızı aktarmaz, iş bölümü yapmaz, en doğrusunu ben bilirim tavrınızı değiştirmez, sizin güveninizi isteyen ekibinize sorumluluk vermez, takım oyuncusu olmak yerine tek tabanca ilerlemekte ısrar ederseniz; bir yazılım projesinin, ekibinin baş aktörü olmak ve projenin ya da şirketin kuruluşundan bu yana işin içinde ve hatta başında olmak hiç bir meziyet ya da övünülecek bir şey değil. Bundan 8-10 yıl sonrasında open source neden tüm dünyayı ele geçirmiş olacak sanıyorsunuz? Paylaşmak, bilgi aktarımı, yönlendirici rolü üstlenmek, takımdaki daha az teknik yeterlilikteki arkadaşlar ile güven ilişkisinin kuvvetlendirilmesi, ekip çalışması kavramları emin olun sadece üst düzey yöneticilerin “şirkete kurumsal kimlik kazandırmak” için uydurduğu şeyler değil.</p>
<p>Evet haklısınız, proje için şu anda çok değerlisiniz. Projenin detaylarındaki o küçük iş kurallarını sadece siz biliyorsunuz ve sipariş modülünde yapılması gereken o ufak bug-fix, depo ve sipariş toplama için bundan bir yıl önce eklenen kuralı öyle bir ihlal ediyor ki, bunun çok dikkatli uygulanması lazım. Bu konuda da tabi ki henüz sekiz aydır ekibinizde çalışan yazılımcının yazacağı koda güvenemezsiniz, sizin yapmanız lazım (hem de bu kadar çok iş arasında). Aslında neden güvenemeyeceğinizi de biliyorsunuz. Sisteme az da olsa hakim olacak kadar kendisine yol gösterilmedi şimdiye kadar. Yaptığı her yanlışta “sen çekil ben yapayım” dediniz. Her yanlışını onu ezerek yüzüne vurdunuz ve her yaptığı değişikliği size göstermesini, sizin onayınız olmadan asla bir işe girişmemesini söylediniz kendisine.</p>
<p>Sizi daha çok ekip yönetimine yönlendirmeye çalışan yöneticinize de üstünüzdeki işlerin yoğunluğunu, sabahlara kadar çalışmalarınızı, bu şirket/proje için yaptığınız fedakarlıkları, hastayken bile sırf iş yürüsün diye gelip çalıştığınızı ve hiç bir kötü yorumu haketmediğinizi anlattınız.</p>
<p>Önünüzde iki yol var. Biri zahmetli ve zaman alacak olan süreç olan “iş dağıtımını öğrenmek” ve ekip yöneticisi olarak kariyerinizde ilerlemeye devam etmek, diğeri de kolay olan şu anki durumun devamını sağlamak. Zaten çoktan ekip yöneticisi olarak adlandırılmış olabilirsiniz, ancak hala tüm operasyonun yükünü “hands-on” olarak siz çekiyor, üstlerinizden gelen işleri içten içe saçma ya da zaman darlığından dolayı yapılamaz kabul edip buna karşı sayısal veriler ile üstünüzü ikna edemiyorsanız ekip yöneticiliğiniz sadece kağıt üstündedir. Daha kendinizi yönetemezken ekibi yönetiyor olarak görülmeniz çok da mantıklı görülmez.</p>
<p>Daha somut adımlar ile kovboyluktan nasıl vazgeçebileceğiniz ile ilgili bir sonraki yazıda ahkam kesmeyi planlıyorum. Şimdi gidip Dalton kardeşler ile uğraşmam lazım&#8230; O yazı çıkana kadar, sevgili Morris&#8217;i anmak lazım:</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=B_EXFt4BSiY&#038;t=40">https://www.youtube.com/watch?v=B_EXFt4BSiY&amp;t=40</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net/2016/ekipteki-kahraman-kovboy/">Yazılım ekibindeki kahraman kovboy&#8230;</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net">mirmirik.net</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://mirmirik.net/2016/ekipteki-kahraman-kovboy/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MongoDB 3.0 &#8211; RoboMongo Authorization Sorunu</title>
		<link>http://mirmirik.net/2015/mongodb-3-0-robomongo-authorization-sorunu/</link>
					<comments>http://mirmirik.net/2015/mongodb-3-0-robomongo-authorization-sorunu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mirmirik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2015 14:31:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilişim Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[auth]]></category>
		<category><![CDATA[django]]></category>
		<category><![CDATA[mms]]></category>
		<category><![CDATA[mongo]]></category>
		<category><![CDATA[robomongo]]></category>
		<category><![CDATA[ubuntu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://mirmirik.com/?p=1373</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzun aradan sonra yeniden güncel teknolojiyi ucundan yakalayabilmek için bir arayış içine girdim. Bence oldukça öksüz bıraktığım Python ile çalışmalarıma geri dönüş için bir şeyler yapmam gerekiyordu. Geçtiğimiz günlerde PyCharm’ın son sürümünü kurup, yeniden kurcalamaya başladım. Arada Django ile tanıştım. Bu framework’ten haberimin olmaması benim büyük ayıbım. Kendime bir proje uydurdum ve hem ilgili dokümanları hem de örnekleri inceleyerek işe giriştim. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net/2015/mongodb-3-0-robomongo-authorization-sorunu/">MongoDB 3.0 &#8211; RoboMongo Authorization Sorunu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net">mirmirik.net</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">Uzun aradan sonra yeniden güncel teknolojiyi ucundan yakalayabilmek için bir arayış içine girdim. Bence oldukça öksüz bıraktığım Python ile çalışmalarıma geri dönüş için bir şeyler yapmam gerekiyordu. </span>Geçtiğimiz günlerde <a href="https://www.jetbrains.com/pycharm/"><span class="s2">PyCharm</span></a>’ın son sürümünü kurup, yeniden kurcalamaya başladım. Arada <a href="https://www.djangoproject.com/start/overview/"><span class="s2">Django</span></a> ile tanıştım. Bu framework’ten haberimin olmaması benim büyük ayıbım. Kendime bir proje uydurdum ve hem ilgili dokümanları hem de örnekleri inceleyerek işe giriştim. Basit bir şekilde ve çok fazla bir şey bilmeden de fourSquare API’sinden bilgiler alıp, bunu kullandığım bilgisayardaki mongoDB’ye yazan bir uygulama geliştirdim. Bunun gerçek dünyadaki uygulamasını da geliştirmeye ve test etmeye karar verdim.</p>
<p class="p1"><span class="s1">Bu siteyi de kurduğum sistem (SoftSysHosting), &#8220;shared hosting” için Python/Django uygulamalarını sunamıyormuş. Oluşturacağım projeyi host edebilmek için arayışa girdim ve görece olarak ucuz olan <a href="https://www.digitalocean.com/features/one-click-apps/"><span class="s2">DigitalOcean</span></a>’dan bir yer almaya karar verdim. Buradan aldığım sunucuya Ubuntu 12.04/Django kurdum (&#8216;one-click install’ sağolsun). Sunucu paketi üzerinde kullanıma hazır olarak Django, Nginx ve PostGres geliyordu. Daha sonra ise benim Python denemelerim için gerekli <a href="http://api.mongodb.org/python/current/"><span class="s2">pyMongo</span></a>, <a href="http://mongoengine.org/#home"><span class="s2">mongoengine</span></a> ve <a href="https://pypi.python.org/pypi/foursquare"><span class="s2">foursquare</span></a> kütüphanelerini de güncelledim. </span>Buraya kadar herşey iyi gitti. Ufak tefek sorunlar da yaşasam da, bunlar çoğunlukla uzun zamandır uzak kaldığım Linux komut satırına ve komutlarına tam hakim olamadığımdan kaynaklandı. Ancak en çekindiğim paket kurulumları ile ilgili neredeyse hiç sorun yaşamadım. Sistem güncellemeleri de dahil sorunsuz ilerledim.</p>
<p class="p1"><span class="s2"><a href="https://www.mongodb.com/mongodb-3.0">MongoDB’nin 3.0 sürümü</a></span><span class="s1">nün çıktığına dair bir eposta vardı bir zamandır. Bu sürümü denemeye karar verdim ve sunucuya bunu kurdum. Sonuçta daha önceden az da olsa deneyimim olan bir şeydi mongoDB ve Django öğrenme sürecimde sadece destek olacaktı. Güvenlik ile ilgili tanımlamalar için çalışmaya başladığımda yanıldığımı anladım. Dünyaya açık bir sunucu olduğu için gerekli güvenlik ayarlarını da tamamladım ve başarılı şekilde mongo shell ile bağlantı sağladım. MongoDB güvenlik ayarları için kabaca şu adımları izledim:</span></p>
<ol class="ol1">
<li class="li1">“admin” veritabanında aşağıdaki komut ile yeni bir kullanıcı oluşturdum (kullanıcı adı ve şifre sadece göstermelik).
<pre>use admin
db.createUser(
{
user: "mngUser",
pwd: "password",
roles: [ { role: "root", db: "admin" } ]
}
)</pre>
</li>
<li class="li1">system.users tablosunda kullanıcılar oluştu.</li>
<li class="li1">mongod.conf dosyasında &#8220;auth&#8221; seçeneğini aktif hale getirdim ve ilgili IP ile port&#8217;ları değiştirdim. Dışarıdan erişim yapılmaması için de httpinterface&#8217;i kapattım.
<pre>bind_ip=123.456.789.101
...
port=12345
...
auth=true
...
httpinterface=false
...
</pre>
</li>
<li class="li1">Firewall kurallarını ilgili portları kullandıracak şekilde tanımladım.</li>
<li class="li1">Mongo Shell ile bağlantıda aşağıdaki şekilde komut kullanmaya başladım:
<pre>mongo --host 123.456.789.101 --port 12345 -u mngUser -p password --authenticationDatabase admin</pre>
</li>
</ol>
<p class="p1">MongoDB yönetimi için şu aralar LitixSoft’un  <a href="http://www.litixsoft.de/english/mms/"><span class="s2">Mongo Management Studio ürünü</span></a>nü kullanıyordum. MMS ile authentication olmadığı zaman yeni sunucuya IP ve port ile kolaylıkla bağlanabiliyordum. Ancak mongod.conf dosyasında auth=true değişikliği yaptıktan sonra bağlantı sorunları yaşamaya başladım. Uzaktan erişimi mongo shell ile sağlayabiliyordum ancak denediğimde <a href="http://robomongo.org/">RoboMongo</a> ile de hata aldım.</p>
<p><figure id="attachment_1380" aria-describedby="caption-attachment-1380" style="width: 490px" class="wp-caption aligncenter"><a href="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2015/03/Diagnostic_and_Connection_Settings_and_MongoDB_Connections_and_Robomongo_0_8_4.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-1380" src="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2015/03/Diagnostic_and_Connection_Settings_and_MongoDB_Connections_and_Robomongo_0_8_4-291x300.png" alt="RoboMongo Authorization Hatası " width="490" height="506" srcset="http://mirmirik.net/mirmirFiles/2015/03/Diagnostic_and_Connection_Settings_and_MongoDB_Connections_and_Robomongo_0_8_4-291x300.png 291w, http://mirmirik.net/mirmirFiles/2015/03/Diagnostic_and_Connection_Settings_and_MongoDB_Connections_and_Robomongo_0_8_4-992x1024.png 992w, http://mirmirik.net/mirmirFiles/2015/03/Diagnostic_and_Connection_Settings_and_MongoDB_Connections_and_Robomongo_0_8_4.png 1188w" sizes="(max-width: 490px) 100vw, 490px" /></a><figcaption id="caption-attachment-1380" class="wp-caption-text">RoboMongo Authorization Hatası</figcaption></figure></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kullanıcı adı ve şifreyi defalarca kontrol ettim, Mongo üstündeki kullanıcıyı sildim, tekrar yarattım ancak çabalarım bir işe yaramadı. Mongo üstündeki auth özelliğini kaldırınca bağlantı sağlanabiliyor ancak eğer illa ki kullanıcı/şifre istersem bunu gerçekleştiremiyordum. Bilgisayarımdaki mongoDB için de aynı şeyleri denedim orada bir sorun olmuyordu. Kullanıcı adı ve şifre ile RoboMongo bağlantı sağlayabiliyordu. İki sistem arasındaki farklar işletim sistemleri (OSX ve Ubuntu), firewall ayarları (birisi localhost üstünden bağlanıyor) ve mongoDB sürüm farklılıkları (Ubuntu&#8217;daki 3.0, local&#8217;deki 2.6) idi. İki sistem arasındaki işletim sistemi ve firewall ayarları farklılıklarını ilk etapta göz ardı ettim. Sonuçta sunuculara erişim problemim olmuyordu. Sunuculara eriştikten sonra kullanıcı doğrulamada sorun oluyordu. Bağlantı yapmaya çalışan kullanıcıları daha detaylı incelediğimde (system.users collection&#8217;ı içinde) şunu gördüm:</span></p>
<p><figure id="attachment_1376" aria-describedby="caption-attachment-1376" style="width: 490px" class="wp-caption aligncenter"><a href="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2015/03/mongoUserSHA.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-1376" src="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2015/03/mongoUserSHA-300x215.png" alt="Yeni kullanıcı - SCRAM-SHA-1" width="490" height="351" srcset="http://mirmirik.net/mirmirFiles/2015/03/mongoUserSHA-300x215.png 300w, http://mirmirik.net/mirmirFiles/2015/03/mongoUserSHA.png 1014w" sizes="(max-width: 490px) 100vw, 490px" /></a><figcaption id="caption-attachment-1376" class="wp-caption-text">Yeni kullanıcı (3.0) &#8211; SCRAM-SHA-1</figcaption></figure></p>
<p><figure id="attachment_1375" aria-describedby="caption-attachment-1375" style="width: 490px" class="wp-caption aligncenter"><a href="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2015/03/mongoUserCR.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-1375" src="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2015/03/mongoUserCR-300x198.png" alt="Yeni kullanıcı - MONGODB-CR" width="490" height="324" srcset="http://mirmirik.net/mirmirFiles/2015/03/mongoUserCR-300x198.png 300w, http://mirmirik.net/mirmirFiles/2015/03/mongoUserCR.png 922w" sizes="(max-width: 490px) 100vw, 490px" /></a><figcaption id="caption-attachment-1375" class="wp-caption-text">Yeni kullanıcı (2.6) &#8211; MONGODB-CR</figcaption></figure></p>
<p>Araştırdığım zaman ise Mongo 3.0 sürümünü güncellemiyor ve yeni kurulum yapıyorsanız, user credentials olarak yeni SCRAM-SHA-1 kullandığını ancak 2.6 sürümünden bir güncelleme yapıyorsanız MONGODB-CR&#8217;ının tutulduğunu okudum. Eğer kullandığınız uzaktan yönetim konsolları (RoboMongo, MMS gibi) henüz 3.0 için güncelleme yapmadıysalar, maalesef yeni kurulmuş veritabanı sunucularına bağlanamıyormuş. Bunu aşmak için ise şöyle bir şey yaptım (<strong><span style="text-decoration: underline;">NOT</span></strong>: Buradaki adımları sadece test amaçlı kullandığınız sistemde yapın. Canlı sistemlerde ne yapacağını ya da neye yol açacağını hiç bilmiyorum. Sonuçta mongoDB&#8217;nin sistemi tarafından kullanılan bir collection&#8217;da değişiklik yapıyorsunuz).</p>
<ol>
<li>Öncelikle mongod.conf dosyasında auth=false yapın ve mongo servisini tekrar başlatın.</li>
<li>Mongo&#8217;ya shell ile erişin.</li>
<li>&#8220;admin&#8221; veritabanına geçin.</li>
<li>system.version collection&#8217;ı içindeki &#8220;authSchema&#8221; id&#8217;li kaydın, &#8220;currentVersion&#8221; değerini &#8220;3&#8221; yapın. Normalde 3.0 sürümü kurulumundaki değer 5&#8217;tir.
<pre>use admin

var s = db.system.version.findOne({"_id" : "authSchema"})
s.currentVersion = 3
db.system.version.save(s)</pre>
<p>Bu adımdan sonra kontrol ederseniz şunu görmelisiniz:</p>
<p><figure id="attachment_1382" aria-describedby="caption-attachment-1382" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2015/03/mongoVersionUpdate.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-1382 size-large" src="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2015/03/mongoVersionUpdate-1024x426.png" alt="AuthSchema güncellemesi" width="640" height="266" srcset="http://mirmirik.net/mirmirFiles/2015/03/mongoVersionUpdate-1024x426.png 1024w, http://mirmirik.net/mirmirFiles/2015/03/mongoVersionUpdate-300x125.png 300w, http://mirmirik.net/mirmirFiles/2015/03/mongoVersionUpdate.png 1586w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a><figcaption id="caption-attachment-1382" class="wp-caption-text">AuthSchema güncellemesi</figcaption></figure></li>
<li>Yeni bir kullanıcı yaratın.</li>
<li>Bu yeni yaratılan kullanıcının &#8220;credentials&#8221; değeri olarak MONGODB-CR kullandığından emin olun.</li>
<li>Tekrar mongod.conf dosyasındaki auth değişkenini true yapın.</li>
<li>Mongo servisini yeniden başlatın.</li>
<li>5. adımda yaratılan kullanıcı ile RoboMongo&#8217;dan ya da MMS&#8217;ten bağlanın.</li>
</ol>
<p>İlerleyen günlerde Robomongo ya da MMS bir güncelleme çıkartana kadar bu şekilde ilerleyeceğim. Daha sonra da burada yapılanları geri alacağım (currentVersion olarak tekrar &#8220;5&#8221; yapacağım). Umarım bir ara da Django ve Python ile düzgünce uğraşabilir ve orada başıma gelen dertleri yazabilirim.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net/2015/mongodb-3-0-robomongo-authorization-sorunu/">MongoDB 3.0 &#8211; RoboMongo Authorization Sorunu</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net">mirmirik.net</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://mirmirik.net/2015/mongodb-3-0-robomongo-authorization-sorunu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir CTO işe alım yapıyor!</title>
		<link>http://mirmirik.net/2014/bir-cto-ise-alim-yapiyor/</link>
					<comments>http://mirmirik.net/2014/bir-cto-ise-alim-yapiyor/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[mirmirik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2014 10:22:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilişim Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[cto]]></category>
		<category><![CDATA[insan kaynakları]]></category>
		<category><![CDATA[iş yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://mirmirik.com/?p=1293</guid>

					<description><![CDATA[<p>Oldukça büyük ve ünlü bir restoran mutfağındaki aşçılık ve büyük ihtimalle şef aşçılık kariyeriniz sizi, bir şekilde, müşteriler ile daha fazla beraber olabildiğiniz &#8220;şef garsonluk&#8221; tarafına sürükledi. Artık mutfakta dönen her şeyden siz &#8220;ayrıca&#8221; sorumlusunuz. Gelen siparişlerin içerideki şef aşçıya iletilmesi, siparişin ne kadar sürede hazırlanması gerektiği, içeriğinin müşterinin istediği şekilde nasıl hazırlanabileceği ve bunu en [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net/2014/bir-cto-ise-alim-yapiyor/">Bir CTO işe alım yapıyor!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net">mirmirik.net</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-1295 size-medium" src="http://mirmirik.com/mirmirFiles/2014/08/BATMAN_restaurant01-300x293.jpg" alt="I work in a restaurant" width="300" height="293" srcset="http://mirmirik.net/mirmirFiles/2014/08/BATMAN_restaurant01-300x293.jpg 300w, http://mirmirik.net/mirmirFiles/2014/08/BATMAN_restaurant01.jpg 604w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>Oldukça büyük ve ünlü bir restoran mutfağındaki aşçılık ve büyük ihtimalle şef aşçılık kariyeriniz sizi, bir şekilde, müşteriler ile daha fazla beraber olabildiğiniz &#8220;şef garsonluk&#8221; tarafına sürükledi. Artık mutfakta dönen her şeyden siz &#8220;ayrıca&#8221; sorumlusunuz. Gelen siparişlerin içerideki şef aşçıya iletilmesi, siparişin ne kadar sürede hazırlanması gerektiği, içeriğinin müşterinin istediği şekilde nasıl hazırlanabileceği ve bunu en hızlı nasıl ve kimin tarafından sunulabileceği tamamen sizin kontrolünüzde. Tabi ki bunların hepsi kasada oturan arkadaşınızın uyarıları ile şekillenmek zorunda. İşin en kötüsü de, bu restoranda menü falan yok. Sadece sizin &#8220;kırmızı et&#8221; yemekleri konusunda iyi olduğunuz biliniyor çevrede. Kimin ne zaman ve neyi nasıl isteyeceği tamamen deneyimlerinizden kaynaklı öngörülerinize bağlı.</p>
<p>İş hayatınızdaki &#8220;yazılımcı&#8221; ve büyük bir ihtimalle &#8220;yazılım takım yöneticisi&#8221; kariyeriniz bir şekilde, müşteriler ve şirket yöneticileri ile çok daha fazla birebir ilişki kurduğunuz &#8220;manager&#8221; pozisyonuna sizi sürükledi. Artık IT ekibi içinde dönen her şeyden çok daha fazla sorumlu hale geldiniz (Bir nevi, 1.49V üzeri DC ya da AC ile çalışan herşeyin sorumluluğu sizde). IT&#8217;den belirli bir zaman planına uygun olarak istenilen her şeyin, bir süzgeçten geçirilip yazılım takım yöneticisine iletilmesi, isteğin çıktısının ne olması gerektiği gibi konularda kafanızı oldukça yormanız gerekmekte. Bunları yaparken de finansal girdi ve çıktıları hesaba katıp, en uygun fiyatlı çözümü sunmanızın şart olduğunu da unutmamak gerekiyor.</p>
<p>İşlerin yetişemediğini, bir nevi gelen talepleri artık elinizdeki aşçılar ile karşılayamadığınızı farkettiğinizi ve çözüm olarak bir ya da iki aşçıyı daha ekibinize katmak olduğunu gördüğünüzü varsayalım. Elinizde sağlam veriler de var. Verileri analiz ettiniz ve bir iki ay içinde her akşam size gelen müşterilerin isteklerini, istedikleri süre içinde tam olarak karşılayamayacağınızı biliyorsunuz ve bu isteklerin daha da artacağını zaten görüyorsunuz. Bu durumda atılacak adımlar belli aslında. Bu durumu yöneticinize (büyük ihtimalle genel müdürünüze) bildirmek ve iyi bir aşçı arama sürecine girmek ya da bu kadar masa fazla, bunların sayılarını azaltmamız lazım demek. İkinci seçeneği seçmeniz mantıksal açıdan kolay yol olsa da, işletme açısından istenilen bir davranış olmayacaktır büyük ihtimalle. İlk seçeneğe dönelim. Eleman alalım&#8230;</p>
<p>Restoranlardaki işe alımların hangi süreçlerden geçtiğini kesin olarak bilmediğim için tabi ki o konuda ahkam kesmeye devam etmeyeceğim. Kendi bildiğim kısma döneyim. Artık birlikte çalıştığımız IT ekibine yeni bir çalışan katma konusunda sorumlu hale geldiğimize göre, bu konudaki deneyimleri anlatıyor olmanın zararı olmaz.</p>
<ul>
<li>Öncelikle, &#8220;eleman&#8221; değil, çalışma arkadaşı arayışı içinde olduğunuzu kabullenin. &#8220;Eleman&#8221; arayışından vazgeçin. İş arkadaşı arayın.</li>
<li>İşverenlerinizin hayalindeki gibi mükemmel kişiliğe sahip, sabahtan akşama kadar yerinden kalkmadan çalışan, işyerinin &#8220;iş hedeflerini&#8221; %100 içselleştirmiş ve çok iyi derecede teknik bilgiye sahip insan arayışından vazgeçin. Öyle birisi yok. Onlara Artificial Intelligence adı da veriliyor ve <a title="Stephen Hawking: 'AI could spell end of the human race'" href="https://www.youtube.com/watch?v=fFLVyWBDTfo">Stephen Hawking&#8217;in de uyardığı gibi</a> insanlığın sonu onlardan gelecek.</li>
<li>İş görüşmelerinde patron gibi değil, çalışma arkadaşı gibi konuşun. Zamanınızın büyük bir kısmını birlikte geçireceksiniz. Eşiniz, çocuğunuz ya da kedileriniz ile çok daha az görüşüyorsunuz. Hadi çocuk neyse de, eşinizi seçerken bile &#8220;birlikte geçireceğiniz zamanın huzurlu olması&#8221; şartını aradığınızı unutmayın.</li>
<li>Sinirli olduğunuz ya da çok neşeli olduğunuz gibi yüksek duygu durumlarınızda görüşme yapmaktan ve karar vermekten mümkünse kaçının.</li>
<li>Çok bilindik ve klasik olacak ama sizin aradığınız teknik yeterlilik ile ilgili herşeyi tam olarak ve çok iyi bildiğini iddia eden kişileri işe almayın. Yalan söylüyorlar. Piyasada Photoshop ve 3DS uzmanı olup da SAP&#8217;de modül desteği verebilen, ABAP&#8217;ta kendisini aşmış ve .NET ile SQL Server&#8217;a, Python ile mongoDB&#8217;ye &#8220;takla attırmasını&#8221; bildiğini iddia eden bir çok CV var. *nix sistemlerde her daim bir root, Windows&#8217;ta ise Sys.Admin olmaları da büyük artı belki. Swift&#8217;te 10 yıllık tecrübeleri olması kendilerini bir adım öne çıkarsa da, Android&#8217;de sadece 8 yıllık tecrübeli olmaları sizi şüphelendirebilir. (İş arayanlara not: Bu tip bir özelliklerde birisini arayan bir iş ilanı görürseniz de o firmayı bir şekilde bloklayın)</li>
<li>Dürüst olun görüşmede. Dürüst olmaktan kastım acımasızca dürüst olmak. Pembe bir tablo çizmeyin kesinlikle. Beyaz yalanlar bile söylememeye çalışın. Gerçekleşmesi çok düşük ihtimalde olan vaatlerde asla bulunmayın. Gücünüzün sınırlarında olan konularda istekler gelirse bunları ne kadar gerçekleştirebileceğinize bakın. Eğer gerçekleştiremeyeceğinize dair bir şüpheniz varsa bunu paylaşın. Sırf &#8220;eleman alımını gerçekleştirmek&#8221; ile siz bir üst makamın gözünde iyi görüneceksiniz diye insanları boş vaatler ile oyalamayın.</li>
<li>Bilmediğiniz bir teknik alanda iş arkadaşı arayışı içindeyseniz, mutlaka o konuyu iyi bilen birisinden destek alın.</li>
<li>Zaman zaman, ekip içindeki konum olarak daha alt düzeyde bulunan bir ekip arkadaşınızı da görüşmelere alın. Bu hem başvuran kişinin gireceği ekibi biraz daha nesnel tanımasına, hem de ekip içindeki arkadaşınızın IK konularında kendisini eğitmesine destek olacaktır. Örneğin bir Jr. Developer arıyorsanız, o güne kadar iş görüşmelerinde hep masanın diğer tarafında oturan bir Mid.Level Developer arkadaşınızı yanınızda bulundurun. Onun da soru sormasına fırsat verin.</li>
</ul>
<p>Bu tavsiyelerim ya da hayallerim tabi ki benim her zaman yapmayı başarabildiğim şeylerden öte, yapmak istediklerim. Birçoğunu şimdiye kadar uygulayabildiğimi düşünüyorum ama tam anlamı ile her maddeyi gerçekleştirdiğimi söylemek &#8220;beyaz bir yalan&#8221; olur. Acımasızca dürüst olmadığım zamanlar oldu.</p>
<p>Şef aşçı olmak zor. Benim becerebileceğim bir şey değil. Sanırım bu yüzden yazılımcı oldum&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net/2014/bir-cto-ise-alim-yapiyor/">Bir CTO işe alım yapıyor!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="http://mirmirik.net">mirmirik.net</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://mirmirik.net/2014/bir-cto-ise-alim-yapiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
